Adalet Peygamberinden adaletsiz bir topluma…

Emrullah BEYTAR

Miladi 570 yılında Abdulmuttalib oğlu Abdullah ile Vehb kızı Amine’den doğmuş olan Muhammed-i Arabi (s.a.v) henüz doğumuna birkaç hafta kala babası vefat etmiştir.

Doğmadan yetim bırakılmış bu insan, daha sonraki tarihlerde kendisine yükletilmiş bulunan ilahi vazifeyle; vahşi, bedevi, örf ve adetlerinde gayet bağnaz olan kavimleri çok kısa bir zamanda dünyanın en medeni toplulukları haline getirmiş ve onları yaşadığı dönemde tüm milletlere ve kavimlere rehber etmiştir.

Muhammed-i Arabi (s.a.v) getirmiş olduğu mesaj veya tebliğ ile yükümlü bulunduğu davet, asla herhangi bir kavme ve herhangi bir döneme münhasır kalmamış, sınıf ve ırk eşitsizliğini tanımamıştır. Böylece daha ilk günden itibaren ilahi mesajın evrenselliği tescil edilmiş oluyordu.

Muhammed-i Arabi (s.a.v) daha kendisine evrensel mesajın tebliğ görevinin verilmediği dönemde, yaşadığı toplumda yaşanılan haksızlığa karşı çıkmak ve meydana gelen haksızlığı adalete tebdil etmek için Mekke’nin ileri gelenleriyle erdemliler ittifakını kurar. Haksızlık kim tarafından kime yapılırsa yapılsın o haksızlığa karşı çıkacakları taahhüdünde bulunmuş ve hayatı boyunca bu sözüne sadık kalarak haksızların korkulu rüyası olmuştur.

Muhammed-i Arabi (s.a.v) sadece dostlarının değil aynı zamanda düşmanlarının da kendisine güven duyduğu bir ahlaka sahip olmuştur. Hayatına kasdetmeye çalışan kişilerin, kendisine bıraktığı emanetleri sahiplerine teslim etmek amacıyla, tüm riskleri göze alarak en yakını olan Hz. Ali (r.a) Mekke’de bırakabilecek kadar erdemli ve faziletliydi. Kısacası dost ve düşmanlarının yanında onun ortak adı Muhammed’ül Emindi. 

En mütavazi insan, en sadık dost, en anlayışlı eş, en merhametli lider, en dürüst tüccar, çifte standartsız bir İnsan hakları savunucusu, dost ve düşmanın güvenini kazanmış bir misyon ve vizyon sahibi, umumun hukukunu kendi hukukundan üstün gören bir devlet adamı, doğruluğuyla yalana meydan okuyan bir tebliğci, sınıf ve ırk ayırımını tanımayan adil bir yönetici olan Muhammed-i Arabi (s.a.v)’nin doğum gününün kutlandığı bu dönemde kendilerini ümmet olarak ona rabdeden insanların düşünce ve yaşantıları Muhammed-i Arabi (s.a.v)’nın yaşantısından ve düşüncesinde bir hayli uzak olduğu bir gerçektir. Kendilerini İslam toplumu olarak tanımlayan kitleleri orta çağ karanlığa hapsedilmiş olmalarının en önemli sebebi kanaatimce Muhammed-i Arabi (s.a.v) o evrensel ahlak ve mesajından uzak bir yaşantı içinde olmalarından kaynaklanmaktadır.

Muhammed-i Arabi (s.a.v)’nin ahlakından uzak yaşayan bireyin, grubun veya siyasetçinin bırakın düşmanlarına, dostlarına dahi güven vermeleri çok kolay olmayacaktır. Müslüman toplumun ve siyasetçilerin hali buna şehadet etmektedir. Müslüman toplum kendini yeniden
Muhammed-i Arabi (s.a.v)’nin evrensel mesajı ve ahlakıyla donatmadığı sürece içinde yaşadıkları ortaçağ şartlarından kurtulmaları mümkün olmayacaktır. Menfaat üzerinden dönen siyasetçilikten önce ahlak, fazilet, güven ve adaleti öncelemediği sürece bu toplumların insan onuruna yakışır bir hayat standardını yakalaması mümkün olmayacaktır. Ortadoğu ve Türkiye toplumun içinde bulunduğu hal buna tanıklık etmektedir.

Dost ve düşmanının güveninin kazanmış, evrensel ahlak ve mesajın tebliğcisini; sokaklarda bayrak sallayarak veya ilahiler söyleyerek onu politikleştiren bir anlayış mı onun misyon ve vizyonunun taşıyıcısı olur yoksa onun evrensel ahlakını kendine ilke kabul edip dost ve düşmanlarına güven veren, sınıf ve ırk eşitsizliğini tanımayan, adil ve faziletli insanlar mı onun misyon ve vizyonunun taşıyıcısı olacağı sorusunun cevabını Said Nursi yaklaşık yüzyıl önce vermiştir. Nursi, zamanın ve mekanın tesirinden kurtulup tarihin derinliğine indiğimizde bütün peygamberlerin ortak noktalarından birinin hukuku ibadı muhafaza etmek ve umumun hukukunun muhafaza olduğunu söyler ve bu vasıfların en net şekilde görüldüğü kişinin de  Muhammed-i Arabi (s.a.v) olduğunu söyler ve insanları bu kişiyle yani Muhammed-i Arabi (s.a.v) la tanışmaya davet etmiş ve adaletli bir toplum oluşturmanın yolunun buradan geçtiğinin altını çizer.
 

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.