Bekir Berk’in Balıkesir Günleri
Rüyalar ve dualar zamanın içinde işlerken Bekir Berk sınavlara hazırlanır. Balıkesir Lisesi’ni yatılı olarak kazanır, ikinci sınıftan itibaren okumaya başlar. Okulda farklı dünya görüşlerinden insanlarla tanışır. Ayhan Songar da bunlardan biridir. Songar ile o günlerde başlayan dostluğu son nefesine kadar devam edecektir.
Ülke gündemine duyarlı hâle gelir. Bol bol kitap okur; gazeteleri, dergileri takip eder. Milliyetçi ve muhafazakâr dergilerin abonesi ve gönüllü dağıtıcısı olur.
Türkiye’nin genel manzarası Balıkesir Lisesi’ne de yansır. Gençler sağcı-solcu şeklinde kamplaşır. Bekir Berk kısa zamanda sağcı grubun dikkat çeken önderlerinden olur. Güçlü muhakemesi ve kültürü ile münazaralardan galip ayrılır. Birçok solcu genci etkileyerek milli ve manevi değerlerle buluşmasına vesile olur.
Balıkesir İstasyonunun yanındaki tesise Demir Spor Lokali tabelası asılınca Türkçe olmayan ‘lokal’ sözcüğünü protesto etmek için bir grup liseli milliyetçi genci peşine takarak alana gelir. Yaptığı veciz konuşmadan etkilenen gençler galeyana gelerek lokal yazısı taşıyan camı kırarlar. Bu olay üzerine okul idaresinden ihtar alır.
Gündelik yaşamında kibar, nazik biri olmasına rağmen fikri tartışmalarda sertleşir, cevvalleşir. Bu durum bazılarını rahatsız eder. “Yasak yayınlar okuduğu” iddiasıyla okul idaresine şikâyet edilir. Bunun üzerine üç ay uzaklaştırma cezası verilir. Kitaplarına ve dergilerine el konulur. Berk şok olur zira ilk kez kitap okumanın suç olduğuna şahit olmuştur. Bu durum onu daha da bileyler. İstanbul’a döner, Kabataş Lisesi’ne kaydını yaptırır. Mezun olduktan sonra İstanbul Hukuk Fakültesine girer.
Şairlere, Hak Erlerine İlham Olan Kahraman
Üniversiteye kaydolduğu yıllarda Türkiye, Komünizm tehdidi altındadır. Hakk’ın yılmaz savunucu, azimli, sebatkâr, fedakâr ve cefakâr Hak eri Bekir Berk, İslâm’ın hoş gördüğü müspet milliyetçiliğin savunucusu olur. Komünistlik ve masonluk gibi akımlara karşı mücadele eder. Arkadaşlarıyla Komünizme Karşı Mücadele Dergisi’ni (1950-1952) çıkarır. Milliyetçiler Derneği Başkanlığı yapar.
O günlerde Mareşal Fevzi Çakmak derin mahfillerin oyununa gelmiş; Tan Gazetesi sahibi Zekeriya Sertel gibi sol görüşlü insanlarla hareket etmeye başlamıştır. İnsan Haklarını Koruma Derneği adı altında örgütlenmek için 18 Ekim 1945 tarihinde konferans organize ederler. Haberi alan Bekir Berk konferansa katılır. Mareşal’in bu insanlarla hareket etmesinden son derece rahatsız olur. Mareşal’in konuşmasının ardından söz alarak rahatsızlığını dile getirir. Etraf buz gibi sessizliğe bürünür. Mareşal bir tek kelime dahi söyleyemez. Bu olaydan sonra Bekir Berk dikkatleri üzerine çeker. Vatanseverler içlerinde böyle cesur bir cevherin bulunması ile övünürken karşı cephede olanlar ona karşı gardını alır. Bu davranışları, İstanbul medyası vasıtasıyla sesinin, memleketi Ordu’ya kadar ulaşmasını sağlar.
Ertesi gün Son Posta Gazetesi onu öven bir yazı yayımlar. Yusuf Ziya Ortaç da kervana katılanlardandır.
“Bir genç çıktı. Adını duymadım, yüzünü görmedim, sesini işitmedim. Belki yirmisinde var, belki yok. Koskoca bir maziye, yetmiş yaşında bir şöhrete, ihtiyar Mareşal’e sordu. ‘Siz bu adamlarla nasıl el ele veriyorsunuz?’ Bir gencin ağzından çıkan bu ses, bir gencin değil, bir gençliğin sesidir. Cumhuriyet Bayramına bu sesin neşesi, bu sesin ümidi, bu sesin ışığı içinde giriyoruz.”
Hüseyin Cahit Yalçın da aynı hisleri paylaşır.
“Evet, orada bir hiss-i selime sahip bir Türk genci ve bir üniversite talebesi görüldü ki Mareşal’e, malum aşırı solcularla nasıl bir araya geldiğini ve bir cemiyet yaptığını sordu sadece. Henüz talebe olan bu Türk gencinin küçük bir fiske darbesi koca Mareşal’e, eski bir dışişleri bakanına, koca bir profesöre, bir hukuk adamına bir peçe hizmeti gördürülmüş garip bir cemiyeti darmadağın etmeye kâfi geldi. Bu büyük şahsiyetlerin zihnine bu sual o dakikaya kadar gelmemiş miydi?”
Bekir Berk o günkü atmosferi anlatan ve Mareşal’in tavrını eleştiren bir yazı kaleme alır. Bu yazı Büyük Doğu Dergisi’nde Necip Fazıl’ın önsözüyle yayımlanır.
Berk’in namı zamanla ülke sınırlarını aşarak Komünizm'in ana yurdu Sovyetler Birliği’ne kadar ulaşır. 28 Ocak 1947 tarihinden itibaren Moskova radyosu Bekir Berk aleyhinde yayınlar yapmaya başlar.