Öz Kardeş, En Birinci En Yüksek ve En Fedakâr Talebe: Abdülmecid Nursi-1

Abdulkadir CEYLAN

Değerli dostlar! Bu yazımızda Bediüzzaman Said Nursi’nin ifadesiyle “öz kardeşi ve en birinci ve en yüksek ve fedakâr bir talebesi” olan1 Abdülmecid Nursi’nin doğumu, Arvas Medresesi ve Horhor Medresesindeki eğitimi hakkında bilgiler vermeye çalışacağız inşaallah.

Abdülmecid Nursi, 1884 yılında Bitlis’in Hizan Kazasının İsparit nahiyesine bağlı Nurs köyünde doğdu.2 Mübarek Nursî ailesinden Sofi Mirza Efendi’nin yaş sırasına göre altıncı çocuğudur. Bediüzzaman’ın küçük kardeşidir. O mübarek ailenin diğer mümtaz fertleri gibi, Abdülmecid Efendi de âlim, fâzıl, alçak gönüllü ve son derece tevazu sahibi biridir.3

Abdülmecid Nursi, küçük yaşlarda eğitime adım atar. İlk eğitimine köyü Nurs’ta başlar. Nurs köyünden sonra Arvas’ta eğitimine devam etti.4 Merhum Halil Uslu, Arvas Medresesine gitme tarihini 1895 olarak yazar.5 Yine aynı kaynak 1900 yılına kadar Arvas Medresesinde kaldığı bilgisini verir. Abdülbaki Arvasi, Abdülmecid Nursi’nin Arvas Medresesindeki eğitimi konusunda şu bilgileri verir: “Abdülmecid Efendi derin bir kesbi ilme malikti. Arapça’da, Edebiyat’ta, Kelamda ve Fıkıh ilminde üstüne yoktu. İlk tahsiline Arvas’ta Şeyh Muhammed Emin Efendi’nin rahle-i tedrisinde başlamıştı.”6 Şeyh Muhammed Emin Efendi, Seyyid Fehim-i Arvasi Hazretlerinin oğludur. Büyük âlim ve velî 1867 (H.1284) senesinde Arvas'ta doğdu. 1900’de (H.1318) hac seferinde iken 32 yaşında Tûr-i Sinâ'da vefât etti. Büyük âlim ve evliyânın meşhurlarından Seyyid Fehim Arvâsî hazretlerinin on mübârek oğlundan ikincisidir.7

Abdülmecid Nursi, küçük yaşlardan itibaren ağabeyi Bediüzzaman’ı takip etmiş, onun hayatına dair birçok bilgiyi aktarmıştır. Bediüzzaman’ın ilk dönem eğitimi hakkında aktardığı bir rivayet şu şekildedir: “Arap âleminin edib-i şehîri, muhterem Prof. Dr. Said Ramazan el Bûtî 25/9/1995 günü, İstanbul’da, Bediüzzaman Said-i Nursî’nin Sempozyumunda yüzlerce insanın huzurunda şu haber ve hâtırayı anlatmışlardı (Mezkûr tarihten sonra, mektupla kendilerinden tekrar o hâtıranın senet ve rivayetini istirham ettim. 13/10/1995 tarihli mektubu ile cevab verdi. Hâtıranın hülâsası şöyledir:) "Ben, merhum babam Molla Ramazan’dan, o da Bitlisli ve Bediüzzaman’ın eniştesi Molla Said’den, Molla Said ise, Bediüzzaman’ın küçük kardeşi Molla Abdülmecid’den duymuş olduğu haber şöyledir:" "Bediüzzaman ilme başladığı günlerde, medreselerine bir gün bir derviş gelmiş. Bu derviş, çok perişan, üstü başı kir pas içinde, saçı sakalı birbirine karışmış pejmürde bir vaziyette..."

"Medresedeki talebelerden hiçbirisi gelen dervişle ilgilenmemiş, ondan uzak durmuşlar. Fakat Bediüzzaman bu dervişle yakından ilgilenmiş, üstünü başını silmiş, beraber ayni kaptan yemek yemişler. Hatta bir kaşıkla, bir lokma dervişin ağzına, bir lokma da kendi ağzına almak suretiyle yemek yemişler." "Bu derviş, o gece medresede kalmış, sabahleyin birden kaybolmuş..." "İşte bu hadiseden sonra, Bediüzzaman’ın halinde, zihninde harika bir inkişaf başlamış...”8 Edebiyatçı Yazar Hüseyin Yılmaz’da Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatını romanlaştırdığı Kutup Yıldızı-1 kitabında bu hadiseye Bediüzzaman’ın Arvas Medresesi ile ilgili hayatını yazdığı bölümde yer verir.9 Bu zatın Hızır (a.s.) olduğu tahmin ediliyor.

Abdülmecid Nursi, Hatıra Defteri’nde Bediüzzaman Said Nursi’nin ilk dönem hayatına dair başka birçok bilgiler aktarmaktadır. Bu bilgiler Abdülkadir Badıllı Ağabey tarafından hazırlanan Bediüzzaman Said Nursi Mufassal Tarihçe-i Hayatı isimli eserde yer aldığı için detaylı bilgi almak isteyen okuyucularımızı bu kitaba havale ediyoruz.

Abdülmecid Nursi, 1900 yılında Van’a Horhor Medresesine gelir.10 Eğitim hayatında en önemli yer Horhor Medresesi’dir. Eğitiminin tamamını burada almıştır. 1900’den 1914’e kadar 15 yıl bu medresede abisi Bediüzzaman Said Nursi’den ders almıştır. Tercüme ettiği Mesnevi-i Nuriye eserinin girişinde kendini şu sözlerle ifade eder: “Risale-i Nur müellifinin neseben küçük kardeşi ve on beş sene ondan ders alan Abdülmecid Nursî.”11

Horhor medresesinin iki dönemi vardır. İlki 1897-1907 arası, ikinci dönemi de 1912-1914 yılları arasındadır. Medresede kalabalık bir öğrenci grubu ders almıştır. Veysel Aydeniz, Müküslü Hamza’ya dair yazdığı kitapta bir yerde “Said Nursi bu medresede 200 öğrenciye ders vermiştir” derken, Abdülmecid Nursi ile ilgili dipnotta ise, “Abdülmecid Nursi, 1900 yılında Van’a giderek Horhor Medresesinde 400 öğrenciyle birlikte dört yıl ders görür” bilgisini vermiştir.12 Ancak bu bilgi yukarıda Abdülmecid Nursi’nin verdiği bilgiye göre eksik kalmaktadır.

Abdülmecid Nursi, bu medresede hem dini hem de fenni ilimleri ders alır. Bu medresenin eğitim tarzı ile ilgili olarak Eski Said’in ehemmiyetli talebesi ve Horhor Medresesinin en mühim talebelerinden Müküslü Hamza Efendi şu bilgileri verir: “Bediüzzaman Said-i Kürdî kendine has bir usul-u tedrisi îcad ederek o usul dairesinde tedriste bulundu. Şöyle ki: Ulum-u diniye ile fünûn-u asriyeyi mezc, hakâik-i diniyeyi fünûn-u müsbete ile te’yid ve teşyid etmek suretiyle, talebenin tenvir-i ezhânına sarf-ı himmet eyledi.”13

Abdülmecid Nursi’nin Horhor Medresesinde okuduğuna dair kendi ağzından şu bilgiler veriliyor: "Birinci Harb-i Umumi'nin arefesinde, Horhor namındaki medresesinin damında bizlere tefsir dersini verirken; o akşam güneş tamamiyle tutulmuştu. Derinden derine bir âh!.. çekerek, "Eyvah!" dedi. Öyle bir sel gelmek üzeredir ki; hepimizi süpürüp götürecek. Hakikaten bir ay sonra harb ilan edildi ve az bir zaman içinde memleket tamamiyle yıkıldı gitti.”14 Abdülmecid Nursi, Horhor’da Üstad’tan diğer ilimlerin yanı sıra Mela Abdullahé Koği ile beraber İbnül Farıd’ın Divanı’nı da ders almıştır.15 Abdülmecid Nursi’nin İbnül Farıd’ın Divanı’nı ders alması konusunda şu hatıra anlatılmıştır: “Bir gün Üstad’ın yanında kardeşi Abdülmecid ile beraber İbnü’l-Fârıd’ın divanını okurken Üstad, kitapta geçen bir kelime için, ‘Bu kelimenin bir anlamı da şudur’ dedi. Kardeşi Abdülmecid, ‘Belki musannif bu anlamını düşünememiştir,’ deyince Üstad: ‘Musannif bu kelimenin iki anlamını daha biliyordu’ der.”16

Abdülmecid Nursi, Horhor Medresesinde okurken Üstad’tan ders aldığı kitaplardan biri de Ta’likat kitabıdır. Abdülmecid Nursi Ta’likat’ı beraber ders aldığı arkadaşı şehit Molla Habib ve Ta’likat kitabı konusunda 1951’de şunları yazar: "Hazret-i Seyda'ya! "Merhum ve şehid Molla Habib'in dest-i hattıyla 'Bürhan-ı Gelenbevî'yi okurken yazdığı Tâlikat namıyla takriratınızı takdim etmekle, ellerinizden öper, duanızı isterim. Abdülmecid

"Ey bu ibretâmiz evraka bakan zat! "Birinci Harb-i Umumi'den evvel Van vilayetinde Bediüzzaman talebelerine, hususan kardeşi ve Molla Habib'e ders verirken ilm-i mantıka dair telif ettikleri ve henüz ikmâl edemedikleri iki adet eserlerinin müsveddeleridir. "Zamanın selleri içinde her iki kardeş birbirinden ayrıldılar. En nihayet Abdülmecid namındaki küçük; Ürgüp Müftüsü olup 1940'ta Ürgüp'e geldi. "Bu müsveddeleri o zamanın yadigârı olarak muhafaza etmekte idi. Fakat heyhât, sümme heyhât o da gitti, o da gitti, zaman da geçti gitti. "Acaba bu müsveddeleri açıp okuyacak bir kimse olacak mı ve öyle bir zaman gelecek mi? "Heyhât! heyhât! "Tâ be mahşer mihnet-i derd ü gamla gezerim. Bu bize bir çiledir, ey gül kaderle çekerim. Abdülmecid.

"Bu Tâlikat namındaki Risale Bediüzzaman Said Kürdî'nin Bürhan-ı Gelenbevî üzerine yazdığı hâşiyelerdir. "Bu Risale'yi yazan, halka-i dersinde bulunan en sevdiği Habib namında bir talebesi idi. Habib, Bürhan-ı Gelenbevî okurken Bediüzzaman'ın takrirlerini hâşiye şeklinde yazardı. Bu da 1329'da (1913) idi. Birinci harb-i umumî koptu, Bediüzzaman ile Habib vâiz sıfatıyla Van fırkasıyla (Tugay) beraber Erzurum cephesine gittiler. Bir sene sonra dönüp Van'a geldiler. Ermeniler tarafından Van alındı. Bizler de Gevaş kazasına çekildik. Habib orada şehid oldu.

"Habib'in dest-i hattıyla ve Bediüzzaman'ın ifadesiyle yazılan şu Risaleyi muhaceret esnasında memleketten memlekete, şehirden şehire çıkıp girmek neticesinde 1940'ta Malatya'dan Ürgüp'e müftülük memuriyetiyle geldim. "Bu Risale perakende bir halde evrak ve kitaplar içinde dağıtılmış. Topladım, ciltlettirdim. Olur ki, bir zaman gelir, ilmî ve dinî bir haşir ve neşir olur, bu gibi Risaleleri okuyacak insanlar meydana çıkarlar. O zaman bu Risale ne gibi bir zekâ ve ne kadar yüksek bir fikirden çıktığı anlaşılır. Fakat heyhat! Ne o zaman gelir, ne de o adamlar bulunur vesselâm. 1951 Abdülmecid.”17

Şeyh Reşid Güleşer, Halil Uslu’ya Abdülmecid Nursi’nin Horhor Medresesindeki hayatı ile ilgili şu bilgileri veriyor: “Bahtiyarım, çünkü Bediüzzaman Hazretleri ve onun biraderi Abdülmecid Efendi’den ders almış bulunmaktayım. Harbi Umumiden önce Horhor Medresesinde o günün parasıyla ayda 3 mecidiye (60 kuruş) gümüş para verirlerdi. Bu parayla her talebe rahatlıkla tahsiline devam edebilirdi. Bu medresede hocam Abdülmecid Nursi, şehit Ubeyd (Bediüzzaman’ın yeğeni), Molla Yasin, Molla Küçük Said adıyla büyük zatlar mevcuttu. Fakat bunların en büyük hocası Bediüzzaman Hazretleri idi. Bu medresede 200’e yakın talebe vardı.

Hocam Abdülmecid Efendi’den, ayrıca özel olarak 17 arkadaşla iki sene aralıksız Arapça sarf-nahiv, akaid ve malumatı diniye gibi dersler okuduk. Bu derslerimiz eski Van’da Hüsrev Paşa ve Ulu Cami medreselerinde okuduk. Yine o günlerde darül muallim mektebi vardı, kendileri orada akaid dersi verirlerdi.

“Namazlarının ekserisini Horhor Medresesinde kılarlardı. Çünkü kendileri de Şafii mezhebindendi. Esasında bütün Şafiiler bu medrese de namaz kılarlardı. İmamlığı, Bediüzzaman’ın tensibiyle Halife Sadık Efendi yaparlardı. Horhor Medresesi çok büyüktü ve tahtadan bir de minaresi vardı. Ayrıca büyük yıkanma havuzu vardı. Kale dibindeki bu yer her şekliyle çok fevkaledeydi.” 18

Abdülmecid Nursi Horhor da okurken ağabeyi ve seydası Bediüzzaman Said Nursi’den hiç çekinmez, en mahrem soruları dahi sorardı. Bu konuda Mustafa Sungur Ağabeyden şöyle bir hatıra aktarılmaktadır: “Ben 1962'de Konya'da Üstadımızın kardeşi Molla Abdülmecid'le görüştüğümde, kendisine Hazret-i Üstad'ın: "Ben Gençlik hayatımda İstanbul'da on sene kaldığım halde, hiç bir kadına gözümü kaldırıp bakmadım, bakamadım. Çünkü âlem-i misal bana açılmıştı." sözünü nakledince, Molla Abdülmecid' de demiş ki: "Ben Van'da iken bir gün Seyda'ya dedim ki: "Seyda, bu on senedir, bakıyorum sizden evlenme meyline dair en ufak bir kıpırdanma görünmüyor... Yoksa sizin şehvetiniz yok mu?" Bu sözüm üzerine Üstad bana: (Mealen) "Abdülmecid' dedi. Ben şimdi istesem yirmi kadınla da evlenebilirim. Fakat kalbimde ve kafamdaki dava ve Kur'an hizmeti beni yatağımda bile o gibi şeyleri düşündürmüyor. Çünkü mahfuzum..:”19

Değerli dostlar! Abdülmecid Nursi Ağabey gibi büyük bir âlimin hayatını ve hizmetlerini elbette bir yazıya sığdırmak mümkün değildir. Yazdıklarımız deryadan katrelerdir. İnşaallah gelecek yazılarımızda da Abdülmecid Nursi’yi yazmaya devam edeceğiz. Bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle Allah’a emanet olunuz. Selam ve dua ile.

Dipnotlar:
1. Bediüzzaman Said Nursi, Lemalar, Envar Neşriyat, sh. 41-42
2. Risale-i Nur Enstitüsü, Risale-i Nur’dan Portreler c. 1, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul 2008, sh. 104
3. Mustafa Öztürkçü, Bediüzzaman’ın Bilinmeyen Akrabaları, İzmir 2009, sh. 99
4. Risale-i Nur’dan Portreler c. 1, sh. 104
5. Halil Uslu, Bediüzzaman’ın Kardeşi Abdülmecid Nursi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul 1997, sh. 17
6. A. g. e, sh. 29
7. http://biriz.biz/evliyalar/MuhammedEminEfendi.htm
8. Abdülkadir Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat c. 1, sh. 89-90 (pdf); https://sorularlarisale.com/ustada-sen-bos-bir-insana-benzemiyorsun-allah-seni-bu-asra-imam-yapsin-seklinde-denildigine-dair-bir-bilgi-var-midir
9. Hüseyin Yılmaz, Kutup Yıldızı 1, Hayat Yayınları, İstanbul 2025, sh. 151-154
10. Halil Uslu, Abdülmecid Nursi, sh. 17
11. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Mütercimi: Abdülmecid Nursi, Envar Neşriyat, sh. 5
12. Abdulkadir Ceylan, Şehitler ve Gaziler Mekânı Horhor Medresesi 1, Risale Haber, 8 Ekim 2025; https://www.risalehaber.com/abdulkadir-ceylan-sehit-ve-gaziler-mekani-bir-medrese-horhor-1-28095yy.htm
13. Bediüzzaman Said Nursi, Asar-ı Bediiyye, Envar Neşriyat, sh. 672
14. Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi Mufassal Tarihçe-i Hayatı c. 1, sh. 275 (pdf)
15. Abdulkadir Ceylan, Horhor Talebelerinden Molla Abdullahê Koği (Abdullah Okumuş)-1, Risale Haber, 17 Aralık 2025; https://www.risalehaber.com/abdulkadir-ceylan-horhor-talebelerinden-molla-abdullahe-kogi-abdullah-okumus-1-28369yy.htm
16. a.y.
17. Isparta’da bulunan yazma Ta’likat Nüshası; Bediüzzaman Said Nursi, Ta’likat (Gelenbevi’nin Mantık İmine Ait Burhan İsimli Kitabı Üzerine), Tercüme: Prof. Dr. Ahmed Akgündüz, Osav Yayınları, İstanbul 2019, sh. 25-26
18. Halil Uslu, Abdülmecid Nursi, sh. 31
19. Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi Mufassal Tarihçe-i Hayatı c. 1, Timaş Yayınları, İstanbul 1990, sh. 124

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.