Prof. Dr. Recep GÜNDOĞAN

Prof. Dr. Recep GÜNDOĞAN

Birinci Söz’ün Dil Mantık ve Belagat Açısından Değerlendirilmesi-2

I. Dil: “Bismillah”ın anlam dünyasını kurmak

Bir metnin dil bakımından incelenmesi, yalnızca kelimelerin sözlük anlamlarını açıklamakla sınırlı değildir. Kelimelerin neden seçildiğini, cümlelerin nasıl kurulduğunu, anlamın hangi dilsel araçlarla genişletildiğini ve metnin düşünceyi okuyucuya nasıl aktardığını da araştırmayı gerektirir. Bu nedenle dil incelemesinde kelime seçimi, cümle yapısı, tekrar, metafor, teşhis, mecaz, semantik alan ve söylem yapısı gibi unsurlar birlikte ele alınmalıdır.

Trivium’un ilk boyutunu oluşturan dil bilgisi (gramer), burada dar anlamıyla yalnızca dilbilgisi kurallarını incelemek için kullanılmamaktadır. Amaç, dilin anlam kurucu işlevini ortaya çıkarmaktır. Kelimeler bir araya gelerek cümleleri, cümleler bir araya gelerek düşünce akışını meydana getirir. Metaforlar ve mecazlar soyut düşünceleri somutlaştırırken tekrarlar belirli anlamları öne çıkarır; hitaplar ve cümle kuruluşları ise anlatıcı ile okuyucu arasındaki ilişkiyi biçimlendirir.

Bir dilbilgisi kuralını öğrenmek, o kuralı ezberlemekle tamamlanmaz; asıl öğrenme, kişinin karşılaştığı bir dil problemini öğrendiği kuraldan yararlanarak çözebilmesiyle gerçekleşir. Benzer biçimde, Birinci Söz’ün amacı da yalnızca “Bismillâh her hayrın başıdır” ilkesini okuyucuya hatırlatmak değildir. Asıl amaç, okuyucunun bu ilkeyi bir düşünme ve anlamlandırma rehberi olarak benimsemesini; günlük hayatında karşılaştığı olayları, yaptığı işleri ve varlıklarla ilişkisini bu ilkenin ışığında değerlendirebilmesini sağlamaktır. Böylece Birinci Söz, yalnızca hatırlanan bir cümle olmaktan çıkar; insanın bakışını, düşünme biçimini ve davranışlarını yönlendiren bir anlamlandırma ilkesine dönüşür.

Bu yöntem, dil ile mantık arasındaki geçişi de hazırlar. Cümle yapısı düşünceyi anlaşılır kılarken anlatı, karşılaştırma ve sonuç ilişkileri mantıksal değerlendirmeye zemin oluşturur. Dil burada yalnızca mantığın taşıyıcısı değildir; okuyucunun mantıksal ilişkiyi takip edebilmesini sağlayan bir düzenleme biçimidir.

Bu bölümde, Birinci Söz[1] orijinal ana metni esas alınarak söz konusu dil unsurları doğrudan metinden örneklerle incelenecektir. Değerlendirme, metnin kendi ifadelerine dayanacak; dilsel gözlemler ile bu gözlemlerden çıkarılan yorumlar birbirinden ayrılacaktır.

Birinci Söz’ün dil bakımından en önemli özelliği, tek bir kelimeyi —Bismillah— bütün metnin anlam merkezine yerleştirmesidir. “Bismillah her hayrın başıdır” cümlesinde “Bismillah”, yalnızca telaffuz edilen bir söz değildir. Metnin ilerleyen bölümlerinde bu ifade, insanın yaptığı iş ile Allah arasındaki ilişkinin anahtarı hâline gelir.

Burada dil, basit bir isimlendirme yapmaktan daha fazlasını gerçekleştirir. “Bismillah” ifadesi, insanın yaptığı fiilin arkasındaki gerçek fail ve müessir hakkında bir düşünme çerçevesi oluşturur. Nitekim metinde şöyle bir mantıksal dönüşüm meydana gelir:

İnsan yapıyor gibi görünür → fakat insanın gücü sınırlıdır → insanın ihtiyaçları sonsuzdur → öyleyse yaptığı işin gerçek anlamı yalnızca kendi kudretine bağlanamaz → Bismillah diyerek işi Allah’ın adıyla ilişkilendirmek gerekir.

Burada “Bismillah” kelimesi, bir anlam taşıyıcısı hâline gelir. Birinci Söz’ün dil açısından daha derin bir tarafı da “isim” kavramıdır. “Allah’ın adıyla” demek, yapılan işi Allah’ın zatıyla özdeşleştirmek değildir. İşin Allah’ın isimleri ve sıfatlarıyla olan ilişkisini fark etmektir.

Örneğin insan toprağı sürer, tohumu eker, sulama yapar. Fakat insan: toprağın yaratılışını, suyun hayat verici özelliğini, tohumun içindeki programı, bitkinin büyümesini, güneşin enerjisini yaratmış değildir. Dolayısıyla insanın fiili ile ilahî fiil arasında bir ayrım vardır. İnsan kesbeder, çalışır, sebebe müracaat eder; fakat varlığın nihai yaratılışını gerçekleştiren değildir.

Bu nedenle “Bismillah” dili, insanın fiilini inkâr etmez; onun gerçek konumunu belirler. Bu noktada dilin işlevi, “insan hiçbir şey yapmaz” demek değil, “insan yaptığı şeyin mutlak sahibi değildir” düşüncesini kurmaktır.

Birinci Söz’ün dil bakımından incelenmesi, bu sorunun metinde nasıl kurulduğunu anlamamıza yardımcı olur. Çünkü burada dil, önceden belirlenmiş bir düşüncenin dışarıya aktarılmasını sağlayan nötr bir araç değildir. Kelime seçimi, cümlelerin kuruluşu, tekrarlar, temsiller, mecazlar ve anlatının ilerleyişi, okuyucunun düşünme sürecine doğrudan katılır. Metin, okuyucuya yalnızca bir hüküm bildirmez; onu bu hükmün anlamını kavramaya, sonuçlarını görmeye ve kendi hayatı bakımından değerlendirmeye yönlendirir.

Bu incelemede Trivium yaklaşımının ilk boyutu olan dil (grammatica), yalnızca dilbilgisi kurallarının tespiti olarak ele alınmayacaktır. İnceleme, kelimelerin anlam alanlarını, cümlelerin düşünceyi taşıma biçimlerini, tekrarların kurucu işlevlerini, metafor ve mecazların soyut hakikatleri somutlaştırmasını ve söylemin okuyucuyu yönlendiren yapısını kapsayacaktır. Böylece dil, düşüncenin hem ifade edildiği hem de biçimlendiği bir unsur olarak değerlendirilecektir.

Burada kullanılan Trivium çerçevesinin, Bediüzzaman’ın kendi terminolojisi olduğu ileri sürülmemektedir. Trivium, Birinci Söz’ün dilsel kuruluşunu çözümlemek için kullanılan çağdaş bir analitik çerçevedir. Amaç, metne dışarıdan yabancı bir düşünce sistemi giydirmek değil, metnin kendi anlatım özelliklerinin düşünsel işlevlerini görünür hâle getirmektir.

Birinci Söz’ün temel kavramsal hareket noktası, “Bismillâh her hayrın başıdır” hükmüdür. Bu cümledeki kelimeler, kısa olmalarına rağmen geniş bir anlam örgüsü meydana getirir. “Bismillâh”, “her”, “hayır” ve “baş” kelimeleri, cümlenin yalnızca sözlük anlamını değil, düşünce yönünü de belirler.

“Bismillâh” ifadesi, ilk bakışta bir işe başlarken söylenen dinî bir söz olarak anlaşılabilir. Ancak metnin ilerleyişi içerisinde bu ifade, yapılan işin anlamını ve insanın o işle ilişkisini yeniden değerlendirmeyi sağlayan bir başlangıç ilkesine dönüşür. Böylece kelimenin işlevi, bir eyleme eşlik eden söz olmaktan çıkarak eylemin nasıl anlaşılacağını belirleyen bir kavramsal anahtara doğru genişler. İnsan bir işe yalnızca başlamaz; o işin kaynağını, dayandığı imkânları ve taşıdığı anlamı da yeniden düşünmeye davet edilir.

“Her” kelimesi, hükmün kapsamını genişletir. İfade, yalnızca ibadetlere veya belirli dinî faaliyetlere ilişkin dar bir önerme olarak kurulmaz. Hayır niteliği taşıyan işlerin tamamına uzanan genel bir ilke ortaya koyar. Bu genellik, metnin sonraki temsillerinin de geniş bir insan tecrübesine uygulanabilmesini sağlar.

“Hayır” kelimesi ise anlatının değer merkezini oluşturur. Bir işin yapılabilir olmasıyla onun hayırlı olması aynı şey değildir. Metin, insan faaliyetini yalnızca başarı, güç veya sonuç bakımından değerlendirmekle yetinmez; faaliyetin yönünü ve anlamını da sorgular. Böylece dil, okuyucuyu “Bir işi nasıl yaparım?” sorusundan önce “Yaptığım işin anlamı ve yönü nedir?” sorusuna yaklaştırır.

“Baş” kelimesi, zaman bakımından başlangıç anlamını taşırken düşünsel bakımdan daha geniş bir işlev kazanır. Başlangıç, bir faaliyetin ilk anı olduğu kadar, o faaliyetin hangi ilkeye göre yürütüleceğini belirleyen yöneliştir. Bu açıdan “Bismillâh her hayrın başıdır” cümlesi, yalnızca bir başlangıç âdâbını değil, hayırlı faaliyetin hangi anlam çerçevesinde kavranacağını da ifade eder.

Kelime seçiminin en önemli sonucu, soyut bir düşüncenin kısa ve hatırlanabilir bir ilkeye dönüştürülmesidir. Okuyucu, uzun bir teorik açıklamaya ihtiyaç duymadan cümlenin merkezî hükmünü kavrayabilir. Fakat bu kolay kavrayış, anlamın yüzeysel olduğu anlamına gelmez. Aksine, kısa ifade metnin ilerleyen bölümlerinde açılacak daha geniş bir düşünce dünyasının başlangıç noktasını oluşturur.

[1] Said Nursi, Sözler, Birici söz. https://sorularlarisale.com/risale-i-nur-kulliyati/sozler/birinci-soz/27

Devam edecek

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.