Ahmet Nebil SOYER

Ahmet Nebil SOYER

Yazarın Tüm Yazıları >

Secde

A+A-

Secde kelimesi İslamın temel kavramlarından ve kelimelerinden biri. Kelimeler sınıf sınıftır, tek anlamlı kelimeler çok anlamlı kelimeler. Çok anlamlı kelimeler dinin, felsefenin ve sanatın yükünü taşıyan kelimelerdir. Secde  kelime değil bu sefer ona tavır, bir davranış emmuzeci diyelim. 

Bediüzzaman‘ın kelimeler dünyası çok geniş demek çok da bir şey ifade etmez. Cümle düşüncenin evidir, hepimiz o evlerde oturarak bu hayat denen darül meşakkatte yaşarız. Ya kelime kelime de cümlenin yapı taşıdır. Atalarımız yazmaya inşa demişler, yazana da münşi. Yazı mecmualarına münşaat denmiş. Eviniz ne kadar sağlamsa siz de o kadar emniyet içinde yaşarsınız. Bediüzzaman bir münşidir, kelimelerden ev yapan adam. Onun evlerinden bihaber dolaşan insanlar şehirlerdeki yersiz yurtsuz bir kenara kıvrılmış yatan insanlara benzer. Bizi güçlü yapan onun kurtuğu bu evlerden kainata ve insana ve sahib-i kainata bakmaktır.

Edebiyatımız secde kelimesi ile yapılmış evlere sahiptir, özellikle divan şiiri. Şinasi‘nin bir şiiri vardır. Münacaat, dua demek, bizim edebiyatımızın en harika şiirlerindendir. Onda secde kelimesi ile yapılmış bir beyit vardır, beyt diyelim.

MÜNÂCAAT

Hak Teâlâ azamet âleminin pâdişehi
Lâ-mekândır olamaz devletinin taht-gehi (1)

Hâsdır Zât-ı İlâhisine mülk-i ezelî
Bî-hudûd anda olan kevkebe-i lem-yezeli (2)

Eser-i hikmetidir yerle göğün bünyâdı
Dolu boş cümle yed-i kudretinin îcâdı (3)

İzzet ü şânını takdis kılar cümle melek
Eğilir secde eder pîş-i celâlinde felek (4)

Emri vech üzre yer eyler gece gündüz hareket
Değişir tâzelenir mevsim-i feyz ü bereket (5)

Pertev-i rahmetinin lem’asıdır ayla güneş
Tâb-ı hışmından alır alsa cehennem âteş (6)

Şerer-i heybet-i ulviyyesidir yıldızlar
Anların şûlesi gök kubbesini yaldızlar (7)

Kimi sâbit kimi seyyar be-takdîr-i Kadîr
Tanrı’nın varlığına her biri bürhân-ı münîr (8)

Varlığın bilme ne hâcet küre-i âlem ile
Yeter isbâtına halk ettiği bir zerre bile (9)

Göremez zâtını mahlûkunun âdî nazarı
Hisseder nûrunu amma ki basiret basan (10)

Vahdet-i zâtına aklımca şehâdet lâzım
Can ü gönlümle münâcât ü ibâdet lâzım(11)

Neş’e-i şevk ile âyâtına tapmak dilerim
Anla var Hâlik’ima gayri ne yapmak dilerim (12)

Ey Şinâsî içimi havf-ı İlâhî dağlar
Sûretim gerçi güler kalb gözüm kan ağlar (13)

Eder isyanıma gönlümde nedâmet galebe
Neyleyim yüz bulamam ye’s ile afvım talebe (14)

Ne dedim tövbeler olsun bu da fi’l-i şerdir
Benim özrüm günehimden iki kat bed-terdir (15)

Nûr-ı rahmet niye güldürmeye rû-yi siyehim
Tanrı’nın mağfiretinden de büyük mü günehim (16)

Bî-nihâye keremi âleme şâmil mi değil
Yoksa âlemde kulu âleme dâhil mi değil (17)

Kulunun za’fına nisbet çoğ ise noksanı
Ya anın kahrına galib mi değil ihsanı (18)

Sehvine oldu sebeb acz-i tabiî kulunun
Hem O’dur âlem-i ma’nîde şefî’i kulunun (19)

Beni afvetmeğe fazl-ı ilâhîsi yeter
Sanma hâşâ kerem-i nâ-mütenâhîsi biter (20)

Şinâsi

***

Allah’ı anlatmakta gerçekten büyük apokaliptik imajlar taşıyan bu şiirin konumuz ile ilgili şu beyti harikadır.

"İzzet ü şânını takdis kılar cümle melek
Eğilir secde eder pîş-i celâlinde felek."

Dine çok hakim bir şiirdir ,bütün melekler O'nun izzet ve şanını takdis eder yani büyüklüğünü ve azametini takdis eder. Sonra felekler, yaldızlar da onun azamet ve haşmetinin önünde eğilir ve secde ederler. Şirimizin harika imajlarından biridir bu cümle.

Şinasi’nin babası savaşta Şumnu muharebesinde şehit olmuş bir  subaydır. Reşit Paşa’nın vasıtasıyla Avrupaya gider tahsil için, maliye eğitimi alır ve ülkesine döner. Namık Kemal bu şiiri sahaflarda satan bir çocuktan alır ve şiire vurulur, şairi ilahi bir kelim olarak niteler.

Şinasi’ye gider şakird olur. Namık Kemal siyasetle uğraşır düzene çeki düzen vermek ister, bu hastalık çoklarını zebun etmiş, bir tek Bediüzzaman bu hastalığa tutulmamış ama tutulmaktan beter edilmiş, ömrü çilehane-i uzlet bu dünyada geçmiştir. O bu zulümlerden eserlerini ortaya çıkarmıştır. Depoda bekleyen demir paslanır ama ateşe giren ve dövülen demirden herşey yapılır. Herkes depoda uyumayı ister. "Oh ne rahat” der. Bediüzzaman ise “fıtraten müteheyyiç olan insanın rahatı say ve cidaldedir” der. "Rahat zahmette zahmet rahattadır” der. İlk nesil akıncı neferi gibi idiler, Kırkıncı Hoca, Sungur abi vb. Yeni nesil depoda bekleyen demirler, sahilde demirleyen gemiler.

Şinasi siyasetten katı alaka etmiş ve münzevi yaşamıştır. "Halkın zekası hakaik-i siyasiyeyi anlayamaz” der, isabetli bir duruşla yaşar. Namık Kemal ise mısralarının kamuoyunda dolaşmasından özel bir haz duyar, bu yüzden bir devlet adamı “Bu adamı asmalı sonra oturup altında altında ağlamalı" demiş.

Bediüzzaman kelimeleri evlere, malikhanelere ve saraylara çevirir, sizin melufunuz olan kelime onun elinde büyür büyür ruhun ve aklın rahat ettiği bir dünyaya döner.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.