Said Ramazan el Buti: Arap alemine Bediüzaman ve Risale-i Nur'u tavsiye ediyorum

Said Ramazan el Buti: Arap alemine Bediüzaman ve Risale-i Nur'u tavsiye ediyorum

Arap dünyasının, büyük dâvetçi ve dâhi Said Nursî’yi tanımasında ilk vesile olan kişi olmayı bana lütfettiği için Allah Azze ve Celle’ye hamd ederim

Suriye ulemasından merhum Said Ramazan el Buti’nin, kendisini etkileyen 14 kadar zat hakkında yazılarının toplandığı Şahsiyatun İstevkafetni (Ben Etkileyen Şahsiyetler) adlı kıymeti eserinden, Üstad Bediüzzaman Said Nursi ile ilgili bir bölümü tercüme ettik, hizmetinize sunuyoruz.

Bu eserde tarihten günümüze hayatlarından ve fikirlerinden etkilendiği, bazılarıyla birebir görüştüğü şahsiyetleri ele almış. İnşallah Türkçemize kazandırılır. Rabbim bu iki âlimimizi en güzel mükâfatlarla mükafatlandırsın. Âmin. Salih Okur-Cevaplar.org

***

"Bediüzzaman Said Nursî’ye duyduğum ilgi, 1961 yılında, Türkçe kaleme alınmış ve onun hayatının evrelerini, düşüncelerini ve davasını konu edinen büyük bir el yazması metinle karşılaşmamla başladı.

Bu kitab beni büyüledi. Bu metinde, kendi türünde ferid bir insanın biyografisini okudum. Zekâsı ve dehasıyla eşsiz; davada, haktan yana durmakta ve savunmada eşsiz; sıkıntılara, zulme ve zorluklara karşı sabırda eşsiz bir şahsiyet...

Sonra yalnızlığında, münzeviliğinde, ibadetinde, Cenâb-ı Hakk’a yönelişinde, sürekli zikir ve murakabeyle geçen anlarında eşsiz bir insan!

Geniş ve derin ilmi, yalnız kalma ve münzevi bir yaşam sürme eğilimi ile birleşiyor; ardından insanı adeta büyüleyen bir sahne diğerini izliyordu.

Kitabı sonuna kadar okumaktan kendimi alamadım. Bu sahnelerden ve tablolardan etkilenerek onları Arap diline aktarmaya karar verdim. Amacım, sadece Arap toplumunun bu büyük insan hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak değil, aynı zamanda bu insanın hayat yolculuğundan ibret ve dersler almasını temin etmekti.

Ne var ki o dönemdeki ders ve akademik çalışmalarımın yoğunluğu —Şam Üniversitesi Şeriat Fakültesi’nde asistan olarak görev yapıyordum— bu elyazması metnin tamamını tercüme etmeme imkân vermedi. Metin yaklaşık 600 sayfayı buluyordu. Bu yüzden bu büyük insanın hayatının özetini, özellikle duruşmalarına, mahkemelerine ve savunmalarına odaklanarak tercüme etmeye yöneldim. (Zira bir şeyin tamamı elde edilemiyorsa, hepsi de terk edilmez ilkesince hareket ettim).

Bu tercümeleri o dönemde, Şam'da yayımlanan ve benim de en son makalemi 1966 yılında kaleme aldığım "Mecelletü Hadâri’l-İslâm" (İslam Medeniyeti Dergisi) adlı dergide seri makaleler halinde yayımladım. Daha sonra bu yazıları, "Minel-Fikri vel-Kalb" (Fikirden ve Kalpten) adlı kitabıma da dahil ettim.

Arap dünyasının, büyük dâvetçi ve dâhi Said Nursî’yi tanımasında ilk vesile olan kişi olmayı bana lütfettiği için Allah Azze ve Celle’ye hamd ederim. Hayatına dair yapılan bu ilk tercüme aracılığıyla, onun mahkemeler önünde gürlediği ve ardı ardına sürüklendiği davalarda söylediği etkili ve çarpıcı konuşmalarından kesitler sundum.

Daha sonra yıllar geçti. Allah, öğrencilerine dikte ettirdiği son derece faydalı risalelerin (ki bunlara Risale-i Nur adı verilmiştir) çoğunu tercüme etme görevini üstlenecek birini takdir etti. Bu hayırlı işi, dualara mazhar olacak şekilde dostumuz Üstaz İhsan Kasım es-Salihi (Allah onu mükafatlandırsın) üstlendi.

Bu eserler şu an Arap ve İslam beldelerinde tanınmakta ve yaygın olarak okunmaktadır.

Ancak bugün gördüğüm şudur: Arap toplumlarımızın, Üstaz Nursî’nin mahkeme haberlerini, savunmalarını ve hâlâ Türkçe el yazmaları ile nadir baskıların arasında hapsolup kalmış harikulade mücadelelerini öğrenmeye her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır!

Evet, bu toplumlar, onun Akaid konularındaki ilmi yazılarına, İ'caz- ı Kur'ani, Lem'alar veya Şuaat gibi güzel fikri parıltılarına ihtiyaç duydukları kadar, bahsettiğim bu mücadele ve savunmaları da bilmeye muhtaçtırlar.

Arap toplumlarımızın kütüphaneleri bu tür ilmi ve fikri eserlerle dolup taşmıştır. Ancak kütüphanelerimiz, lafta kalan değil, bilfiil kahramanlık gösteren İslam kahramanlarının canlı örneklerinden hâlâ yoksundur. Bediüzzaman ise bu kahramanlığın eşsiz bir modelidir...

Bediüzzaman'ın eserlerini Arapçaya tercüme etme görevini yürüten kardeşlerimin şunu bilmelerini temenni ederim: Said Nursî'nin ardından bıraktığı eserlerin asıl cevheri ve öz faydası; Afyon Mahkemesi ve diğer mahkeme salonlarında kükrediği ve yankılandığı o harikulade duruşlarında, konuşmalarında ve nadir beyanlarında gizlidir. Keşke bu seslerin yankıları tüm Türkiye'de ve gönüllerde yer etseydi...

Şaşırtıcı olan şudur: Nasıl oluyor da insanları derinlemesine etkileyen, adeta nur ve ateş saçan bu canlı cevheri ve ruhu tercüme etmek dururken; yalnızca fikri ve ilmi meselelerin tercümesine yöneliniyor ve Arap kütüphanesinde zaten pek çok örneği bulunan eserlerin yanına yenileri ekleniyor?!

Gönül isterdi ki erdemli kardeşlerimizin dikkatine sunduğum bu daveti bizzat kendim gerçekleştireyim. Ancak önceliklerimdeki sıkışıklık ve beni kuşatan meşguliyetler, bu çalışmayı uygun vakti gelinceye dek ertelememe sebep oluyor. Yaşımın buna elverip vermeyeceğini veya o vakte ulaşıp ulaşamayacağımı ise bilmiyorum...

Şimdi, Üstaz Said Nursî’nin siyasi mücadele ve tecrübesinden bahsetmeden önce —ki bu, bugün İslam beldelerimizde çalışan ve faaliyet gösterenlerin göz önünde bulundurması gereken önemli noktalardandır— öncelikle Üstaz Nursî’nin her fırsatta ve her araştırmasında ısrarla üzerinde durduğu bir hususu sormak istiyorum: İslam cemaatinin birliği, kendi saflarında bölünme ve parçalanmaların yaşanmaması konusundaki hassasiyet...

Nitekim bugün Nursî’nin talebelerinin çoğalarak geniş Türkiye coğrafyasını doldurduklarını görüyoruz (Allah'a hamdolsun). Ancak ne yazık ki aralarında ayrılıklar, bölünmeler baş göstermiş; bir kısmı sağa, bir kısmı sola yönelmiştir!

Bediüzzaman’ın hayatı ve evreleri hakkında daha detaylı bilgi edinmek isteyenler ise "Minel-Fikri vel-Kalb" (Fikirden ve Kalpten) adlı kitabımda yazdıklarıma müracaat edebilirler.

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.