Siyah inci

Mehmet Abidin KARTAL

Sahabelerin hepsi Efendimizin (sav) sohbetiyle müşerref oldular. Onların ruhları, akılları, kalp ve vicdanları ve nihayet bütün duyguları, Peygamber terbiyesinden geçti, onun feyziyle büyüdüler. Sahabe efendilerimiz dağın güney yamacındaki çiçekler gibi, güneşten doğrudan doğruya istifade ettiler ve onun zatıyla görüştüler. Onlardan sonra gelen bütün hakikat yolunun yolcuları ise, dağın kuzey yamacındaki çiçekler gibi, güneşin zatından değil, ancak aydınlığından faydalandılar.

Resul-i Ekrem Efendimiz, (sav) “ Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız doğru yolu bulursunuz.”

“Sakın benim sahabelerime sövmeyiniz, sakın benim sahabelerime sövmeyiniz. Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Uhud dağı kadar altını sadaka olarak verseniz dahi, sahabelerimden birinin iki avuç hurma sadakasına, hatta bunun yarısına bile yetişemezsiniz.” Buyurmaktadır.

Bu gökteki yıldızlardan biri de, Bilal-i Habeşi’dir. Hz. Bilâl, çağlar boyu ezilen ve sömürülen insanların sesini yükseltecek, en büyük hakikat imanı, hürriyeti asırlardan asılara ulaştıracak bir yıldızdır.

Bilal, siyah bir incidir. Teni siyah, kalbi kar gibi bembeyazdır.

21. asır dünyasında hala insanlar arasında gizli kölelik, renk üstünlüğü, ırkçılık sürüp girmekte, bu uğrunda savaşlar yapılmakta, kan dökülmekte, kötülük hüküm sürmektedir. Hâlbuki Hazret-i Bilâl-i Habeşî bir köleydi. Derisi simsiyahtı. Bütün insanları doğuşunda hür yaratan Hazret-i Allah'ın huzurunda en büyük şeref, en büyük makam kulluktu. İnsanı insan yapan imandı, takvaydı, vicdandı, merhametti, şefkatti, adaletti, iyi insan olmaktı… İnsan renk renk olabilirdi, farklı ırktan olabilirdi, fakir, zengin olabilirdi... Hazret-i Bilâl-i Habeşî her türlü hareket ve sözlerle horlanırken, imanıyla, takvasıyla mertebelerin en yükseğini buldu. Çünkü kâinatta en büyük hakikat imandır, imandan sora namaz. Bilal iman ve namazın somutlaşmış görüntüsüydü. Hazret-i Bilâl-i Habeşi namaza davet olan İlk Ezan-ı Muhammedi'yi okuma, kölelerden birinci Müslüman olma, Efendimiz Hazret-i Peygamber'in (sav) yakınında bulunma ve Ezan-ı Muhammedi'ye sabahları okunan "Namaz uykudan hayırlıdır" cümlesinin ilâvesi ilhamıyla şereflendi. O’nun hayatında insanlık için pek çok ibret ve örnek sahneleri vardır. Siyahi bir köle iken müezzinlerin efendisi, Hz. Peygamber'in (SAV) özel koruması, Beytülmal’ in emini oldu. Yaptığı eşsiz hizmetlerle inananların gönlünde taht kurdu. Müminler erkek çocuklarına Bilal ismini verdiler. Bende oğluma Bilal ismini verdim. Tenleri siyah olan kardeşlerimi Bilal’i Habeşi kardeşim diyerek seviyorum.

"Bilal, Kâbe´nin damına tırmandı. Sorumluluk korku vericiydi. Bilal putlara karşı tırmanıyordu. Eğer düşseydi putlar parçalamış olacaktı. Ve Bilal Kâbe’nin damındaydı... On binlerin yüzleri baktı Bilal. Gök bütün nefesini tutmuştu. Bir esinti dahi yoktu. Kızgın çöl gözlerinin önündeydi. Güneşe başkaldıran yılanlar gibi ıslıklanıyordu yine kırbaçlar,"Ehad... Ehad..." sesleri geliyordu karşı tepelerden. Birden korktu Bilal. Nerede olduğunu ve kendisinden ne istendiğini biliyordu. "Allahüekber Allahüekber" Kâbe’nin damından kanatlandı ilk ezan. Ezan Arafat tepesinden yankılanıp geri geliyordu. Bilâl “Allahu Ekber” dediği anda O’nun dışındaki her şey küçülüyordu. Bilâl “Eşhedu en la ilahe illallah” diyor, sesinin ulaştığı her bir zerre buna şehadet ediyordu. Bilâl “Hayya ale’s-salah” dediğinde Peygamber mescidi müminlerle dolup taşıyordu. Bilâl ezan okuyor, Allah Resulü (sav) dinliyordu. Başı önünde, bir eli diğerinin üzerindeydi. En yakınında Ebu Bekir, Ali ve Ebu Zer ona eşlik ediyordu. Bilal uçuyordu. Göklere doğru bir köle uçuyordu… Sonrasında Nebî’nin arkasında bütün bir kâinat kıyama duruyordu…" (Ben Bilal… Kitabından)

Yeni doğan çocukların sağ kulağına hafif sesle ezan, sol kulağına da kamet okunur. Her mümin hayata merhaba dediğinde ezanla kendisine Rabbinin adı hatırlatılır ve adeta ilk manevi aşısı yapılır. Bu anlamda ezan, bütün manevî kirlerin, kötülüklerin ve sapkınlıkların hayatı boyunca o çocuktan uzak durması için yapılan bir duadır. Ezan İslam‘ın şiarlarından, sembollerinden biridir. Okunduğu bölgede Müslümanların varlığının, bir işaretidir. Tevhidin, imanın, Allah‘ın büyüklüğünün, Hz. Muhammed‘in Resul oluşunun bir haykırışıdır. İşte bu haykırışı ilk yapan Bilal-i Habeş‘idir. “İnsanlar ezan okuma ve birinci safta yer almadaki sevabı bilselerdi, bunu yapmak için aralarında kura çekerlerdi.” sözüyle Efendimiz (sav) ezanın bu önemine işaret etmiştir. Bugün uzmanlar çocuğun dünyaya gelir gelmez duyduğu seslerin kişiliğine tesir edeceğini söylerler. Bu da Müslüman çocuklarının tevhid cümleleriyle dünyaya geldiğinin ispatıdır. Asıl önemli olan da bu cümleler doğrultusunda bir hayat yaşamaktır. Ezanla dünyaya gelen hiçbir Müslüman, ezandan rahatsız olmaz. Tam tersine o ezana âşıktır, ezana saygılıdır. Onun için kültürümüzde ezanlar başladığında dünya işlerine, dünyevî konuşmalara ara verilir, oturuşlar düzeltilir, sigara gibi yanlış işlere son verilir. Televizyon, radyo kapatılır.

Hz. Bilal (ra), dünyanın her köşesinde sadece “Rabbim Allah’tır” dedikleri için zulme uğrayan, katledilen, işkence edilen, zindanlara atılan milyonlarca müminin rol modelidir.

En güzel yolculuğu yaparak, Asr-ı Saadet’e gidip, hayalen olsun Efendimizi (sav) vazife başında görüp ziyaret etmek, sahabe efendilerimizle görüşmek, Hz. Bilal’in okuduğu ezan sonrasında namaz kılmak ister misiniz? Haydi, o zaman Siyah İnci - Bilal’i Anlamak kitabını okumaya…

https://www.iskenderiyekitap.com/kisi/mehmet-abidin-kartal-0

https://www.kitapyurdu.com/kitap/siyah-inci-bilali-anlamak/741296.html&manufacturer_id=57751

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.