Prof. Yıldırım: Cemaat kavramının olumsuz algılanmasına izin vermemeliyiz
Prof. Dr. Ergün Yıldırım, "toplumda cemaat veya dini gruplaşmanın olumsuz algılanmasına da izin vermemeliyiz" dedi.
Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada bir cemaatin suç örgütü olarak tanımlanmasının toplumsal maliyeti olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ergün Yıldırım, "Cemaat suç örgütüne dönüşmez mi? Bilimsel olarak dönüşür. Ama toplumda cemaat veya dini gruplaşmanın olumsuz algılanmasına da izin vermemeliyiz" şeklinde yazdı.
TOPLUM MANEVİYATINI ASIRLARCA DİNİ CEMAATLERDEN ALMIŞTIR
Cemaatlerin, siyasallaşma ve devlet içinde makam ve güç rekabetlerinden ateşten kaçar gibi kaçması gerektiğine vurgu yapan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bütün dinlerde cemaatleşme önemlidir. Dini dayanışma böyle yaşanır. Toplum grupsal ruhu ve maneviyatı İslam cemaatlerinden almazlarsa batıdan gelen ve ciddi sorunlara sahip olan gruplara yönelirler.
"Toplum maneviyatını asırlarca dini cemaatlerden almıştır. Bunların yine rızaya dayalı, topluma kapalı olmayan ve müslümanların kolektif sivil ihtiyaçlarını karşılamaya devam etmeleri gerekir.
ATEŞTEN KAÇAR GİBİ KAÇMALILAR
"Cemaatler, siyasallaşma ve devlet içinde makam ve güç rekabetlerinden ateşten kaçar gibi kaçmalıdır. Onların en büyük toplumsal fonksiyonu manevi eğitim ve manevi kültürdür.
TOPTAN İMHA TUTUMLARINDAN UZAK DURMAK GEREKİR
Dini gruplar da hukuktan sapabilir, yanlış yapabilirler. Bunlara devletin müdahalesi de normal, hatta gerekir. Bunu yaparken laikçiler gibi toptan imha tutumlarından uzak durmak gerekir. Yoksa insanlar dini gruplaşma, dayanışma teşebbüslerinden kaçar
Cemaatler/tarikatlar rızaya dayalı gruplar haline gelmeli. Eleştiriye açık olmalı. Politik angajman/politik karşıtlıktan uzak durmalılar. Yoksa ıslah ve iyilikte dayanışma ruhlarını kaybederler. İktidarların, politik merkezin, çeşitli güçlerin ve lobilerin parçası olurlar
TARİKAT VE CEMAATLER HOLDİNGLEŞMEDEN UZAK DURMALILAR
Tarikat ve cemaatler iktidar paylaşımı ve devlet üzerinde rekabetten çekilmeli. Holdingleşmeden uzak durmalılar. Ruhani ve manevi kültür çalışmaları ile sınırlı kalmalıdırlar
Sürekli cemaatlere ve tarikatlare akıl vermek ve yön vermek yeterli değil. Devlet ve hükümet de bu yapıları taraftar ve muhalif diye görmemeli. Onları sivil güç görmekten uzak durmalı. Hukuk bütün insanlar ve gruplar için ne ise onlar için de öyle olmalı.
Tarikat ve cemaatlere siyasi merkez tarafından müdahale edilirse sivil din, gönüllü din itibarını kaybeder. Bu nedenle devlet ve iktidar tarafından değil, hukuk tarafından hesaba çekilmeli. Bütün dini gruplar gönüllülük ruhunu kaybedip, lobi güçlerine dönerler.
Lobi gücüne dönen tarikat ve cemaatler, sadece kendi taraftarlarına makam, kaynak, menfaat sağlayan yapılara dönerler. Dinin ahlak ve maneviyat kudretinin grupsal ruhu toplumda yok olur. Bunun da topluma maliyeti yüksek olur.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.