Risale-i Nur okuyan provokasyona gelmez

Risale-i Nur okuyan provokasyona gelmez

Endonezya Şerif Hidayetullah Üniversitesinde Güvenlik politikaları için Bediüzzaman'dan reçeteler konuşuldu.

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

Jakarta Şerif Hidayatullah Devlet Üniversitesinde yapılan Uluslararası Sempozyumda “İnanç bakış açısından şahsi, içtimai ve global güvenlik algısı” konusu ele alındı. 

Endonezya Şerif Hidayetullah Devlet Üniversitesi ile İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından Endonozya’nın başkenti Jakarta’da düzenlenen sempozyumda konuşmacılar Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin görüşlerinin bugünün dünyasının içinde bulunduğu problemlere ışık tuttuğunu dile getirdi.

Pek çok akademisyen Risale-i Nur üzerine tez hazırlıyor

Dr. Jajang Jahroni, bu seminerin Endonezya’daki genç nesillerin Said Nursi’nin fikirlerinin anlaşılması ve yayılması bakımından önemli olduğunu söyleyerek, “20 yıl önce katıldığım bir konferansı hatırlıyorum. O zaman çok az kişi Risale- Nur’u ve Said Nursi’nin fikirlerini biliyordu. Bugün pek çok genç akademisyenin Risale-i Nur üzerine lisansüstü tezlerini yapmalarından dolayı çok memnunum.” diye konuştu.

Şahs-ı maneviyi ön plana çıkarmıştır

Şerif Hidayatullah Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Edi Amin yaptığı konuşmada Üstad Bediüzzaman’ın hayatında eski Said ve yeni Said olarak iki dönem olduğunu Eski Said döneminde sosyal hayatta aktif iken Yeni Said döneminde Kur'an'ı kıble tayin edip iman üzerine hayatını teksif etttiğini belirterek şunları söyledi: "Yeni Said döneminde ene’den nahnu’ye geçmiştir. Şahs-ı maneviyi ön plana çıkarmıştır. Yapılan hizmetin şahsıyla değil şahs-ı maneviyle olduğunu ifade edip fena fil ihvan düsturuna vurgu yapmıştır. Nur talebelerini kardeşi olarak görüp 'ben de bir nur talebesiyim' demiştir. Isar hasletine önem verip nur talebeleri arasında tesis etmiştir. Zaman cemaat zamanı olduğunu ifade etmiştir. Nur talebelerinin siyasetle alakası yoktur.”

Bu durumda olan bir mü’min provokasyona gelmez

Prof Dr Alparslan Açıkgenç de konuşmasında Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerine yazdığı son mektubundan örnek bir cümleyi ayrıntılı olarak tahlil etmeye bugün her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

“Çünkü günümüzde İslamofobi yaygınlaşmışken, Müslümanlara ve İslam’a olan hücum had safhaya varmışken ihtiyacımız olan müsbet hareket gayet güzel bir şekilde ifade edilmiştir: “Kardeşlerim vazifemiz müsbet hareket etmektir; menfi hareket etmek değildir.” Burada müsbet olan nedir, menfi olan nedir? Bunu tam manasıyla anlamak için bütün külliyatı incelemeye ihtiyacımız vardır ki bu tek bir meselenin fikir bütünlüğünü yakalayabilelim. Evvel emirde müsbet hareket “emniyeti temin ve cemiyetin nizamını muhafaza etmek” olarak tanımlanmıştır. Ancak bu nasıl temin edilmelidir? Risale-i Nur Külliyatını verdiği bilgi bütünlüğü bunun yani toplum düzeninin sağlanması ve emniyetin yani güvenliğin korunması ancak ve ancak bilgi ile mümkündür. Ancak bu bilgi İslam bilim geleneğinde “meratibul-ilm” olarak bildiğimiz bilgi mertebelerine göre elde edilmelidir. Demek ki her bilginin bir mertebesi var ve bilgi mertebesine göre önem kazanır. En yüksek mertebedeki ilim Kur’an’dır, evvel emirde elde edilmesi gereken ve hazmedilmesi gereken bilgi de budur ki, “iman-ı billah” ile başlar ve marifetullah ile gelişir, muhabbetullah ile ilerler ve lezzet-i ruhaniyeyi netice verir. Allah’ı tanıyan ve seven her türlü güzelliğe ve emniyete erişir. Nursi bunu 23. Sözde açıkladığı bir hayali vak’a ile temsil kullanarak açıklamış ve son olarak da günümüzdeki israf ve aşırı lükse kaçan bir hayatın çekiciliğine karşı ayrıca uyarmıştır. Böylece maneviyat ile elde edilen insanın kendine dönüşü toplum düzeninin korunmasına ve güvenliğin sağlanmasına yol açacaktır. Bu durumda olan bir mü’min provokasyona gelmez ve hakikati gördüğü için menfi hareket olan şiddete başvurmaz, zorluk ve güçlüğe göğüs gererek hayatı kolaylaştırmaya çalışır.”

En etkili çözüm “kalbe manevi yasakçı yerleştirilmesidir”

Sempozyumda İİKV adına konuşan Said Yüce güvenli ve huzurlu bir dünya için iman esaslı bir eğitimin gerekliliğine. vurgu yaparak tahkiki imanın suçları ve şiddeti önleyici etkisini şöyle anlattı: 

“Bugün şikayet etiğimiz ve karşılaştığımız sıkıntılara doğru teşhis edersek tedaviyi de o derece başarılı olur. Asayişin temini, terörün önlenmesi her türlü haksızlık, adaletsizlik, çatışmalar ve gayri meşruluğun sebep olduğu olumsuzlukların önlenebilmesi; manevi moral değerlerin iyi öğretilmesiyle mümkün olur. İmani bakıştan yoksun materyalist bir eğitim sisteminin ürettiği sonuçlar da dünyada gözler önündedir. Kanunlar, polisiye tedbirler, kameralar, mahkemeler ve hapishaneler çözüm olamamaktadır. Siyasetçiler, eğitimciler, güvenlikçiler, ebeveynler suçların azalmasını istiyorlarsa en etkili çözüm “kalbe manevi yasakçı yerleştirilmesidir.” Bunun da yöntemi; Allah’a ve ahiret gününe “hakiki” manada iman eden insan her türlü suçtan ve şiddetten kendini uzak tutacaktır. Kalbe yerleştirilen gerçek imanla kameralardan, mahkemelerden polisten korkmadığı halde Allah’tan ve ahirette hesap vermekten korkacak ve iyi bir insan olacaktır. Bu hakiki manada bir iman olacaktır. Sadece maddi olan, aklı ve bedeni tatmin eden formüller ve sistemler kalbe ve ruha tesir edemediği için; Kur’an-ı Kerim'de tefekküri imana vesile olacak kevni ayetler ve onların günümüz insanının anlayışına uygun tefsiri olan Risale-i Nur bu manaların yerleşmesinde çok yardımcı olacaktır. 

endonezya1-002.jpg

"Bediüzzaman Said Nursi hazretleri günümüz dünyasının güvenlik problemlerine Kur'an esaslı insani bir çözüm getirmiştir. Maalesef günümüz dünyasındaki medeniyet anlayışı Hak’kın yerine kuvvet, Fazilet ve erdemin yerine çıkarlar Yardımlaşmanın yerine mücadele, Vatan ve değerler birlikteliğinin yerine ırkçılık, Ulvi hisler ve yüksek meziyetler yerine Hedonizm ve hazcılık şeklinde yaşanmaktadır. Bediüzzaman’a göre İnsanlığa barış getirecek formüller ise, hakkın kuvvete üstün olduğu, yani kuvvetli olan haklı değil; haklı olanın kuvvetli olduğu, menfaatler yerine erdemin, yardımlaşmanın esas alındığı, Irkçılık yerine vatan ve din kardeşliği, Gayr-i meşru zevkler ve hedonizm yerine yaratılışa uygun meşru olan ulvi hislerin geliştirilmesi; bir medeniyet arayışının çıkış yolu olacaktır kanaatindeyim.”

Milyonlarca Nur talebesi bu hakikate yaşayan şahitlerdir

Dr. Osman Yapar’da konuşmadında Risale-i Nur’un tesirine bakıldığında Türkiye’deki gençliğin dini yaşayışındaki müsbet dönüşüme ciddi katkı sağladığının görülmekte olduğunu belirterek, “Milyonlarca Nur talebesi bu hakikate yaşayan şahitlerdir. Bu husus Avrupa’da yaşayan Müslüman topluluklar arasında bir merak konusu olmaktadır ve bu dönüşümün sebebini araştırmak üzere Türkiye’ye sıklıkla ziyaretlerde bulunmaktadırlar. Pekçok kişinin zannettiğinin aksine bu yükselen bir siyasi güçten kaynaklanan bir değişim değildir. Siyasi meselelerde üstünlük kazanıp tepeden inme bir değişim başlatmaya bedel, fertlerin eğitimi yoluyla tabandan yukarıya kuvvetli bir değişim yaşanmaktadır.” 

Eğitim işbirliği protokolü

Jakarta Şerif Hidayatullah Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Amany Lubis ile İstanbul İlim ve Kültür Vakfı İcra Kurulu Başkanı Said Yüce iki kurum arasında eğitim işbirliği protokolü de imzaladılar.

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum