Yüzünü Neye Çevirirsen Ona Benzersin

Mustafa ORAL

İnsan, civa misali yerinde duramayan şu dünyada nefsini temsil eden yılan ile kalbini temsil eden güvercin arasında yaşar. Nefsanileştikçe arzileşir, gökten yere düşer, hırslarının ve ihtiraslarının kurbanı olur, dünyaya daldıkça dalar, yılan gibi sürüngen hayatı yaşar. Nefsaniyetten ve cismaniyetten çıktıkça kalbîleşir, ruhanîleşir; güvercinler gibi nefsin mertebelerinde terakki eder, yedi göğe doğru adım adım yükselir.

Güvercinler yılanları görseler ürperip yollarını değiştirirler; ne var ki yılanlar cirimlerine ve cürümlerine bakmaksızın güvercinleri haklamak için peşinden koşarlar.

Sevr Mağarası’nda yılanlar güvercinlere karşı

Kâinatın kendisi için yaratıldığı güvercin kalpli Hz. Mustafa, Hicret günlerinde nefisleri yılanlaşmış insanların saldırılarından korunmak için Sevr Mağarasına sığındığında, O’nu korumak için örümcek mağara kapısına ağını kurar, güvercin yuva yapar. Oysaki o anlarda mağarada Hz. Mustafa’yı korumaya çalışan Hz. Ebubekir’in ayağını yılan sokar.

Yusuf’un gömleğinin başına gelenler

Hz. Mustafa’nın soyundan gelen Yusuf Peygamber güzelliği dillere destan güzide bir insandı. Yusuf’un gömleğinin başına gelenler ihtimal ki çok az insanın başına gelmiştir. Yusuf, gömleğinin şahsında birçok insanın imtihanı haline gelir. Kardeşleri, babaları Yakup Peygamberin Yusuf’a olan sevgisini ve ilgisini kıskandığı için Yusuf’u kuyuya atarlar, gömleğini kana bulayıp “Kurt yedi.” diye mazeret sunarlar. Bir zaman sonra Yusuf kuyudan çıkarılıp köle pazarında Mısır Sultanı’na satılır. Bu sefer Sultan’ın hanımı Züleyha ona göz koyar, hevesini almaya çalışır. Yusuf, “aşk” ile üzerine yürüyen Züleyha’dan kurtulmaya çalışırken gömleği arkadan yırtılır. O gün de gömleği Züleyha’nın hırsına tanıklık, Hz. Yusuf lehinde şahitlik eder. Ne var ki Yusuf yılanların ana yurdu zindana atılmaktan kurtulamaz. 11 yıl sonra zindandan çıkınca Yusuf’u zindana attıran Züleyha, Yusuf Peygambere layık eş olacak seviyeye, Yusuf’u kuyuya atan kardeşleri de Peygamber kardeşi olacak seviyeye gelirler. Yusuf saraya yerleşir ve Yusuf’un hasretiyle gözyaşı döke döke kör olan babasına gömleğini gönderir. Yakup Peygamber gömleği gözlerine sürdüğünde gözleri açılır, tekrar görmeye başlar.

Gömlek var kör eder; gömlek var kör gözü açar.

Yusuf’un gömleği gözleri hakikate açarken yılanın gömleği gözleri kapar. Yılan her yaz gömlek değiştirir, her yaz âşık olur. Havalar soğumaya başlayınca gömleğini çıkarıp atar. Öyledir; insan birinden bir defa soğumaya görsün çıkarıp atar ondan izler taşıyan herşeyini. Artık hiçbir gömlek ısıtamaz onu. O gömleği bir daha giymem, der. O gömlek ona kefen olur, onunla birlikte ölür. 6 ay sonra sürpriz bir gelişme olur. Bahar gelir, aşk yine yoklamaya başlar. Yılan yine aşka gelir, kendine gömlek beğenir. Özene bezene giyinir. Sonbahara doğru yine aşk kazası yaşar, gömleğini yırtıp atar.

Bütün bunlardan dolayı ben yılanları pek sevmem. Sinsi gelir bana. Yılan gibi sinsi insanları da sevmem; iki de bir gömlek değiştirmelerini kabullenemem.

Yılandan ve yalandan Allah’a sığınmak

Eski insanların kendilerine göre renkleri vardı. Hep aynı renk ve şekilde elbise giyerlerdi. Böylece, “Ben hiçbir zaman değişmedim.” mesajı verirlerdi. Günümüz insanları maalesef öyle değil. Sabah giydiklerini akşam giymiyorlar; üstelik rengârenk giyiniyorlar. Bir giydikleri diğerlerini tutmuyor. Bir sözleri diğerini tutmuyor. Bazen, “Ben değiştim.” diyor. Oysa her yaz yılan da aynısını yapıyor.

İnsanoğlu, “Yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar.” diyor ama kendini beğendirmek için akla, hayale gelmedik yalanlar söylüyor. Yaşamı, hep kendini beğendirmek üzerine kuruyor. Herkes kendisini sevsin istiyor. Kendini beğendirmek için rengârenk giyiniyor. Yetmiyor, gerçek elbisesi olan bedenini de beğenmiyor. Michael Jackson gibi cildini değiştirmek için estetik ameliyatları bile oluyor. Bedenine müdahale ediyor. İstediği değişimi yakalayamayınca, beklediği ilgiyi göremeyince canına kastediyor. Yılan misali gömleğini çıkarıp toprağa çekiliyor. Ah ki insan bazen yılan kadar bile olamıyor. Gömleğini çıkarıp kalbine çekilmek varken kabre çekiliyor.

Barla Gecelerinde yılanlar ve güvercinler

Eskiler siretin surete yansıdığını söylerdi. Karşısındakinin yüzünde içini görürlerdi. Gözü kalbin, yüzü gönlün aynası bilirlerdi. Kişi melek gönüllüyse yüzünde bir meleğin seyrettiğini görürlerdi. Ruhunda yılanlık varsa yüzünde yılan görürlerdi. Barla köyünde yaşayan bilge de böyle bir seyrin şahidi olmuştu. Güvercin kalpli arkadaşıyla konuşurken aralarından ‘güyâ iki yılan birbirine eklenmiş gibi, uzunca siyah bir yılanın’ geçtiğini fark etmişti. Arkadaşına, bu dehşetli yılanı görüp görmediğini sormuştu.

Arkadaşı, "Yok, görmedim ve göremiyorum." diye cevap vermişti.

"Fesübhânallah"! demişti Barlalı bilge. "Bu kadar büyük bir yılan ikimizin ortasından geçtiği halde nasıl görmedin?"

O vakit hatırına bir şey gelmemişti; fakat sonra kalbine geldi ki, Bu işarettir; dikkat etmeli.

Gerçekte aralarından geçen yılan değil, o an için aklından yılanı hatırlatan sinsi fikirler geçiren Nahiye Müdürü idi. Bilge, arkadaşının o yılanı görmemesine şaşırmıştı.

Düşündüm ki gecelerde gördüğüm yılanlar nevindendir. Yani, gecelerde gördüğüm yılanlar ise, hıyânet niyetiyle her ne vakit bir memur yanıma gelse, onu yılan sûretinde görüyordum. Hattâ bir defa müdüre söylemiştim, "Fenâ niyetle geldiğin vakit seni yılan sûretinde görüyorum; dikkat et" demiştim. Zâten selefini çok vakit öyle görüyordum. Demek şu zâhiren gördüğüm yılan ise işarettir ki, hıyânetleri bu defa yalnız niyette kalmayacak, belki bilfiil bir tecâvüz sûretini alacak” demişti.

Bir zaman sonra ise şöyle diyecekti.

“Barla’da ne vakit bana fütur gelmişse, yalnız kendimi düşünmek hatırası kuvvet bulmuşsa, bu ehl-i dünyanın yılanlarından, münafıklarından birisi bana musallat olmuş. Bu sekiz senede seksen hadiseyi, kendi başımdan geçtiği için hikâye edebilirim. Usandırmamak için kısa kesiyorum.”

Dünya işte böyle bir yer. Yerde yılanlar, gökte güvercinler geziyor. Yüzünü dünyaya döndürene yılanlarını gönderiyor, süründürüyor. Dünyaya sırtını döneni güvercinlerle göklere uğurluyor.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.