Bence affeder…

Mehmet Abidin KARTAL

Affetmek insanın değerini arttırır

Affetmek, bir kimsenin kendisine yapılan bir haksızlığa, suça veya kusura karşı duyduğu öfke, kırgınlık ve intikam arzusundan gönüllü olarak vazgeçerek, şefkat, kabul gibi olumlu duygulara yönelmesidir.

Affetmemek kişide korku, düşmanlık, öfke duygularını devam ettirirken, affetmek ise umut, merhamet, şefkat ve empati duygularını yaşatır. İnsanı özgüvenli ve güçlü bir şahsiyete kavuşturur. Kendisiyle ve hayatla barışık hale gelir.

Affeden merhamet tohumunu kalbinde filizlendirir. Filizlerin yeşerdiği kalpte kin, haset, intikam öfke gibi ayrık otları yetişmez.

Psikologlar, affetmenin, geçmişin zincirlerinden kurtulmak olduğunu, kişi affettiği zaman kendini özgürleştirdiğini, affetmeyen kişi ise geçmişte yaşadığı olayın mahkûmu olduğunu, olay bitmiş olsa bile zihnin onu yeniden yaşadığını, affetmenin, bir erdem olmanın ötesinde, kişinin kendi sağlığına yaptığı en büyük yatırım olduğunu ifade ediyorlar.

Yapılan çok sayıda araştırma, affetmesini bilen insanların, kanser ve kalp hastalıkları da dahil olmak üzere, pek çok sağlık problemiyle daha rahat bir şekilde baş edebildiklerini göstermiştir. Yine araştırmalar, affediciliğin yaygın olduğu toplumlarda suç oranının da düştüğünü ortaya çıkarmıştır.

Kul, kendi hataları, günahları sebebiyle Allah’ın affına muhtaç olduğunu bilir ve tövbe ile, istiğfar ile Onun rahmetine müracaat ederek bağışlanma ister.

Kul, Allah’ın hata yapan, suç işleyen kullarına karşı bizzat kendisi affedici olmaya çalışır; onların hatalarını örter ve affeder. Böylece, Rabbinin affediciliğine, bir başka şekilde, kendi davranışlarıyla bir ayna olmuş olur.

"Sen af yolunu tut; iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir!" (A’râf Suresi 199. Ayet)

"Allah, affeden kulun değerini arttırır. "(Müslim, Birr: 69; Tirmizî, Birr: 82.)

Tefekkür hakikate yol açar

İnsanın fıtratında; bilmediği ve eli yetişmediği şeylere karşı bir düşmanlık hissi vardır. İnsan, mahiyetini, hikmetini veya hakikatini tam olarak bilmediği konulara, fikirlere veya yaratılış hakikatlerine peşin hükümle, şüpheyle ve düşmanca yaklaşma eğiliminde olabilir. Bilmediği şeylere karşı düşmanca hareketler hatalar, günahlar ve suçlar işlemesine sebep olabilir. İnsana akıl bilmediği şeyleri okuyarak öğrenmesi için verilmiştir. Kâinat sayfalarını tefekkürle okumak insanı peşin hüküm, şüphe, tereddüt, inkâr ve düşmanca yaklaşımlardan kurtarır, hakikate yol açar.

"Bir köy muhtarsız olmaz, bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz, bir harf, kitap kâtipsiz olamaz; biliyorsun. Nasıl oluyor ki nihayet derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur?... " Olamaz.

"Madem bir harf, kâtibini göstermeksizin olmaz. San’atlı bir nakış, nakkaşını bildirmemek olmaz. Nasıl olur ki, bir harfte koca bir kitabı yazan, bir nakışta bin nakşı nakşeden nakkaş, kendi kitabıyla ve nakşıyla bilinmesin?

"Tabiat bir san’at-ı İlâhiyedir, sâni olmaz. Bir kitab-ı Rabbânîdir, kâtip olmaz. Bir nakıştır, nakkaş olamaz. Bir defterdir, defterdar olmaz. Bir kanundur, kudret olmaz. Bir mistardır, masdar olmaz.
Bir kabildir, münfail olur, fâil olmaz. Bir nizamdır, nâzım olamaz. Bir şeriat-ı fıtriyedir, şâri’ olamaz…"

Bu cümlelerle insana "Şu kâinat ve içindekilerin bir ustası bir sahibi bir yaratıcısı vardır." Denilerek insanı şüphelerden, tereddütlerden, inkârdan kurtarmaktadır. Sanat sanatkârsız olamaz. Resim ressamsız olmaz. Kâinatta her an yenilenen canlı resimleri çizen kim?

İnsan bu dünyaya niçin gönderilmiş?

İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi kâinatın halikını tanımak ve ona iman edip ibadet ile kendini O’na sevdirmektir. Bu gayeyle insan, Allah'ın dünya üzerindeki mahlûkları arasında en şerefli ve halife-i zemin olmuştur.

Rabbim, ne güzel yaratmışsın dünyayı. Biz insanları halife seçmişsin. Dünyan çok güzel. Bu güzellikler Senin isimlerinin tecellisi. Bizi çok seviyorsun. Sayısız nimetlerinle bize ziyafetler çekiyorsun. " Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız, saymakla bitiremezsiniz. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir. " (Nahl Suresi 18. Ayet)

"Benim Rabb-i Rahîmim dünyayı bana bir hane yaptı. Ay ve güneşi o haneme bir lâmba ve baharı, bir deste gül ve yazı, bir sofra-i nimet ve hayvanı bana hizmetkâr yaptı. Ve nebatatı o hanemin ziynetli levazımatı yapmıştır. "

Seven sevdiğinin kusurlarını affeder

Bizi çok seven, sevdiğini verdiği nimetlerle bize gösteren, kendisine inananı ve ibadet edeni ahirette de cennetle mükâfatlandıracak olan Rabbimizi sevmemiz, emirlerine itaat etmemiz gerekmez mi?

Seven sevdiğini belli eder. Sevdiğimiz bizi çağırdığında hemen çağırdığı yere gideriz. Sevmemizin nişanesi olarak çiçekler, hediyeler alırız.

Rabbimiz bizi günde beş defa huzuruna çağırıyor. Gel kulum konuşalım diyor. Bu davete icabet etmezsek, nimetleri, hediyeleri vereni görmezden gelmiş olmaz mıyız? Birisinden en ufak bir iyilik görsek teşekkür ediyoruz. Bizi ve kâinatı yaratan, sayısız nimetleri bize vererek sevindiren, seven Rabbimize teşekkür etmemiz gerekmez mi? Hata yapmak, günah işlemek insan olmanın bir gereğidir. Hatasız kul olmaz. İnsan nefsine uyar, şeytana kanar, heva ve hevesine kapılır hata yapabilir. Hataları, suçları işleyen özür diliyorsa, sorumlu olarak kendini görüyorsa bu davranış kişiyi geliştirir. Affedilmeyi hak eder. Bugüne kadar hatalar yapmış, günahlar işlemiş, teşekkür etmemiş olabiliriz. Olsun Rabbimiz hataları, pişmanlıkları, günahları, özür dilersek, tövbe edersek affedeceğini söylüyor. Seven sevdiğinin kusurlarını affeder. "Deki; " Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. " (Zümer Sûresi, 53. Ayet) "Bence affeder, gel bi konuş istersen." İnsan sevdiği ile konuştuğunda rahatlar, huzur bulur. Kâinatta en yüksek hakikat imandır. İmandan sonra namazdır… Namaz kul ile Allah’ın konuşmasıdır. Dünyada ve ahirette iyilikler ve güzellikler için rotamız namaz olsun mu? O zaman huzur bulmak için kalkıp abdest alıp Huzur-u İlahide eğilelim, secde edelim.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.