Mazlumların avukatı, Risale-i Nur kahramanı Bekir Berk 1959 yılında Nur talebelerinden Mehmet Kayalar’ın mahkemesi için Diyarbakır’a gelir. Asker kökenli Kayalar, mizaç farklılığından dolayı Bekir ile bazı konularda anlaşamamaktadır. Bundan dolayı, “Benim avukata falan ihtiyacım yok. Kendimi savunurum.” der. Bekir de, “Ben mahkemeye girer, Risale-i Nur’ları müdafaa ederim.” diye cevap verir. Fakat Kayalar sözü uzatıp Bekir’i istemediğini söyler. O da Bediüzzaman’dan aldığı dersle Kayalar’ı incitmeyecek şekilde, “Ben Risale-i Nur davasına girerim.” deyip yanından ayrılır. Ardından Nur Dershanesine gidip istirahata çekilir. Sabah namazını bir grup Nur Talebesiyle kılarlar. Namazın ardından orada bulunan bir Nur Talebesi rüya görür.
Bir Rüyanın Sırrı
“Bu gece üç kişiyi rüyamda gördüm. İmam-ı Ali (r.a.), Abdülkadir-i Geylânî (k.s.), Diyarbakır evliyasından Şeyh Şeyhmuz Hazretleri dershanemize geldiler. Kalabalık içerisinde bulunan Mehmet Kayalar’a hitaben, İmam-ı Ali Efendimiz sert bir ifadeyle diyor ki: ‘Nerede bir mahkeme-i Nuriye olsa, Bediüzzaman, Bekir’i oraya gönderir. Bediüzzaman’ın B’sine, Bekir’in B’sine, Diyarbakır’ın B’sine dikkat etmek lâzımdır.’ deyip kayboldular.”
Bu rüya herkesi heyecanlandırır. Bekir’in sevincine diyecek yoktur. Sabahleyin hep beraber mahkemeye gidilir. Yine muhteşem bir müdafaa yapıp mazlumların beraatına, Risale-i Nur’ların iadesi kararına vesile olur.
Ardından alelacele Abdünnur Keseli ve iki Nur Talebesi ile Elazığ mahkemesine koşarlar. Yolda dört saat hiç durmadan marş okurlar. Sanki yeryüzüyle bağlarını kesmişler, göklerde uçuyorlardır. Adliye binasına girdiklerinde mübaşirin, “Av. Bekir Berk duruşma salonuna!” diyen sesini işitirler. Allah ihlâs ve sadakat abidesi Bekir için bir daha inayetini göstermiş, zamanında duruşmaya yetiştirmiştir.
O kahramanlar böyleydi işte. Rablerinin inayeti; Hz. Alilerin, Geylanilerin, Bediüzzamanların koruması altında tertemiz hayatlar yaşamışlardı. Hiçbir zorluk onları yıldıramamış, yollarından döndürememişti. Dünya ile ilgili sorunlarını korumaları altındaki o büyük zatlar rüyalarda, yakazalarda çözüyorlar; onları felaha ve zafere ulaştırıyorlardı. Ne mutlu Bekir Berk’e, Mehmet Kayalar’a, ne mutlu korkusuzca ihlâs ve sadakatle onların yollarından giden hizmet erlerine…
Ruhlarına el- Fatiha…