Misafir Kalem

Misafir Kalem

Yazarın Tüm Yazıları >

Risale-i Nur’ların Diyanet’te basılması

A+A-

Said Yüce’nin yazısı

2011 yılıydı. Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin “Manevi evladım, hayatım hayatınla devam edecek, Sungur fena fin’nurdur.” ve daha birçok hususi iltifatlarına mazhar; Merhum Mustafa Sungur ağabeyi ziyaretine gittiğim günlerden birisiydi. Eski yol ve dava arkadaşı Babam İlhan Yüce’den selam getirmiştim.

Baban ne yapıyor?” diye sorunca,

Ağabey selamı var. Her zamanki gibi, ağabeyler ve kardeşler arasında Üstadın da son dersi olan uhuvvet, muhabbet ve tesanüde kuvvet verilmesi için bir şeyler yapılmalı diyor” demiştim. Bunun üzerine Sungur ağabey; “Sen benim namıma ağabeyleri ara davet et” demişti.

Sungur ağabeyin de arzusuyla, resimde gördüğünüz birçoğu Rahmet-i Rahmana kavuşmuş olan ağabeyleri Üsküdar’daki Sungur ağabeyin medresesine davet etmiştik.

Merhum Mustafa Sungur, Salih Özcan, Abdullah Yeğin, Said Özdemir, Ahmet Aytimur ağabeylerle; Allah CC hayırlı uzun ömürler versin Hüsnü Bayramoğlu ve Mehmet Fırıncı ağabeyler birlikte bu güzel tabloyu teşkil etmişlerdi. Kendilerine uzun süredir Diyanet yetkilileri ile konuştuğumuz Risale-i Nur’ların Diyanet İşleri yayınları arsında basılması çalışmalarını aktarmış dualarını almıştık. Nitekim o günkü uhuvvet ve muhabbet atmosferi Bediüzzaman Hazretlerinin 70 yıl önceki ‘Risale-i Nur’lara Devletin sahip çıkması’ arzusunun tahakkuku için kilometre taşlarından biri olmuştu.

Daha sonra bir gün Diyanet’teki çalışmaları aktardığımızda  Sungur ağabey, “Üstadımız 1950’de ilk defa beni Merhum Diyanet İşleri Başkanı Ahmed Hamdi Akseki’ye bir mektupla göndermişti. Şimdi o hizmetleri sizler görüyorsunuz” demiş ve gözleri yaşarmıştı.

saidnursi_talebeleri-001.jpg

Maalesef,  o günlerde hain FETÖ şebekesi de Kur’an tefsirleri olan Risale-i Nur’ları tahrif eden bir saldırıya girişmişlerdi. Nur talebeleri ve Bediüzzaman Hazretlerinin varislerini üzmüşlerdi. Merhum Sungur ağabey bana “git bunlarla konuş, bu büyük yanlıştan vazgeçsinler ”demişti. Ben de o günkü şimdi yurtdışında kaçak olan kişilerle konuşmuş, “Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin varis ve vekilleri, müellifin arzusu hilafına yaptığınız bu sa(hte)deleştirme işinden derhal vazgeçmenizi istiyorlar” dediğimde; “Bizim ilgimiz yok, çok istiyorsanız mahkemeye verin” diye hem yalan söylemiş hem de dalga geçmişlerdi. Merhum Mustafa Sungur ağabey de “Bunu yapanların elleri, ayakları kırılsın” demişti. Bir müddet geçti ki; gerçekten elleri, ayakları her anlamda kırıldı, hem de (yargıdaki adamlarına güvenerek olacak) söyledikleri “çok istiyorsanız mahkemeye verin” sözü kendilerine dönmüş, Allah’ın takdiri hepsi mahkemelik olmuştu.

2012 yılına gelindiğinde Diyanetle yürüttüğümüz Risale-i Nur’ların basılması çalışmalarını siyasi destekle de hızlandırmak için o gün Başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmek istemiştik.

Merhum Sungur ağabey de ağabeylerle birlikte bu randevuya gelmek istemişti. Ne var ki, rahatsızlandı, hastaneye kaldırıldı. Hastaneden çıkınca gideriz diye randevuyu erteledik. 2 Aralık 2012’de Mustafa Sungur ağabey hakkın rahmetine kavuştu. Çok büyük bir kalabalığın iştirakiyle Başbakan Erdoğan’ın da katıldığı cenaze namazı Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Görmez tarafından kıldırıldı.

sungurabi_cenaze1.jpg

sungurabi_cenaze2.jpg

On gün sonra yani 12 Aralık 2012’de Abdullah Yeğin, Said Özdemir, Mehmet Fırıncı ve Abdülkadir Badıllı ağabeylerle birlikte Ankara’da Başbakanlık resmi konutunda Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Beyefendiyi ziyaret ettik. Yemekli toplantıya Diyanet’ten sorumlu Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ve Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Beyefendi de katıldı. 3 saat süren oldukça muhabbetli sohbetler sırasında Üstad Bediüzzaman’ın devlet adamlarından istediği üç arzusundan birisi Ezan-ı Muhammedi’nin aslına çevrilmesi (Merhum Adnan Menderes tarafından gerçekleştirmişti) diğer ikisi de Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin talebeleri tarafından Sayın Erdoğan’a iletildi. Birincisi, Kur’an-ı Kerim’in bu asra bakan mühim bir tefsiri olan Risale-i Nur’ların devlet eliyle de bastırılması, ikincisi, Fethin sembolü Ayasofya’nın tekrar Cami olarak ibadete açılmasıydı. Sayın Başbakan Erdoğan Ayasofya için “Biraz sabredin. Günü gelince inşallah o da açılacak” dedikten sonra, Diyanet İşleri Başkanına dönerek “Hocam bu vazife sende Bediüzzaman Hazretlerinin arzusunu yerine getirelim” demişti.

saidnursi_talebeler_erdogan.jpg

Bu görüşmeden sonra Diyanet İşleri Başkanlığı nezdinde çalışmaları hızlandırdık. Önce Risale-i Nur’ların müellifi Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerine ait bizzat kendi el yazısı veya tashih edip yayınlanmasına izin verdiği orijinal nüshalar toparlanarak Diyanet’e teslim edildi. Üstadın “Varis ve vekillerim” dediği talebeleri de imzalayarak orijinal nüshaların dijital kopyalarını teslim ettiler.

Uzun ve titiz çalışmalar sonucu ilk olarak İşaratu’l İ’caz eseri Arapça ve Türkçe olarak Diyanet İşleri Başkanlığınca 24 Ocak 2014’de basıldı. İlk nüshalarının baskıdan çıktığı 23 Ocak gece yarısı büyük emekleri geçen Yusuf Türker kardeşimle sıcağı sıcağına matbaada elime alıp bağrıma bastığımı hatırlıyorum. Bir gün sonra 25 Ocak 2014’de de muhterem Mehmet Fırıncı ağabeyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Beyefendiyi elimizde İşaratu’l İ’caz ın ilk nüshasıyla teşekkür etmek için ziyaret etmiştik. Kapıdan girdiğimizde Sayın Başbakan “Hayırdır Said o elindeki ne?” deyince, “Efendim, talimatlarınızla Üstad Bediüzzaman’ın bir arzusu yerine geldi. İlk nüshasını imzalar mısınız?” demiştim.

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bastırılan İşaratu’l İ’caz’ın ilk nüshasına Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan şu satırları yazmıştı. ‘Merhum Üstadımızın arzularının yerine getirilmiş olmasının huzuru içindeyiz. Devamı niyetiyle… R. Tayyip Erdoğan 25.01.2014

isaratulicaz_imza.jpg

Bu ilk imzadan sonra sırasıyla Abdullah Yeğin, Mehmet Fırıncı, Said Özdemir, Hüsnü Bayramoğlu ağabeylere sonra da Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Beyefendiye imzalatmıştım.

isaratulicaz_imza2.jpg

Her birisi büyük bir ta’zimle ve sevinçle ellerine almışlar ve şükretmişlerdi. Kur’an’ın bu zamanda hakiki ve manevi bir tefsiri olan bu kıymetli eserler dün olduğu gibi bugünden sonra da bu memleketin ve Alem-i İslamın ve insanlığın bir halaskarı olacak inşallah. Rabbime bu hizmetlerde şahitlik etme fırsatı verdiği için sonsuz şükürler ederken bütün ehl-i imana, Nur talebelerine ve emeği geçenlere şükranlarımı arz ederim. Allah devamını nasip etsin inşallah.

husnu_ahmet_firinci_abiler.jpg

abdullah_yegin_abi.jpg

firinci_abi.png

husnu_abi.jpg

agabeyler-001.jpg

saidozdemir_abi.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
17 Yorum