Hüseyin ÇEŞİTCİOĞLU

Hüseyin ÇEŞİTCİOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazan manzaraları

A+A-

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Bir oruç ayını daha geride bıraktık. Havaların serin-soğuk geçmesi oruçlulara ilave bir rahmet gibi oldu. Mümin gönüllerin pası silindiği gibi, müslüman şehirler de şenlendi temizlendi.

Çoğu oruçluya tuhaf gelen görüntüler de vardı. Uzun sakallı, nur yüzlü ihtiyarın sokağa bakan kahve önünde; rahatça çay, sigara içmesi insana euzü-besmele çektiriyordu.

Pür tesettür kadınların kalabalıkta rahatça sigara, su içmeleri biçimsiz görüntülerdi.
Geçen Ramazan namaz kıldığım camilerde çocuklar daha çoktu. Hele teravihlerde iyice azalmışlardı.

Ama Süleymaniye, Fatih ve Şehzadebaşı Camilerinde gördüğüm manzaralar ümidimi çok kuvvetlendirdi. Anneleri namaz kılan küçükler, kubbeleri oyun keyfiyle çınlatıyordu. Bu küçüklerin benliklerinde silinmez izler kaldığını düşünerek şevklendim. En kötü hayat şartlarında bile yaşasalar; imansız olmazlar düşüncesine kapıldım. Aylarca dini öğretim yerine bazen teravihe gelmeleri mutlaka daha kalıcı olacaktı.

Gittikçe yaygınlaşan enderun teravihleri var bir de. Enderun Topkapı Sarayı akademisi demek. Kıymetli devlet ve ilim adamları yetiştiren bir okul.

Burdaki teravihler; ilahi deyiş gibi musiki eşliğinde kılınırmış. Arada şerbet atıştırmalar, yenilenen abdestlerle kılınmış. Rahat, keyifli teravihler yani.

Şimdi enderun teravihi adına salavat ve ilahiler uzun ama ikram ve abdest tazelemeler yok! Haliyle ilk fırsatta insanlar terini silip kendini dışarı atıyor. Bir daha da zor geliyor. Halbuki bu devirde kısa ve normal hızlısı daha doğru gibime geliyor. Biraz özenti, biraz gecekondu usulü gibi duruyor enderun teravihleri.

Bir iftar vaktini Fatih Camii'nde bekledim. Ezana yakın ikramlar dökülmeye başladı. Etiketli şişelerde zemzemler; hurma, zeytin, parça pideler. Ve sular. Hiç bilmiyordum. Cemaatle kılınan namazdan sonra çok özgün ve sürpriz bir iftar oldu. Sanırım her iftarda durum böyle. En önemlisi bekleyen gençlerin çoğu genç. Harika ve inşirah verici bir manzara.

Hemen ardından Fevzipaşa lokantalarını turlamak durumunda kaldım. Gördüğüm manzara şaşırtıcıydı. Lüks lokantaları kapatan zengin Arap aile ve guruplar gördüm. Gökten yiyecek yağmış gibi geldi bana. Bu yiyecekleri nasıl bitirirler diye düşünmeden edemedim. İstanbul'un birçok iftar, sahur merkezlerini görünce şaştım kaldım. Belki de epey zamandır ilk kez görüyordum. Daha doğrusu zenginleşen müslüman sınıfları yeni farkediyordum. Yeme içmelerde de çılgınlık oluşmuş, ilk kez yakından gördüm diyebilirim. Anladığım tüketmek için iyi bir fırsat doğuyordu sahurlarda. Dilerim gıybet ve köylülük etmemiş olurum.

Topkapı Sarayı ve Arkeoloji Müzeleri'indeki gezilerim; müslüman gayrı müslim, müslim medeniyeti-gavur medeniyet kıyaslamalarımı aynelyakin konuma getirdi. Biz sistemli şekilde batılılaşsak, gavurlaşsak bile; hakiki batılı ve Avrupalı olamayacağız. Bunu gördüm ve hissettim. Öyleyse herkes doğru dürüst olarak kendi yolunda olmalı.

Arkeoloji müzesinde; milattan önceye uzanan Roma heykel ve lahitleri herşeyi açıklıyordu. Dünyayı sahte cennet ve ebedi vatan yapmaya kodlanmış bir Avrupa kökü açıkça görünüyordu. Bir de utanmaz ve hayasızlık fışkırtan açık saçık heykelleri. Bu görüntülerin benzerlerini gezerken, otururken gösteren batılı turistler düşüncemin hüccetleri gibiydi...

Mukaddes Emanetler bölümünde gördüklerim ise madalyonun öbür yüzünü gösteriyordu. Peygamberler ve Peygamberimizin (asm) capcanlı hatıraları önünden geçerken; bir ürperti, manevi bir heyecan hissetmediklerini gördüm. Mabedin süslerine dikkat eden, yücelten, heyecanlanan felsefeci bakış vardı gözlerinde. Hem de ağır abi mevkiinde bilmiş edasında; pişkin sırıtkan yabancılar gördüm. "Aramızda uçurumlar var kapatamazsın; çok yaklaşırsan onlara katılırsın" demişti üstad Nursi Mesnevi Nuriye'de. Bu manayı sanki hakkalyakin yaşamış gibi oldum.

Bir de insan-hayvan manzaraları gördüm.
Haliç'e uzanan Eminönü Caddesinde çöp arabalı bir kimsenin tam 6 tane çoban köpeği yürüyordu yanında. Kulaklarındaki küpeler aşılı olduklarını gösteriyordu. Hepsi de çöpçünün yüzüne gözünü dikmiş yürürken, talimatlarına aynen uyuyorlardı. Aynı yolda yol alan insanların geneli normal gibi bakıyordu. Pek korkan da görmedim. Tüm ülkemiz için söylersem; tam bir köpekleşme sürecinden geçtiğimizi düşünüyorum.

Yine Mecidiyeköy'de kaç yıldır kedilere çocukları gibi bakan bir adam görüyorum. Caddede kimseye aldırmadan yavruları gibi bakıyor, iki parmağı ile besliyor. İsimleriyle çağırıyor; çingene, tostos, sipahi... Yolda giderken üçü de adamı göz seviyesinden takip ediyor. Eminim adam kedilerine bir maaş harcıyor ve aynı odada yatıyorlar. Bu da hayra alamet gibi geldi bana.

Akşam ezanına yakın Mısır Çarşısı'na yakın karşıma birden naylon torbaları ağzında çocuklar çıkıverdi. Ürperdim, tuhaf oldum. Çok hızla yürüyerek insanı ürkütüyorlardı. Kaynaşarak akar gibi yol alıyorlardı. İnsanlar, polisler, çoğunluk sıradan bir şeye bakar gibiydiler. Bu çocukların yarını; ülke ve kendileri için karanlık gözüküyordu. Aklımdan hızla anarşist yecüc mecüc manaları akıverdi o anlar. Bunlar Suriyeli göçmen çocuklarıydı. Uyarıcıların uyarıları boşa değil..

kitap-002.jpg

Son olarak harika bir gelişmeye şahit oldum. Diyanet müftülükler eliyle kitap-kahve adlı sohbet mekanları açıyor. Çay, meşrubat, kitap, sohbet yerleri. Böyle bir yeri Şişli Osman Sağanak Camii altında caddeye sıfır noktada gördüm. Raflarda boydan boya seçkin kitaplar dizilmiş. En baş rafta ise Büyük Risaleler yanyana yer almış. Soldan itibaren; İngilizce, Arapça, Türkçe kırmızı ciltlerin yanında vişne çürüğü Diyanet baskılı nur risaleleri. Yakından ilgilenip fotoğraflarını çektim. Bir de kendime ders yaptım. Bunu gören alakadar genç, "Abi burası bir cemaate ait değil, müftülüğün yeni mekanları" deyip duruyordu. Anladım.

Dedim ki; bu kitapları kim seçti?
-Müftülük seçti tabi abi dedi.
-Demek ki müftülükte böyle akıllı adamlar var yani.

Bunun üzerine genç sevindi ve gülümsedi. Cemaat ağırlığını atmış takdir edilmişti.

Ramazanda yeni açıldığı için henüz yeni ve müteredditti. Sonra çay eşliğinde biraz sohbet ettik. Çok hoş şeyler de oluyor ama değerlendirmek şart. Sözler okunmazsa halis ve zor çabalarla açılan böyle yerler amacına hizmet etmez. Bunu gerçekleştiren insanın da şevk ve ümidi kırılır. Etrafında yaşayan nurcular da mesul olur..

Gelecek Ramazanda daha iyi bir ülke daha iyi bir İslam dünyasında buluşmak ümidiyle.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum