Oğluma

Ekrem KILIÇ

Ömer, yavrum! Bu birkaç söz babandan bir nasîhatdır:
Vazîfen, evvelâ Allâh’a îmândır, itâatdır.

Eğer Kur’ân ve Peygamber senin rehberlerin olsa
Mükedder olma hiç, dünyâ karanlıklarla hep dolsa...

Vücûdun çekse bin zahmet de kalbin mutmaindir ya;
Senin dünyân apaydınlık, şu yer cennet olur gûyâ!

İbâdetden alırsan zevk, akar ömrün saâdetle.
Sevabdâr addolur sâir mübâh işler bu sûretle.

Dilin kalbinle bir olsun, hakîkatden sakın şaşma!
Edebdir en büyük ziynet, hudûdundan bir an aşma!

Bugün dünden birazcık fazla git, durmak yakışmaz hâ!
Zarar say sen, geçen günler müsâvî olsa, denk olsa...

Muvaffak olmak istersen uyarsın âdetullâha
Sabır senden, sebat senden, zafer âiddir Allâh’a.

Elin, ağzın, gözün, aklın.. çalışsın Hakk’a hizmetde;
Eşin – dostun, konun – komşun bulunsunlar selâmetde.

Hayâtın hassasındandır duraksız bir faâliyyet;
Atın şevkdir, kılıncın hak, süvârî kahraman himmet...

En evvel ye’se rastlarsın; hücûm etmez o erkekçe.
O pek sinsî bir illetdir, durur karşında ürkekçe.

Fakat dikkat! Büyük düşman o mel’un; vur, yanaşdırma!
Dilin “Lâ taknetû..” derken, çalış; bir lâhza boş durma! [1]

Gözünden çıkmasın gàyen, elinden düşmesin dizgin;
Yolun pek sarp, atın yorgun, gerin çöldür, önün engin.

Tefevvuk meyli, ihlâsın amansız zehridir, dikkat!
O his nefsin hevâsından; tereddüdsüz kopar, çek – at!

Livechillâh çalışmazsan o istibdâd eder işgàl.
Okun, zırhın, atın, gürzün.. hülâsâ hep gider derhâl!

Hedefler merdiven olmuş, bu dünyâ iktizâından;
Merâtibden eğer atlarsa, mümkündür, düşer insan.

Düzelmez her işin birden, sabırsızlık da göstersen;
Selâmetdir sonun oğlum, metîn ol, yılma erkenden.

Durur karşında dağvârî o binbir türlü ma’siyyet,
Musîbetler, ibâdetler.. sabır göster, tahammül et.

Kulak versen, ne der Kur’ân – İlâhî ses – bu mevzûda,
Duyarsın: “Vasbirû..” ma’nâya dikkat et, getir yâda... [2]

Hatırlatmak vazîfemdir. Nasıl doğmuşdun? Üryandın!
Berâber olmasaydık biz, sen oğlum, pek perîşandın.

Bu bir fıtrî esasdır: kimse cem’iyyetden ayrılmaz.
Beşer yalnız yaşar dersen, ne mümkün, hiç kolay olmaz...

Düşüncen kendi kaygın olmamak lâzım, esâsında;
Şahıs, ekser, bekà bulmaz mı bir nev’in bekàsında?

Bu yüzden, halka hizmet et; olursun nâsın ahyârı.
Mükâfâtın mukadderdir; çalış, hiç ummadan kârı.

“Yatar âlem çalışmazken benim harcım mı hep gayret?”
Diyorsan, yanlış evlâdım... Nasıl ben eylemem hayret!

Demez miydik: “Tevekkelnâ al-Allâh.” biz, unutdun mu? [3]
Tevekkül sa’ye mâni’dir sanıp sırtüstü yattın mı?

Sebebler bir anahtardır, mürâat eylemek lâzım;
Kalırsın ellerin böğründe şaşkın, sonra, evlâdım!

Nedir hâlin? Ayak altında çiğnenmek midir hakkın?
Dikil bir bak! Perîşândır asırlar var senin halkın.

Yetiş artık! Çocuklar, hem kadınlar, kızlar, erkekler,
Vatan, millet, bütün dünyâ.. çalışmandan hayır bekler.

İlâhın karşısındayken nefis âcizdir, âmennâ!
Fakat, bir iş verilmişkenki aczin sahtedir, kanma!

“O gitsin, iy’ yapar.” dersen, tevâzûun abes, yersiz.
Ne âlâ iş şu tenbellik... Çalışsın el, yiyin hep siz!

Eğer sen Hakk’a bağlıysan zarar vermez sapıklıklar.
Bırak, çek git; yolun sâlim, hidâyetden ışıklar var.

Senin Rabb’in nasıl emretse aynen yap, kusûr etme.
Bir O’ndan kork; O’dur Mevlâ’n! Çalış, aslâ fütûr etme.

“Şu şöyleymiş, bu böyleymiş, zaman geçmiş, asır başka..”
Diyenler pek çok aptaldır; sözün geçmez, hiç uğraşma.

Vazîfen hakkı tebliğdir, yaparsan kalmıyor borcun.
Hidâyet Rabb’inin hükmündedir elbet, değil harcın.

Görürsen münkerâtdan nehyedersin iktidârınca.
Vasatdan sapma, her hâlinde kal dâim karârınca.

“Rahat zahmetde.” denmişdir. Bu söz saklar büyük hikmet.
Araşdırsan alırsın ders, bulursun belki bin ibret.

Atâletden doğar binbir sefâletler, rezâletler;
Bu yüzden işlenir, alçakça, her gün, çok cinâyetler.

Yağar artık felâketler. Yakar, sarsar, boğar, çiğner;
Nihâyet târ ü mâr eyler, rezîl eyler, zelîl eyler...

Buyurmuş: “Leyse li’l- insâni illâ mâ seâ.” Allâh. [4]
Bu böyleyken nasıl tenbelce yangelsin ibâdullâh?

Hayat dershânesinden aldığım dersin hülâsâsı,
Usandıysan, bu son sözdür: Kazan, kaybetme ihlâsı!

Ve azmetdin mi sen bir kerre, dönmek yok yolundan hiç.
Meded istersen, Allah’dan.. ne beklersin kulundan: hiç!

Mart, 1972

[1] Allâh’ın rahmetinden ümîd kesmeyin. (Zümer, 53)
[2] Ey îmân edenler! Sabredin, (düşman karşısında) sebât gösterin, (cihâd için) hazırlıklı ve uyanık bulunun ve Allâh’dan korkun ki başarıya erişebilesiniz.   (Âl-i İmrân, 200)
[3] Biz, işlerimizde sebeblere başvurur, sonucu Allâh’a bırakırız.
[4] İnsan için, kendi çalışmasından başka bir şey yoktur. (Necm, 39) 

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.