Kızıl Îcâz Dersleri-30

Cinsin Üç Mertebesi: Yakın, Uzak ve Orta Cins

Bir önceki dersimizde külliyyât-ı hamsın beş unsurundan fasıl, hâssa ve araz-ı âmı ayırmıştık. Süllem şimdi bu beşlinin ilkine, yani cinse dönüyor ve cinsin tek seviyeli olmadığını öğretiyor. Bir nev‘in hemen üstünde bulunan cins ile onu daha yukarıdan kuşatan cins aynı yakınlıkta değildir. Doğru tarif kurabilmek için bu mertebeleri bilmek gerekir.

1. Süllem’in asıl metni

وَأَوَّلُ ثَلَاثَةٌ بِلَا شَطَطِ
جِنْسٌ قَرِيبٌ أَوْ بَعِيدٌ أَوْ وَسَطْ

Okunuşu:

Ve evvelü selâsetün bilâ şatat / Cinsün karîbün ev baîdün ev vasat.

Yaklaşık mânası:

“Beş küllînin ilki olan cins, aşırılığa sapmadan üç kısımdır: yakın cins, uzak cins ve orta cins.”

Buradaki “ilk”, önceki beyitte sayılan cins, fasıl, araz, nev‘ ve hâssadan birincisi olan cinstir. Beyit, cinsi nev‘e olan mesafesine göre üç mertebede ele alır.

2. Bediüzzaman’ın Kızıl Îcâz haşiyeleri

“Evvel” kelimesinin iki önceliği

Bediüzzaman, cinsin “ilk” oluşunu yalnız beyitte önce söylenmiş olmasına bağlamaz. Cins, tarifte de önce gelir; çünkü mahiyeti açıklayan tarif çoğu zaman cins ve fasıldan kurulur, bunların ilki ve daha umumi olanı cinstir. “İnsan düşünen canlıdır” tarifinde önce “canlı/hayvan” cinsi, sonra ayırıcı fasıl zikredilir.

Cinsin bir başka önceliği, mahiyetin maddesi gibi düşünülmesidir. Nasıl maddî bir terkibin zemini maddesi ise, mantıkî tarifte de ortak mahiyet zemini cinsle görünür hâle gelir. Şerhin maksadı cinsi dış dünyada bağımsız bir madde saymak değil; tarif içindeki kurucu mevkiini göstermektir.

Yakın cins

Yakın cins, tarif edilen nev‘in hemen üstündeki cinstir. “İnsan” nev‘i için “hayvan/canlı” yakın cinstir; çünkü insanı içine alan ve onunla aynı seviyede başka nev‘leri de kuşatan en yakın ortak mahiyet budur.

Yakın cins, daha yukarıdaki cins ve ayırımları kendi kavramında özetleyen bir sonuç gibidir. Fakat kendisinin altında bulunan yakın faslı kavramına katmaz; aksi hâlde nev‘in kendisine dönüşür ve cins olma vasfını kaybeder. “Hayvan” mefhumu insana mahsus ayırıcı vasfı içermez; bu sebeple başka hayvan nev‘lerine de söylenebilir.

Uzak cins

Uzak cins, nev‘e doğrudan komşu olmayan, silsilenin daha yukarısında bulunan ortak kavramdır. İnsan için “cisim” veya daha yukarıdan “cevher” bu bakımdan uzak cins örneği olabilir. Bu kavramlar insanı içine alır; fakat insanı yakından tanıtacak kadar hususî değildir.

Bediüzzaman uzak cinsi, cins ve fasıldan meydana gelmiş daha üst bir terkibin neticesi olmayan en yüksek başlangıç noktası yönüyle de ele alır. Şerhte geçen cevher, mutlak cisim, büyüyen cisim, hayvan ve insan silsilesi; mahiyetlerin yukarıdan aşağıya nasıl daraldığını gösteren klasik öğretim zinciridir.

Orta cins

Orta cins, uzak cins ile yakın cins arasında yer alan mertebedir. İnsan örneğinde “büyüyen cisim” veya “duyarlı canlı” gibi ara halkalar, seçilen tasnife göre orta cins vazifesi görebilir.

Bir kavramın bir üsttekine nispetle nev‘, altındakine nispetle cins olması mümkündür. Meselâ “hayvan”, “büyüyen cisim”e göre nev‘; insan ve diğer hayvan nev‘lerine göre cinstir. Bu sebeple külliyyât-ı hams isimleri, çoğu zaman tek başına kelimelerin değişmez damgaları değil, kavramların birbirlerine nispetle aldıkları mantıkî vazifelerdir.

3. Molla Abdülmecid’in izahı

Molla Abdülmecid, “evvel” kaydını hem nazmın hem tarifin sırasıyla açıklar. Bir tarif iki parçalı olduğunda daha umumi ve daha iyi bilinen taraf olan cins önce gelir; fasıl onu hususîleştirir. Bu sebeple cins, tarifin maddesi; fasıl ise onu tamamlayıp belirleyen unsur gibidir.

Yakın cinsi, nev‘e varıncaya kadar üstündeki cinslerin mânalarını topluca taşıyan; fakat nev‘i meydana getiren yakın faslı içine almayan cins olarak açıklar. Uzak cins ise silsilenin üst tarafında bulunan ve tarif edilen nev‘e ancak aradaki mertebeler vasıtasıyla ulaşan cinstir. Orta cins, bu ikisi arasındaki halkadır.

İzahın dikkat çektiği diğer nokta, izafî nev‘dir. Bir kavram, üstündeki cinse göre nev‘ iken altındaki nev‘lere göre cins olabilir. Böylece aynı kavram iki farklı nispetle iki ayrı ad alır; bunda çelişki yoktur. Çelişki ancak aynı kavrama, aynı yönden ve aynı zamanda birbirine zıt hükümler verilirse doğar.

4. Yardımcı açıklamalar ve Mantık Notu

Klasik “Porphyrios ağacı”na benzeyen şu basit sıra mertebeleri gösterir:

Cevher → Cisim → Büyüyen cisim → Hayvan → İnsan

İnsana göre:

  • Hayvan, yakın cinstir.
  • Cisim ve cevher, uzak cinslerdir.
  • Aradaki büyüyen cisim, orta cins örneğidir.

Bu sıra, modern biyolojinin sınıflandırması yerine geçen bir şema değildir. Maksadı, kavramların kapsamının yukarı çıktıkça genişlediğini, buna karşılık içeriğinin ve ayırıcı kayıtlarının azaldığını öğretmektir.

Mantık Notu: Çok genel bir cinsle yapılan tarif doğrudur fakat eksik tanıtıcı olabilir. “İnsan bir cevherdir” sözü insanı dışarıda bırakmaz; ancak onu başka cevherlerden ayırmaz. “İnsan bir hayvandır” daha yakındır; fakat fasıl eklenmeden yine tam tarif olmaz. Sağlam tarif, uygun yakın cinsi ve gerçek ayırıcıyı birlikte arar.

5. Süllem’in bilgi mimarisindeki yeri

Süllem önce bilginin tasavvur ve tasdik oluşunu, sonra bunlara götüren tarif ve hücceti, ardından lafzın mânaya delâletini anlattı. Küllî-cüz’î ayrımından sonra külliyyât-ı hamsa geçti. Şimdi cinsin kendi içindeki mertebeleri göstererek tarif inşasının malzemesini hazırlıyor.

Bu sıra öğreticidir: Önce bir kavramın çok fertlere söylenip söylenemediğini biliriz; sonra onu üst kavramları ve ayırıcıları içinde yerleştiririz; nihayet doğru bir tarif kurarız. Tarif yalnız kelime dizmek değil, kavramı doğru seviyeye yerleştirmektir.

6. Risale-i Nur bağlantıları

Risale-i Nur’da kâinat, nev‘ler ve fertler arasındaki münasebetler sık sık birlikte okunur. Bir ferdin hususiyetini nev‘in tamamına; nev‘in müşterek vasfını da her ferde aynı derecede yüklememek gerekir. Mantıktaki yakın ve uzak cins ayrımı, hükmün hangi kavram seviyesinde kurulduğunu fark etmeye yardım eder.

Risale-i Nur’daki temsil ve kıyaslarda da önce müşterek zemin, sonra ayırıcı yön aranır. Fakat bu bölümde kurduğumuz bağlantı, doğrudan bir Risale-i Nur alıntısı değil; Kızıl Îcâz’ın mantık ölçüsünden hareketle yapılmış bir okuma teklifidir.

İnsan hakkında yalnız “canlıdır” demek doğru fakat yetersizdir. İnsanın akıl, irade, vicdan ve kulluk istidadı gibi hususiyetlerini yerli yerine koymak gerekir. Çok umumi bir doğru, daha hususî hakikatin bütününü tek başına vermez.

7. Günlük tatbik

Bir kişi veya mesele hakkında hüküm verirken şu soruları soralım:

  1. Kullandığım tanım çok uzak ve umumi mi kalıyor?
  2. Meseleyi en yakın ortak zemine yerleştirdim mi?
  3. Onu benzerlerinden ayıran gerçek vasfı belirledim mi?
  4. Aynı kelimenin farklı nispetlerde farklı vazife görebileceğini hesaba kattım mı?

Bir işletmede “çalışan”, “servis personeli” ve “garson” ifadeleri aynı genişlikte değildir. Belirli bir vazifeyi değerlendirirken yalnız en uzak ortak adı kullanmak, sorumluluğun sınırını bulanıklaştırabilir. Doğru seviye, hem adaletli değerlendirmeyi hem açık vazife tarifini kolaylaştırır.

Bugünün ölçüsü şudur:

Uzak cins ortak zemini, yakın cins doğru çevreyi gösterir; tam tarif ise ayırıcı vasıfla tamamlanır.

Bir sonraki derste lafızlarla mânalar arasındaki beş nispetin girişini okuyacağız.

Kaynak ve tahkik notu: Abdurrahman el-Ahdarî, es-Süllemü’l-Münevrak, “وَأَوَّلُ ثَلَاثَةٌ بِلَا شَطَطِ…” beyti; Bediüzzaman Said Nursî, Kızıl Îcâz, bu beyte ait [1]-[4] numaralı haşiyeler; Molla Abdülmecid Nursî’nin aynı haşiyelere ilişkin açıklamaları. Esas nüsha: İhsan Kasım es-Sâlihî’nin düzenlediği Saykalü’l-İslâm, basılı s. 181 (PDF s. 29). İlgili yerde İhsan Kasım es-Sâlihî adına ayrıca imzalanmış müstakil bir açıklama görülmediğinden ona görüş nispet edilmemiştir. Risale-i Nur bağlantısı ve günlük örnekler açıklayıcı tatbiktir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.