Said Nursi’nin Diyarbakır ile bütünleşen talebesi: Mehmet Kayalar

Said Nursi’nin Diyarbakır ile bütünleşen talebesi: Mehmet Kayalar

Doğu hizmetleri denince Bediüzzaman'ın ilk akla gelen talebelerinden Mehmet Kayalar'ı vefat yıldönümünde rahmetle anıyoruz

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

Risale-i Nur’un Şark hizmetleri deyince, bilhassa Diyarbakır’ın adı geçince Nur talebeleri için akla gelen ilk isim Mehmet Kayalar’dır. Kayalar ağabeyin 83 yıllık çileli hayatını “Ağabeyler Anlatıyor” seri kitaplarımın hazırlık çalışmaları sırasında özenle araştırdım. 31 Mayıs 1994 tarihinde vefat eden Kayalar ağabeye Allah’tan rahmet diliyor, vefatının 25. senesinde ilgili hatıralarından küçük bir bölümünü “Risale Haber” okuyucularına sunuyorum…(Ömer Özcan)

İSLÂM’I AVRUPA’YA YAYMAK GAYESİ İLE YUNANİSTAN’A GÖÇ ETTİLER

Mehmet Kayalar ağabey 1911 (1330) Selanik doğumludur. Ataları Konya asıllıdır. Dedeleri İslâm’ı Avrupa’ya yaymak gayesi ile Yunanistan’ın Selanik İlinin Kayalar Kasabasına Konya’dan hicret etmişler. Mehmet Kayalar da burada dünyaya gözlerini açmıştır. Babası Mahmut Efendi, Annesi Hüsnü Şah Hatun idi. Kayalar ağabey 6–7 yaşlarına kadar Kayalar’da kaldıktan sonra Türk-Yunan Devletlerinin göç anlaşmasına göre, ailesi ile birlikte Erzincan ilinde istihdam edilirler. İlk tahsilini Erzincan’da, diğer öğrenimlerini ise askerî okullarda tamamlar…

1 Mayıs 1937 tarihinde Harp Okulunu bitirerek subay olarak ordu saflarına katılır. Konya, Susurluk, Kemalpaşa, Uşak, Bingöl ve Diyarbakır illerinde vazifeler yapar.

Mehmet Kayalar evli ve üç evlat babası idi. Evlatlarından Müctebâ Mehdi ile Mahmut Hâdi babalarından evvel dâr-ı bekaya irtihâl etmişlerdir. En büyükleri Ahmet Mefhar ise 6 Nisan 2003’te vefat etmiştir. Muhterem zevceleri Sâime Hatun da 2007 tarihinde vefat etmiştir. Kendisi 1994’de Yalova’da vefat etmiştir. Sonradan türbe haline getirilen kabri Yalova’dadır.

DİYARBAKIR NUR HİZMETLERİ İLE BÜTÜNLEŞMİŞTİR

Mehmet Kayalar ismi, bilhassa Diyarbakır nur hizmetleri ile bütünleşmiştir. 1950’den 1973’e kadar tam 23 sene bu şehirde kalmıştır. Bu çeyrek asra yakın sürede, Diyarbakır’da çok şaşaalı hizmetlere imza atmış; defalarca yapılan baskın, hapis, mahkeme ve sürgünlerle kendisine gözdağı verilmek istenmiştir. Fakat o hep kayalar gibi dimdik durmaya devam etmiştir…

EVİ TANKLARLA ÇEVRİLDİ

Mehmet Kayalar 1952’de önyüzbaşı iken 41 yaşında ordudan emekli olmuştur. 1960 ihtilalinden hemen sonra evi tanklarla çevrilerek Sivas’ta hücre hapsine alınmıştır. Dokuz ay burada kaldıktan sonra, Çanakkale’ye sürgün edilmiş ve Çanakkale’de 1,5 sene devam edecek olan çok sıkıntılı ve işkenceli bir hücre hapsi yaşamıştır… Tekrar Diyarbakır’a dönen Mehmet Kayalar’ın, bu sefer bir sene süren Muğla sürgün hayatı başlar... Muğla hayatı da zahmetlerle geçmiştir...

Üç veya dört kere Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerini ziyaret etmiştir. Üstad Hazretlerinin Ankara Beyrut Palas otelindeki “müspet hareket” ağırlıklı son dersini, Mehmet Kayalar için verdiğini kendisi ve yakınları ifade etmektedirler.

1946’DA RİSALE-İ NUR’U TANIDI 1950’DE BEDİÜZZAMAN’I ZİYARET ETTİ

İrfan Haspolatlı anlatıyor: Aslen Bitlisliyim, 10 yaşımdan itibaren Diyarbakır’da büyüdüm ve bu şehirde 25 sene öğretmenlik yaptım. 1957 senesinden beri Risale-i Nur’u tanıyorum ve okuyorum. Aynı tarihten itibaren Mehmet Kayalar ağabeyin çok yakınında bulunmak nasip oldu. Üstad Bediüzzaman Hazretlerini de iki kere ziyaret ettim.

Mehmet Kayalar, 1946 senelerinde Risale-i Nur eserlerini, 1950’de de Üstad Bediüzzaman Hazretlerini Isparta’da ziyaret ederek tanır. İlk görüşmelerinde ağabeyin ayaklarında titreme, konuşmasında kekeleme hâsıl olur. Bediüzzaman Hazretleri ağabeyin başını koltuğunun altına alarak okşamış, öylece kekeleme hali geçmiştir. Mehmet Kayalar Bediüzzaman Hazretlerini üç veya dört kere ziyaret etmiştir. Önyüzbaşı iken 1952 senesinde subaylığa veda etmiştir.

Mehmet Kayalar 1952’de ordudan ayrıldıktan sonra, Diyarbakır’da ikamet edip, evini umum halka açarak, çevrenin isim yapmış âlimlerine, hocalarına ve o yörenin insanlarına uzun yıllar Risale-i Nur ve tefsir, hadis, fıkıh dersleri vermiştir.

DERS DÜZENİ: ÂLİMLER VE HOCALAR ARKASINDA, CEMAAT ÖNÜNDE

Ders düzeni şöyle idi: Evin avlusuna hasır sergileri serilip oturulurdu. Ağabey, rahlesi önünde iki dizi üzerine oturup cemaati de aynı tertip idiler. Ders, akşam namazından bir saat sonra başlar, ders bitiminde yatsı namazına müteakiben cemaat evlerine dağılırdı.

Derste âlimler ve hocalar ağabeyin arkasında, cemaat ise önünde bulunur… Yüksek bir ciddiyet ve tazim ile oturulurdu. Kalpleri hüşyar edercesine beliğ bir üslupla ders anlatırdı. Ders bitiminde sorular ve müşkül meselelerin cevap faslı başlardı. Bizleri en çok ihya eden, sırlara aşina kılan bu soru-cevap faslıydı. Ders kıyafeti beyaz takke ve beyaz uzun entari idi. Ağabey derste talebelerin yüzüne bakmasını isterdi. Uyku, gaflet ârız olanları tesbihini atarak ikaz ederdi. Kendisi soru sormaz, yalnız sorulan sorulara cevap verirdi.

BİR GÜN BİLE DERS YAPILMADIĞI GÖRÜLMEMİŞTİR

Daha sonra ikamet ettiği ev, kalabalığa kâfi gelmediğinden Hasırlı Mahallesinde bir eve taşınıp, nur hizmetine oradan devam edildi. Orası da kifayet etmeyince 1959 yılında Diyarbakır ilinin 5 km. kuzeydoğusunda Dicle Nehri kıyısında 2,5 dönümlük bir arsa alınıp iki katlı bir ev yapıldı. Üst katında Mehmet Kayalar ağabey ailesi ile ikamet ettiler. Alt kat cemaate ayrıldı.

Bu dersler Diyarbakır’da 1950’den 1973’e kadar 23 sene devam etmiştir. Tutukluluk ve cezaevi günleri hariç, bir gün bile ders yapılmadığı görülmemiştir.

Mehmet Kayalar ağabeyin Diyarbakır mahkeme günleri çok kalabalık olurdu. Hatta kalabalık mahkeme koridorlarının dışına taşarak caddeye kadar uzanırdı.

Üstad Hazretleri vefatından iki ay evvel telgrafla Mehmet Kayalar’ı Ankara’ya çağırıyor… Bu görüşme Ankara Ulus Beyrut Palas otelinde olmuştur. Görüşmenin şahidi benim. Çünkü orada idim. (Üstad Hazretleri ve Mehmet Kayalar ağabeyin bu görüşmesi ayrıntılı bir şekilde ‘Ağabeyler Anlatıyor-3’ İrfan Haspolatlı maddesinde anlatılmaktadır. Oraya havale ediyoruz. Ömer Özcan)

Kayalar ağabey 23 Mart 1960’da vefat eden Üstad hazretlerinin defin anında mezarının başında bulunmuştur. Definden sonra, Mustafa Sungur kardeşe dönerek: “Siz üstadın hizmetinde olanlar, ben hariç, aranızdan birini baş seçin, cemaat dağılmasın. Ben de seçtiğiniz o başa tâbi olacağım” Demiştir. Fakat bu teklifi kabul görmemiştir. Mehmet Kayalar daha sonra tekrar Diyarbakır’a dönmüştür.

SİVAS KAMPI, HÜCRE HAPSİ, SÜRGÜN

1960 ihtilalinin 4. gününde Mehmet Kayaların evinin çevresi çok sayıda tanklarla çevrildi. Orada tutuklanarak Sivas’ta kurulan bir askeri kampa götürüldü. Sivas Kampında çoğu hücre hapsi olmak üzere dokuz ay kalmıştır. (Sivas Kampı, ‘Ağabeyler Anlatıyor-3’ kitabının Tarık Aktekin maddesinde anlatılmaktadır. Tarık Aktekin aynı kampta Kayalar ağabey ile beraber bulunmuştur. Oraya havale ediyoruz. Ömer Özcan)

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum