Said Nursi, tiyatrodaki isyanı işte böyle bastırdı

Said Nursi, tiyatrodaki isyanı işte böyle bastırdı

Büyük bir isyan, kargaşa, kavga ve kaos başlamak üzereydi bir anda sandalyenin üstüne çıktı ve...

A+A-

Ahmet Bilgi'nin haberi:

RİSALEHABER-Bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü. Gün dolayısıyla Bediüzzaman Said Nursi'nin Ferah Tiyatrosu'ndaki bir tavrı akla geldi. Bu vesileyle hatırlatalım.

Bediüzzaman, büyük bir isyan, kargaşa, kavga ve kaosu güçlü hitabetiyle yatıştırmış ve kimsenini burnu kanamadan olay sükun bulmuştu.

O günkü olaya şahit olan eski gazetecilerden Münir Süleyman Çapanoğlu şöyle anlatıyor:

Ferah Tiyatrosu’ndaki hadiseyi anlatayım. Mizancı Murat Bey konferans veriyordu. Biz o zaman küçüktük, Mekteb-i Tefeyyüz’de okuyorduk. Yanımda arkadaşım, Maarif Nazırı Münif Paşa’nın oğlu vardı. Hadiselerin içine böyle afakî bir şekilde giriyoruz ve dinliyoruz.

‘Ne söylüyorsun? Murat Bey’i öldürmek mi istiyorsun? ‘İşte göğsüm beni öldür!’

“Sağ taraftaki localarda İttihadcılar, sol taraftakilerde Ahrâr Fırkası vardı. Orada bir-iki mugâlatacı bağırıp çağırmaya başlamıştı.

“‘Nerede o Mizancı Murat, çıksın onu tepeleyeceğim!’ diye bağırmalar oluyordu. Rahmetli Ali Kemal meydana çıkarak: ‘Ne söylüyorsun? Murat Bey’i öldürmek mi istiyorsun? ‘İşte göğsüm beni öldür!’ diyerek beyaz gömleğinin yakasını açtı.

Said Nursi, sandalyelerin birinin üzerine çıkıp konuşmaya başladı

Hava gittikçe elektrikleniyor, her kafadan bir ses çıkıyordu. İşte tam bu esnada sandalyelerin birinin üzerine fırlayıp çıkan Bediüzzaman Said Nursi, kalabalığa hitâp etmeye başladı. Bediüzzaman natûk adam, söz söylemesini bilen bir zât; mantığı kuvvetli. Çıktı, iknâ edici, usturuplu sözler söyledi; İslâm tarihinden örnekler vererek anlattı. İnhitatları mukayese ederek anlattı. 

"Ne yapıyorsunuz? Meşrûtiyet devri yaşıyoruz. Konuşmak serbestîsi vardır. Niçin bunları ayaklar altına alıyoruz? Bu sizin yaptığınız hareketleri Şark’taki en bedevî aşiretler bile yapmazlar. Efendiler, kendinize gelin. Maksadımız birleşmektir, hürriyeti ilâdır, hürriyeti yükseltmektir." 

Bir anda ortalık sükunete büründü ve kalabalığa sessizlik hâkim oldu.

“Orada, ondan sonra da Aziz Bey isminde bir süvari binbaşısı (İttihad ve Terakkî’ye mensuptur, ama makul ve mutedil bir adam idi) geldi, yetişti, tiyatroyu sardı ve kalabalığı dağıttı. Bediüzzaman’a, yaptığı hizmetten dolayı teşekkür etti. Böylece Bediüzzaman, yaptığı konuşmalarla patlamak üzere bulunan bir isyanı yatıştırmış ve önlemişti.”

Bediüzzaman Ferah Tiyatrosu olayını Risale-i Nur'da şöyle anlatır

Kaç defa büyük içtimalarda heyecanları hissettim. Korktum ki, avam-ı nas siyasete karışmakla asayişi ihlâl etsinler. Türkçeyi yeni öğrenen köylü bir talebenin lisanına yakışacak lâfızlarla heyecanı teskin ettim. Ezcümle, Bayezid'de talebenin içtimaında ve Ayasofya mevlidinde ve Ferah Tiyatrosundaki heyecana yetiştim. Bir derece heyecanı teskin ettim. Yoksa bir fırtına daha olacaktı. Ben ki bedevî bir adamım. Medenîlerin entrikalarını bildiğim halde işlerine karıştım. Demek cinayet ettim."
 

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum