Paradigma ve Hüsamettin Arslan

Prof. Dr. Hüsamettin Arslan, Türkiye’de yetişen kalburüstü bir fikir, sanat ve düşünce adamıydı. Üniversitelerin birçoğu grup ve menfaat çeteleri ile adeta işgal edilmiş. Hasbelkader işgalcilerin havasına uymayan kimseler kaçar gider.

Hüsamettin Arslan çok özel bir birikimi olan ve ülkeye yeni bir düşünce ve sanat iklimi getirmeye büyük ve azami gayret sarfeden birisiydi. Ölümünü duyunca kütüphanemdeki onun ve onun sebep olduğu yayınları alel acele masama koyup onı kısaca tanıtmak istedim.

Hüsamettin Arslan nerede doğmuş? Doğduğu mühim mi? Neler doğurmuş asıl mühim olan bu. Bir ananın himmeti ile yeryüzüne gelmiş ama hiçbir şey doğuramayan, topluma hiçbir şey katmayan sayısız insan vardır. Orhan Veli Kanık, Süleyman Efendi diye sıradan bir adamı anlatır, edebiyatın ona uzanmayan elini uzatmış olur bir garibana.

Kitabe-i Seng-i Mezar

I
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah'ın adını,
Günahkâr da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi’ye.

II
Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duysalar öldüğünü alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.

III
Tüfeğini deppoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir ruzigar ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısıyla:
"Ölüm Allah'ın emri,
"Ayrılık olmasaydı."

 

Necip Fazıl, “Zindandan Mehmet’e Mektuplar” şiirinde bir idamlık Ali anlatır. O da garibandır:

Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

İki büyük şairin dilinden iki insan ama bir şiirlik ömür. Hüsamettin Arslan klasik büyük adam sözüyle ifade edilmez, o yerinin hakkını veren ve olağan üstü değerde büyük eserleri fikir dünyamıza kazandıran bir azametli adamdı. Kütüphanemi alelacele taradım, Paradigma yayınlarından almış olduğum kitapları gözden geçirdim. Türkiye’de roman eleştirisinde bir düstur kitap Türk ve Dünya Romanlarında Modernizm, Sayın Sevim Kantarcıoğlu Paradigma’dan 2007’de ortaya çıkarmış. 407 sahifelik eserin kapağında Don Kişot ve uşağı Şansa Pansa var çünkü Don Kişot dünya romanının miladı kabul edilir otoritelerce. Sekiz bölümlük kitabın birinci bölüm giriş, sonraki bölüm Türk Romanlarında Modernizm adını taşıyor. Daha sonra örnek,  Fransız, Rus, Amerikan, İngiliz ve Alman romanlarından bahsediyor. Sevim Kantarcıoğlu bir filolog, bu yüzden kitabı farklı bir düzeyde.

himmetuc-001.jpg

Hüsamettin Arslan’ın önemli bir kitabı Epistemik Cemaat isimli eseridir. 2007’de İstanbul’da çıkmış olan kitap Türkiye gibi cemaatlerin çok farklı ve renkli boyutları olan ülkede bir yeni kuram talebiyle yazıldığını söylemek mümkün. Ancak cemaatler böyle biçilmiş mantık programlarına göre organize edilecek birliktelikler değil. Bu kitaptaki tasarılar ve tezler, önerilere göre bir cemaat mantığı bu ülkede oluşsaydı çok farklı bir toplum olurduk diyebilirim. İkinci baskıya önsöz diye yazdığı uzun bölüm yani bir önsöz boyutlarının çok ötesindeki sayfaları şu cümle ile bitirir. “Bütün genç insanlar gibi ben de dahi olmak için yola çıktım ama acı bir tebessüm engelledi.” Lawrence Durell. Arslan’ın aldığı bu cümle kendinin de kaderi, işte şimdi o tebessüm kitap yazıldığı tarihten 2007’de bitti, tebessüm ölümün kahkahasıyla bitti.

Söz Tv’de uzun zaman konuştum, onun çok özel kafalı bir sahibi vardı. Bazen bana “Hocam sen bir dehasan” derdi, ben de güler geçerdim. Yukardaki tebessüm nasıl on yıl sonra Arslan için teneşirde bitti ise bizim de sonumuz ondan farklı olmaz. Paradigmanın bendeki on beş kitabı yarım metre boyunda masamda duruyor, isimlerinden hareket et sadece ne kadar büyük bir ufkun önündeyiz o zaman anladım veya anlarız.

Alasdair Maclntre’in Ekhik’in Kısa Tarihi isimli kitabı 2001’de yayınlanmış. Solmaz Zelyut Hünler kitaba bir giriş yazmış yazarı tanıtmak için. Ben sadece yirmiüç sahifelik sunuşun son parağrafını alarak bahse hatime vereceğim.

Ondan önce de hakkında kısa bir biyografi bilgisi gerekti tabii. Glasgow iskocya doğumlu filozof. İngiltere’deki üniversitelerde çalıştıktan sonra 1969’da Amerika’ya  taşındı. Brandeis (1969-72), Wellesley (1972-82), Vanderbit (1982-88) ve Notre Dame’da (1988 ve sonrası) eğitim verdi. Önemli çalışmaları arasında Marxism and Christianism ve After Virtue vardir. A Short History Of Ethics adlı kitabı Sabancı Üniversitesi'nde hukuk ve etik dersinde okutulmakta olan filozof.

“Ama biraz daha fazla devam etmeyeceğiz çünkü Maclntyre‘in çalışmalarının  pek çok önemli iddiası, argümanı, tezi, antitezi ve sentezinin burada verilmemesi  ve verilemeyecek olması nedeniyle  Onun felsefesine ihanet içinde olduğumuzu itiraf etmek boynumuzun borcudur. Bir sözle, o sözlerin yazıldığı 71’den bu yana Malntyre’in bağlılıklarında değişimler devam eder. O aşağı yukarı 71 ve 81 arası veya 60’ların sonundan 70’lerin sonuna kadar ki dönemde önce protestan imanını  ve giderek Marksizme olan bağlılığını yitirir. Bu tarihten sonraki dönemde ise Hristiyanlığa tekrar döner. Ama bu kez Katolik klişesindekine. Onun öyküsündeki tüm bu değişimlere rağmen o bir şeyin peşini asla bırakmaz. Hakikat. Felsefe hakikat arayışı ise ve Platon’un dediği gibi delice bir cesaret gerektiriyorsa ve de bu evet biraz nadir insanlarda bulunabilecek bir hassa ise, Mak o nadirlerden biridir. Hakikat onu nereye kadar götürürse gidecek kadar yürekli biri. O çağdaş felsefe sahnesinin baş aktörüdür. Düşünce dünyası gözünü açarsa onu anlamaya başlar veya devam eder. (Son cümle sunuş yazarı ile benim karışımım.) (E K Tarihi , Sunuş 23)

Necip Fazıl’ın anlaşılamamaktan şikayeti ne kadar doğru, “Beni kimsecikler anlamaz zaten, sen öp seccadem.” Seccadeden Allah’a giden yoldan başka yol var mı ki?

Paradigma’nın 2006’da çıkmış bir kitabı Felsefe ve Doğanın aynası. Richard Rorty tarafından yazılmış. Eser Funda Günsoy Kaya tarafından çevrilmiş. 408 sahifelik. Funda Günsoy Kaya’nın bu çevirisinin önsözünde Hüsamettin Arslan ile ilgili yazıyı almayı günün önemine uygun buldum.

“Akademik babam Prof. Dr. Hüsamettin Arslan, lisans yıllarımdan bu yana benim için bir hoca, bir baba oldu. Kendisinden yalnızca bir entelektüel olarak değil, bir insan olarak öyle çok şey öğrendim ki, nasıl teşekkür edebileceğimi bilemiyorum.”

Hocamız yeri doldurulmaz büyük adam. Şimdi ötede bütün iyilikleri bile ve muhsinleri sevenin huzurunda Allah mahcub etmesin.

Kitabı okuduğumda arasına gazete parçaları koymuşum. Altını çizdiğim iki cümleyi alayım, Rorty farkında adam. ”Hepimiz bilen varlıklar olduğumuz için doğa zorunlu olarak kendisini temsil edecek biliciler yetiştirir.“ (305)

“Fiziki evreni zorunlu olarak bilenleri besleyen ve bu suretle kendi içine ayna tutan entegre bir fiziki sistem olarak görmeye başlamak durumundayız.” (304) İşte Üstadın farkı burada, bilenleri besleyen ve kendi içine ayna tutan.

Paradigmanın bir boyutlu kitabı Kıta Avrupası Felsefesine Giriş adını taşıyor. Rousseau, Kant ve Hegel’den Faucault ve Derrida’ya, kitabı yine bir büyük adam Ahmet Cevizci çevirmiş. Elli dört yaşında öteye göçmüş bir büyük adam Cevizci. Türk felsefe akademisyeni. Türkiye'de felsefe tarihi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan, özellikle de Antik Yunan Felsefesi konusunda uzman olan akademisyen. 1 Aralık 2014 yılında odasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiştir. Philip Petit kitab hakkında bir cümle söylemiş. “Bu kitapta kıta Avrupası felsefesine girişten daha fazlası var, bu onu ilginç ve önemli hale getiriyor.“

Entellektüeller isimli kitap, Paul Johson tarafından yazılmış. Kitapda felsefe ve düşünce tarihin on üç şahsı anlatılmış ama bir periyodik kitap gibi değil, bir felsefe ve bağlı disiplinlerden doğmuş bir ağız tarafından. Rousseau, She, Shlley, Maxs, ibsen, Tolstoy, Hemingway, Brecht, Sartre, Wilson, Gollancz, Hellman. Kitabı Ayşe Polat çevirmiş. Küçük bir biyografi kitabı. ”İncelediğim entellektüellerin eserlerinden, mektuplarından, günlüklerinden, hatıralarından ve nakledilen konuşmalarından  yararlandım. Hayatları hakkındaki detaylar için pek çok biyografiye başvurdum.” Küçük adamların kurtuluş kılavuzu bir eser.

Ahmet Cevizci’nin Felsefe Terimleri Sözlüğü yine Paradigmadan çıkmış. İstanbul’da 2003’de yayınlanmış. 474 sahife daha sonra geliştirilmiş baskısı da var. Gelişmenin iki önemli muharriki Sözlükler ve Biyografiler. Cevizci şimdi yanına Hüsamettin Arslan’ın geldiğini görür, hoş geldin arkadaşım der.

Paradigma beş ciltte batı felsefesi tarihi kaleme almış WT Jones’in kitaplarını yayınlamış. Birinci cilt klasik düşünce 560 sahife Hakkı Hünler çevirmiş. Eser bütün ciltleriyle ilime gayreti ile orantılı inanmış bir büyük insanın eseri. Birinci cilt sekiz bölümden oluşuyor. Sokrat, Atomculuk, Platon, Aristoteles. Klasik dönem. İkinci cilt ise Ortaçağ Düşüncesi adını taşıyor. 2006’da yayınlanmış. 540 sahife. Sekiz bölümden oluşuyor.

Hristiyanlık biçimleniş yılları. Augustinos Yaratıcı Tanrı, Augustinos Yaratılmış Evren, Tommaso Metafizik, kitaplar ayıklayıcı zekaların okuyabileceği kitaplar, üç dört sahifelik insanların girmemesi gereken evrenler.

Hakkı Hünler’in çevirdiği ve hazırladığı bir kitap Antik Yunan Felsefesi Terimleri sözlüğü, düşünen ve üreten insanlara temel kitap. Franciz E Peters tarafından kaleme alınmış. 2004’de yayınlanmış. Paradigma düşünmek ve felsefe yapmak için gerekli kitapları ortaya koymuş, büyük bir gayret. Hüsamettin Arslan büyük bir tasarım ve uygulayıcı.

Paradigma Hans–George Gadamer’in Hakikat ve Yöntem isimli iki ciltlik kitabını yayınlamış. Çevirenler Hüsamettin Arslan ve İsmail Yavuzcan. Gadamer’e önsöz kısmını şu cümleyle bitirirler. “Hermenoytiğin ruhu, ötekinin de haklı olabilme imkanıdır. Kendini bil, Tanrı olmadığını bil anlamına gelir. Felsefe kişinin kendi cehaletini kabulüyle başlar ve biter.“

İki kitap da düşünmenin yollarını öğreten eserler. Yorumlamak bir takım teknik beceriler ve bilgi gerektirir.

Yorumla ilgili bir başka kitap Yorumların Çatışması, Hermnoitik üzerine denemeler adını taşıyor. Paul Ricoeur tarafından kaleme alınmış. Hüsamettin Arslan tarafından çevrilmiş. Çeviriye yazdığı şu cümleler ne kadar isabetli Arslan’ın: “Elinizdeki metin okurundan sözünü ettiğim türde bir entelektüel talebinde bulunuyor. Okur metni anlamak için emek vermesi gerektiğinin bilincinde olmalıdır. Çünkü Ricoeur da her yazar ve düşünür gibi muhataplarının sözünü ettiği fikirlere ve düşünürlere en azından aşina olduğunu varsayarak yazar. Genelde Anglo Sakson ve Kıta Avrupası düşünce gelenekleri özelde varoluşçuluk ve yapısalcılık, fenomenoloji ve insan bilimleri. Freudcu Psikanaliz ve Hegelci diyalektik edebiyat teorisi ve din felsefesi tarihsel anlama ve bilimsel açıklama, hermenoytik ve eleştirell teori. Yorumların çatışması müstakbil okurundan  yukardaki düşünce kalemlerine en azından  aşina olması talebinde bulunuyor.”

Ahmet Cevizci, Metafiziğe Giriş diye bir kitap yayınlamış, eser derleme ve tercüme. İstanbul’da 2001’de ortaya çıkmış. Eser metafiziğin macerasını anlatır. “Metafizik felsefenin hiç kuşkusuz en önemli, hatta bazan felsefenin merkezi disiplini, metafizik felsefenin kendisidir. Durum böyle olmakla birlikte diğer taraftan metafizik aynı zamanda en az anlaşılan, en çok tartışılan ne olduğu konusunda bile bir mutabakata varılamamış bir felsefe disiplinidir. Pozitivizm buldozeri altında kalmış dünyamız için metafizik fizik ötesiyle eş anlamlı bir din kalıntısı yakılarak yok edilmesi gereken bir çöp yığınıdır. Pozitivizmin metafiziğe saldırısı çağdaş dünyada hızını kaybetmiştir. Hatta günümüzde pozitivizmin felsefeyi bilimle eşitleyen anlayışının tersine, bodern bilimin temelinde büyük metafizik düşünce sistemlerinin bulunduğu tezi çağdaş felsefeciler arasında büyük ölçüde kabul gören bir tez statüsü elde etmiştir.“ Demek metafizik pozitivizmi bastırmıştır.

Bryan Magee, Büyük Filozoflar, Platondan Wittgenstein’a Batı Felsefesi. Bu kitap çok istifade ettiğim bir felsefe kitabı. Ahmet Cevizci bu kitabı tercüme etmiş. Her filozofun dünyadaki uzmanı ile yapılan konuşmalardan oluşuyor. Büyük filozofların düşünme tarzlarını, kendilerine konu edindikleri felsefi problemleri, dünyaya armağan ettikleri büyük teorileri ve derin ufukları akademik kariyerlerini hemen tamamen onlardan birini anlama ve yorumlama işine adamış, kendileri de birer filozof olan ünlü yorumcularla tartışıyor.

Jacques Ellul’un yazmış olduğu Sözün Düşüşü Paradigmanın bir kitabı tercümeyi Hüsamettin Arslan yapmış. 342 sayfadan oluşuyor. Hüsamettin Arslan kitabın tercümesine bir 15 sahifelik önsöz yazmış. Girişe bak onu anmak için bir anıtlar dizisi.

“Sözün Düşüşü dil hakkında bir kitaptır. Onu Türkçe’ye tercüme ettim, çünkü çok sevdim ve memleketimin insanlarıyla paylaşmak istedim. Bu tercümenin eğer öyle kabul edilecekse en önemli kusuru  hafifleteceğini düşündüm. Yine de bunu açıkça itiraf etmeyi, entelektüel dürüstlüğün  ayrılmaz bir parçası sayıyorum. Kitap güzeldir ama her kitap güzel değildir. Benim ölçülerime göre Sözün Düşüşü muhteşem bir kitap. Okuduğunuzda sizi sarsmayan sizde yeni ufuklar açamayan, zihin sınırlarınızı zorlamayan kitaplar muhteşem değildir. Sözün düşüşü dinle dille ilgili devasa sorunları olan bir toplumun  mensupları için muhteşem çünkü kitabın onlarda bir karşılığı var ve buna yürekten inanıyorum.“

Onu tanımak için bu satırlar ne kadar tarif edici. Başlıkları bile harika. Görme ve işitme, Putlar ve Söz, Gözün Zaferi, sözün aşağılanması, imajla söz arasındaki dini çatışma, imaja yönelimli kişi, uzlaşma. Edebiyatçılara bile ufuk bir kitap, sağ olan ünlü yazar, ufuk adam.

Kitaplığımdaki bir kitap da Paul de Man adı Okuma Alegorileri. Rausseau, Nietzsche, Rilke ve Prousttta figüreldil. İsmi bile bir ihtilal eser. Mustafa Zeki Çıraklı çevirmiş. Çevirmen eserin zor bir çalışmadan bahsediyor, yazarın dilinin gramatikal olmadığını söyleyerek. Hüsamettin Arslan’a da editörü olduğu için teşekkür ediyor. Bahisler arasında kurulan iletişim köprüler bile eserin azametini gösteriyor. 

Birinci bölüm retorik, semiyoloji ve retorik, troplar Rilke, Okuma, Proust, Genesis ve Geneoloji, trop retoriği, ikna retoriği. Nietzsche. İkinci bölüm, metofor, ben, alegori, okuma alegorisi, vaatler, özürler. 2008’de vücuda çıkmış bu muhteşem kitap okuyana düzlüklerden kurtulan bir dünya verir.

Hüsamettin Arslan’ı öteye gönderen iradenin önünde boynumuz eğri.

“Neylersin ölüm herkesin başında
Uyudun uyanamadın olacak
Kimbilir nerde nasıl kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olacak
Taht misali o musalla taşında” demiş Cahit Sıtkı. Kaybımız büyük Allah gani gani rahmet etsin. Onu çıkışına ön ayak olduğu, çevirdiği, yönlendirdiği insanların dili ifadesi ile andık.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
6 Yorum