1. HABERLER

  2. BEDİÜZZAMAN

  3. Savcı 'kaç taleben var' diye sordu Said Nursi rakam verdi
Savcı 'kaç taleben var' diye sordu Said Nursi rakam verdi

Savcı 'kaç taleben var' diye sordu Said Nursi rakam verdi

Yıl, 1948. Mübarek Ramazan ayındaydık. Bediüzzaman Said Nursî ve talebeleri "Nurculuk" suçundan tevkif edilip Ağır Ceza Mahkemesine verilmişti

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

Son Şahitlerden Ahmet Hikmet Gönen anlatıyor:

(1912'de Afyon'da doğdu. 1937'de Ankara Hukuk Fakültesini bitirdi, Isparta ve Mardin'de hakimlik yaptı. 1946'da avukatlığa başladı. 1948'de Afyon'da Bediüzzaman'ın avukatlığını yaptı. Çeşitli dâvâlarıyla meşgul oldu.)

Yıl, 1948. Afyon'da bir mahalle vardı, adı: "Nurcu Mahallesi." İşte böyle bir beldede Bediüzzaman Said Nursî ve talebeleri "Nurculuk" suçundan tevkif edilip Ağır Ceza Mahkemesine verilmişti.

Çeşitli avukatlar, bu arada Afyon avukatlarından Ahmet Hikmet Gönen, Bediüzzaman'ın ve Nur talebelerinin avukatlığını üstlendi. Ahmet Hikmet Gönen, Bediüzzaman'la alâkalı tesbit ve hatıralarını şöyle anlatmaktadır:

BEN ALLAH RIZASI İÇİN ÇALIŞIYORUM ZİKRİM, FİKRİM ALLAH'TIR

Bediüzzaman Emirdağ'dan Afyon'a getirildi. Kendisini daha evvelinden ziyaret edip görmek istediğim halde, maalesef imkân bulamamıştım. Afyon'a geldiğinin haberini amcazâdem Mehmet Erkoşar'dan öğrenince Adliyeye gittim. Saat 12'de umumî kapıdan içeri girerken, Bediüzzaman sorgu hakimliğinden çıkıyordu. Beni gördü, bana doğru yöneldi. Ben de ona doğru gidiyordum:
"Hoş geldiniz" dedim.
"Sen kimsin" dedi
"Ben avukat Ahmet Hikmet Gönen."
"Oooo, çok güzel, isabet oldu. Benim vekâletimi sen deruhte et" dedi.
"Hay hay efendim."
"Tamam" dedi. "Benim hakkımda açtıkları dâvâ yersizdir. Bu dâvâyı açtıkları için haksızlık yaptılar. Ama biz muvaffak olacağız. Teşekkür ederim. Otele gel, görüşürüz."
"Hay hay efendim." deyip kısaca ayak üstü görüştük. 

Otele gittim. Ankara Palas Oteliydi. Orada, "Ben Allah rızası için çalışıyorum. Benim zikrim, fikrim Allah'tır. Benim talebelerim de Allah yolunda, din, iman yolundadır. Başka bir maksadımız yoktur. Binaenaleyh, bu dâvâ yersizdir. Siz benim vekâletimi yapın" dedi.
"Pekâlâ efendim" dedim.
"Tam 24 kişinin vekâletini aldık. Sonra dâvâ açıldı. Tevfik ettiler. 24 kişiyi içeri aldılar. Kendisi de mevkuf idi.

NE KADAR TALEBENİZ VAR?

Bilâhare muhakeme sırasında bazı olaylar cereyan etti. Mübarek Ramazan ayındaydık. Millet dinlemeye gelmişti. Bediüzzaman'a soruyorlardı: "Ne kadar talebeniz var?"
"Bilmiyor musunuz?"

"Bir de siz söyleyiniz?"
"Çok," dedi, "binlerce."
"Mahkeme seyri sırasında boğazına birşey takılmış olacak ki, hemen soluna, pencereye doğru "Tuh' diye tükürdü. Müdde-i umumî (savcı), "Hakaret ediyorsun" dedi.
"Niye hakaret edeyim? Ben size cevap verirken boğazıma birşey takıldı' dedi.

Bediüzzaman'ı tekrar tekrar mahkemeye verilmesinin sebebi, 'Cumhuriyete aykırı hareket ediyor' demeleridir. Bu bahane ile mahkemelerde süründürdüler. Halbuki Bediüzzaman ömrü boyunca cumhuriyet düşüncesine ters düşmemiştir.

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum