Said Nursi, 1950'li yıllarda talebesini Bosna için uyarmış

Said Nursi, 1950'li yıllarda talebesini Bosna için uyarmış

Talebesinin büyük pişmanlığı

A+A-

RİSALEHABER

Geçtiğimiz günlerde vefat eden Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebelerinden Muhsin Alev (Abdulmuhsin Alkonavi) ile ilgili yeni bilgiler gelmeye devam ediyor.

1954'ten beri Almanya'da yaşayan Abdulmuhsin ağabeyin yakın arkadaşlarından Rüstem Ülker, yapılan hizmetlerden bazılarını Risale Haber için kaleme aldı.

Albulmuhsin ağabeyin Avrupa'da Kur'an ve iman hizmetine devam ettiğini, bunun yanında dünya liderlerine mektuplar gönderdiğini ifade eden Ülker, Bediüzzaman Hazretlerinin Bosna ile ilgili Abdulmuhsin ağabeyden bir talepte bulunduğunu da yazdı.

Rüstem Ülker'in yazısı şöyle:

Abdulmuhsin ağabeyin aziz hatırasına

Abdulmuhsin Alkonavi Ağabeyi Almanya’ya gitmeden önce duymuştum. Almanya’ya gittikten sonra kendisini değişik vesilelerle ziyaret etmek ve görmek nasip oldu.

Kendisinin Berlin’de yeminli tercüme bürosu vardı ve mahkemelerde tercümanlık yapardı. Berlin‘de cami, mescid ve medreselerin açılmasında ve tevafuklu Kur'an’ın basılmasında büyük emeği vardır.

Berlin ve Almanya’nın değişik yerlerinde icra edilen İslami toplantılara ve Türkler ve yabancılarla ilgili toplantılara vakti müsait olduğunca katılır ve o toplantılarda gerekli izah ve tevcihatlarda bulunurdu.

Buna misal olarak merkezi Berlin‘de bulunan “Haus der Kulturen der Welt“ Dünya Kültürleri Vakfı’nın davetiyle 90’lı yılların ortasında Nur Cemaati ve Almanca yayın yapan Nur mecmuası (NUR-Das Licht) adına biz de davet edildik.

Kadıyanilerle ilgili Bediüzzaman'a mektup yazdım

Konu dünyadaki İslami cereyanlardı. Amerika’dan Prof. Şerif Mardin de davetliler arasındaydı. Bediüzzaman Said Nursi ve Nurculuk hakkında sunduğu tebliğinde “Die Mechanik der Natur aus der Sicht des Risale-i Nur-Risale-i Nur’a göre Kainatin işleyişi” konusunu takdim etti. Abdulmuhsin Ağabey de oradaydı. Dünyadan değişik İslami cereyan ve grup temsilcileri de oradaydı. Kadıyaniler kendilerini farklı bir din gibi takdim ettiler. Ben de kısmen soru kısmen tavzih olarak şöyle ifade etmeye çalıştım. “İnsan ya da cemaati kendilerini Müslüman olarak adlandırıyorlarsa büyük İslam ümmetinin içindedir ve parçasıdır, ben farklıyım diyemez” diyerek onları tenkit etmiştim.

Abdulmuhsin Ağabey program arasında “Rüstem Kardeş gençken ben de senin gibi heyecanlıydım. Bir zaman Kadıyanilerle ilgili bir mesele olmuştu. Onu Üstad Bediüzzaman Hazretlerine yazmıştım. Üstad da bana “benim onlara selamımı söyle. Eğer onlar namazlarını kılar, oruçlarını tutar ve Hac farizelerini de yerine getirirlerse, ben onları duama dahil edeceğim” diye yazmıştı. Ben de kendilerine aynen ilettim. Gerçekten ondan sonra hacca da gitmeye başladılar” dedi.

Muhsin Ağabeyin Risale-i Nurdan deneme tercümeleri vardır. Bunları bize tevdi etmiştir. “Risale-i Nur tercümelerini zamanında ben yapmam lazımdı. Ama Elhamdülilllah sizler benim üzerimden bu yükü aldınız. Kendim yapmış gibi sizlerle iftihar ediyorum” diyerek fevkalade memnuniyetini ifade etti.

1999, 2004, 2007 ve 2008 yıllarında başbakanlığa bağlı Haus der Geschichte (3) ve Bonn Üniversitesi ve Osnabrück Üniversitesinde icra edilen Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur sempozyumlarına iştirak ettiler, gerekli yerlerde açıklamalarda bulundular.

SSCB Lideri Gorbaçov'a yazdığı "din" mektubu

80’li yılların sonuna doğru SSCB başkanı Mihail Gorbaçov’du. Abdulmusin Ağabey bana anlattığı bir hatırasında Gorbaçov’a mektup yazdığını ve bu mektupta Gorbaçov’a mektup yazarak insan, cemiyet ve milletlerin hayatında dinin lüzumunu ve dinsiz bir milletin yaşayamayacağı gerçeğini ifade etmişti.

Gorbaçov’un daha sonraki yıllarda bu mektubu ne kadar ciddiye aldığını attığı adımlarda ve perestroikada görmekteyiz.

Hele hele Gorbaçov’un bir Vatikan ziyareti var ki, orada bu gerçeği Papa Jan Paul’u ziyaretinde ifade etmiş ve dinsiz bir millet yaşayamaz ifadesini kullanmıştı. Bu ifadeden çok açıkça anlaşılmaktadır ki, Abdulmuhsin Ağabeyin mektubundaki gerçekleri adeta haykırmış ve bunu fiiliyatta da uygulamaya koymuştur.

Fırıncı ağabeyden Risale-i Nurlardan İngilizce iktibas isteği

Abdulmuhsin Ağabey 90’lı yılların sonuna doğru Fırıncı Ağabeyi, “Risale-i Nurdaki sair din mensuplarıyla alakalı yerleri iktibas edip Şükran Vahide abla İngilizceye tercüme ederek 1,5-2 ay içinde gönderebilir misiniz” diye arıyor.

Fırıncı Ağabey de kendisine “istediğiniz yerler bir-iki gün içinde elinizde olacak” deyince Abdulmuhsin Ağabey çok şaşırıyor. Şükran Vahide Abla alakalı yerleri toplayarak, iktibas ederek bir diskete yüklüyor. Daha sonra disketi Fırıncı Ağabey Osman Sevimli’ye veriyor. O da havaalanına giderek Köln’e gelen birisine veriyor. Ben de onu Köln havalanında karşıladım. Disketi aldım ve bir Cumartesi günü Köln‘den postaya verdik. Muhtemelen Pazartesi günü alakalı disketi teslim aldı.

Doktora tezi

“Anarşiden uzak bir toplum için Risale-i Nur Modeli“ isimli bir doktora tezi çalışması yaptı. Bu tez adeta hayatının gayesinin özetini temsil ediyordu. Tez, Berlin Humboldt Üniversitesi tarafından kabul edildi ve kendisine Dr. ünvanı verildi. Doktora tezinin kutlama merasimine Abdulmuhsin Ağabey bizi de davet etmişti ve katılmak nasip oldu.
Daha sonra bu doktora çalışmasını Almanca yayınlanan Nur Das- Licht dergisinde kısım kısım yayınladık.

Bosna Savaşı'ndan yıllar önce Said Nursi'nin Bosna talebi

Abdulmuhsin Ağabey 90’lı yılların başında bir görüşmemizde Bosna savaşına çok üzüldüğünü ifade etti.

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri kendisine 50’li yılların ikinci yarısında yazdığı mektuplarda yaz aylarını Saraybosna’da geçirmesini ve tebliğde bulunmasını istediğini ifade etti. "Keşke yaz aylarını Bosna’da geçirebilseydim. Belki gelişmeler daha farklı olabilirdi" diye Üstadın kendisinden istediğini yerine getirememenin eziklik ve üzüntüsünü yaşıyordu.

İçli tavsiyesi

Bizlere içli tavsiyesi, “Risale-i Nur’u devamlı okumak, sadece okumak değil, oradaki hakikatlerin tatbikatına çalışmak” hakikatine uyarak bu Kur’an davasını Rasulullahın (SAV) bizlerden razı olacağı şekilde kıyamete kadar layıkı vechiyle yürütmeyi nasip etsin!

Ey Abdulmuhsın ağabey ruhun şad olsun, makamın cennet ve cennet-ı ala olsun! Kabirde karşılayıcın sevgili üstadın ve ağabeylerin olsun! Amin.

 

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum