Kızıl Îcâz Dersleri-53

Nakîz Nasıl Kurulur? Şahsiyye, Mühmele ve Mahsûrada Keyf ile Sûrun Değişmesi

Bir önceki derste tenakuzun iki kaziyye arasında, aynı kayıtlar korunarak kurulduğunu; çelişik iki hükümden yalnız birinin doğru olabileceğini gördük. Şimdi Süllem, bu ölçüyü uygulamaya geçiriyor: Bir kaziyyenin nakîzini kurarken yalnız olumlu-olumsuz niteliği mi değiştireceğiz, yoksa niceliği gösteren sûru da mı çevireceğiz?

Cevap, kaziyyenin türüne bağlıdır. Şahsiyye ve sırf mühmele olarak ele alınan kaziyyede keyfi değiştirmek yeterlidir. Mahsûrada ise hem keyf hem sûr karşıtına çevrilir.

1. Süllem’in asıl metni

Esas Arapça nüshanın basılı 209. sayfasında yer alan beyitler şöyledir:

فَإِنْ تَكُنْ شَخْصِيَّةً أَوْ مُهْمَلَةً
فَنَقْضُهَا فِي الْكَيْفِ أَنْ تُبَدِّلَهْ

وَإِنْ تَكُنْ مَحْصُورَةً بِالسُّورِ
فَانْقُضْ بِضِدِّ سُورِهَا الْمَذْكُورِ

Okunuşu: Fe in tekün şahsiyyeten ev mühmelâ / Fe nakzuhâ fi’l-keyfi en tübeddileh. Ve in tekün mahsûraten bi’s-sûri / Fenkuz bi-zıddi sûrihe’l-mezkûri.

Yaklaşık mânası:

“Kaziyye şahsiyye veya mühmele ise nakîzi, keyfini değiştirmendir. Sûrla sınırlandırılmış mahsûra ise zikredilen sûrunun karşıtını getirerek onu nakzet.”

Buradaki keyf, hükmün olumlu veya olumsuz oluşudur. Sûr ise “her, hiçbir, bazı” gibi hükmün kaç ferdi kapsadığını gösteren nicelik kaydıdır.

2. Bediüzzaman’ın Kızıl Îcâz haşiyeleri

Şahsiyyede yalnız keyf değişir

Şahsiyye kaziyyede mevzu belirli bir ferttir. “Zeyd ayaktadır” hükmünün nakîzi, aynı Zeyd ve aynı zaman korunarak “Zeyd ayakta değildir” hükmüdür. Konu tek ve belirli olduğu için ayrıca küllî-cüz’î sûr aranmaz; olumlama olumsuzlamaya, olumsuzlama olumlamaya çevrilir.

Fakat birliğin kayıtları yine korunmalıdır. “Zeyd sabah ayaktaydı” ile “Zeyd akşam ayakta değildi” çelişik değildir; zaman değişmiştir. Keyfi değiştirmek, ancak mevzu, mahmul, zaman ve diğer kayıtlar aynı kaldığında hakikî nakîz verir.

Mühmele, hangi bakımdan mühmeledir?

Sûru açıkça söylenmemiş küllî mevzulu hükme mühmele denir: “İnsan acelecidir” gibi. Beyit, mühmeleyi sırf çıplak hüküm olarak ele aldığımızda nakîzin keyf değişimiyle bulunduğunu söyler: “İnsan aceleci değildir.”

Haşiye ise önemli bir incelik ekler. Mühmele bazen maksat bakımından mahsûra kuvvetinde kullanılabilir. Günlük ve hitabî dilde olumlu mühmele çoğu zaman “bazı” mânasına; olumsuz mühmele ise nefiy alanındaki belirsiz “bazı”nın genelleşmesi sebebiyle küllî olumsuz mânasına yaklaşır. Böyle bir maksat açıkça gözetilmişse tenakuz, yalnız lafza değil zımnî niceliğe göre kurulur.

Bu sebeple “İnsan çalışkandır” cümlesini her bağlamda “Bütün insanlar çalışkandır” diye büyütmek doğru değildir. Önce konuşanın bütün fertleri mi, bazı fertleri mi, yoksa insan tabiatına dair genel bir vasfı mı kastettiği araştırılır.

Mahsûrada hem keyf hem sûr değişir

Mahsûra kaziyyede nicelik açıkça belirtilmiştir. Nakîzin yalnız olumlu-olumsuz niteliği değiştirilirse iki hüküm birlikte yanlış olabilir. Meselâ:

  • “Her öğrenci geldi.”
  • “Hiçbir öğrenci gelmedi.”

Bazı öğrencilerin gelip bazılarının gelmediği durumda bu iki hüküm de yanlış olur. Bu yüzden bunlar nakîz değil, karşıt hükümlerdir.

Hakikî nakîz şöyle kurulur:

  • “Her öğrenci geldi.” ↔︎ “Bazı öğrenciler gelmedi.”
  • “Hiçbir öğrenci gelmedi.” ↔︎ “Bazı öğrenciler geldi.”
  • “Bazı öğrenciler geldi.” ↔︎ “Hiçbir öğrenci gelmedi.”
  • “Bazı öğrenciler gelmedi.” ↔︎ “Her öğrenci geldi.”

Böylece küllî sûr cüz’î sûra, cüz’î sûr küllî sûra; olumlu keyf olumsuza, olumsuz keyf olumluya çevrilir. Sonuçta iki hüküm birlikte doğru da birlikte yanlış da olamaz.

Sûr ve cihet doğal yerinde okunmalıdır

Haşiye, sûrun veya cihet kaydının cümlede doğal yerinden ayrılarak mevzuya yahut mahmule katılması hâlinde yapının değişebileceğini hatırlatır. “Her insan zorunlu olarak canlıdır” ile “Zorunlu insan canlıdır” aynı mantıkî kuruluş değildir. Birincide zorunluluk hükmün cihetidir; ikincide lafız mevzuun parçası gibi okunabilir.

Bu ölçü, nakîz kurarken yalnız kelimeleri değiştirmemeyi, hükmün gerçek bağını bulmayı gerektirir.

3. Molla Abdülmecid’in izahı

Molla Abdülmecid, şahsiyye kaziyyenin mevzuunun hakikaten belirli bir fert olabileceği gibi, topluluğun bir bütün olarak tek şey sayılması yoluyla itibarî bir şahıs da olabileceğini belirtir. Her iki durumda da mevzu tek kabul edildiğinden, nakîz keyfin değiştirilmesiyle kurulur.

Mühmele hakkında iki ihtimali ayırır. Eğer kaziyye sûr kastı olmaksızın mühmele bırakılmışsa, tanımın verdiği kolay yolla yalnız olumlama-olumsuzlama değiştirilir. Fakat mühmelenin mahsûra kuvvetinde kullanıldığı kastedilmişse, zımnî nicelik hesaba katılır. Olumlu mühmele cüz’î olumlu, olumsuz mühmele küllî olumsuz hükmüne yaklaşır.

İzah, mahsûrada sûrun karşıtının getirilmesini “doğru sûr” ile “kırık sûr” arasındaki dönüşüm olarak açıklar: küllîyi gösteren sûr cüz’îye, cüz’îyi gösteren sûr küllîye çevrilir. Bunun yanında keyf de değiştirilir. Sadece biri değiştirilirse hakikî tenakuz tamamlanmaz.

Molla Abdülmecid’in açıklaması ayrıca sûrun maksadının niceliği açık ve belirli kılmak olduğunu vurgular. “Her” veya “bazı” kelimesi cümlede bulunsa bile hükmün kapsamını gerçekten belirlemiyorsa, mekanik bir dönüşümle sağlam nakîz kurulamaz.

4. İhsan Kasım es-Sâlihî hakkında tahkik notu

Esas nüshanın ilgili sayfalarında İhsan Kasım es-Sâlihî adına açıkça ayrılmış, imzalı müstakil bir açıklama tespit edilmemiştir. Bu sebeple kendisine özel bir görüş isnat edilmemiş; neşir düzeni ile Bediüzzaman’ın haşiyesi ve Molla Abdülmecid’in dipnotlu izahı ayrı tutulmuştur.

5. Risale-i Nur bağlantıları

Risale-i Nur’daki “bazı”, “ekser”, “umum”, “her” ve “hiçbir” gibi kapsam bildiren kayıtlar, hükmün sınırını tayin eder. Bir yerde “bazı ehl-i dünya” denilmişse bunun nakîzi, söz konusu vasfı bütün ehl-i dünyaya yaymak değildir. Cüz’î bir hükmü küllîleştirmek hem metni değiştirir hem de muhataba haksızlık doğurur.

Aynı şekilde umumî bir kaideyi reddetmek için ona zıt başka bir umumî iddia kurmak gerekmez; tek bir sahih istisna, küllî hükmün nakîzi bakımından yeterlidir. Fakat o istisnanın gerçekten aynı mevzu, mahmul, zaman ve şart altında bulunması gerekir.

Bu ölçü, metinleri okurken de münazarada da ifratlı genellemeyi önler. Bu bölüm belirli bir Risale-i Nur cümlesinin doğrudan iktibası değil, Kızıl Îcâz’daki tenakuz ve sûr ölçüleriyle kurulmuş açıklayıcı bir okuma bağlantısıdır.

6. Günlük tatbik

Bugün dört cümle seçip nakîzlerini kuralım:

  1. Belirli bir kişi hakkındaysa aynı kişi ve şartları koruyup yalnız keyfi değiştirelim.
  2. Sûrsuz bir genellemeyse konuşanın kastettiği kapsamı önce açıklığa kavuşturalım.
  3. “Her” veya “hiçbir” varsa nakîzi “bazı” ile kuralım.
  4. “Bazı” varsa nakîzi uygun küllî sûrla kuralım.

Örnekler:

  • “Ali bugün toplantıdadır.” ↔︎ “Ali bugün toplantıda değildir.”
  • “Bütün çalışanlar geç kaldı.” ↔︎ “Bazı çalışanlar geç kalmadı.”
  • “Hiçbir müşteri şikâyet etmedi.” ↔︎ “Bazı müşteriler şikâyet etti.”
  • “Bazı siparişler gecikti.” ↔︎ “Hiçbir sipariş gecikmedi.”

Bugünün kısa ölçüsü:

Şahsiyyede keyfi; mahsûrada hem keyfi hem sûru değiştir. Mühmeleye ise önce hangi kapsamın kastedildiğini sor.

Bir sonraki derste dört temel mahsûranın nakîzlerini beyitlerin açık örnekleriyle, özellikle küllî olumlu ile cüz’î olumsuz arasındaki ilişki üzerinden sürdüreceğiz.

Kaynak ve tahkik notu: Abdurrahman el-Ahdarî, es-Süllemü’l-Münevrak, şahsiyye, mühmele ve mahsûra kaziyyelerin nakîzine dair iki beyit; Bediüzzaman Said Nursî, Kızıl Îcâz haşiyeleri; Molla Abdülmecid Nursî’nin ilgili dipnotları, İhsan Kasım es-Sâlihî’nin düzenlediği esas Arapça nüsha, basılı s. 209-210 (PDF s. 57-58). Beyitler nüsha görüntüsüyle karşılaştırılmış; haşiye ve izahlar uzun doğrudan alıntı yapılmadan mânaca aktarılmıştır. İhsan Kasım adına müstakil bir açıklama tespit edilmemiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.