Özgürlüğün ne demek olduğunu Türkiye’ye gelince öğrendim

Özgürlüğün ne demek olduğunu Türkiye’ye gelince öğrendim

Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan her mültecinin ayrı bir hayat hikâyesi, ayrı bir dramı var. 2 yıldır Türkiye’de bulunan 17 yaşındaki Ravdanur Cuma da bunlardan biri.

İlhan Çulha'nın haberi:

Okulda ‘Özgürlük İstiyoruz’ diye tahtaya yazı yazan arkadaşının Esed askerleri tarafından öldürüldüğüne şahit olan Ravdanur, özgürlüğün ne demek olduğunu Türkiye’ye geldiği zaman öğrendiğini söylüyor. Ülkesinde, Türkiye’nin sürekli düşman olarak tanıtıldığını dile getiren Ravdanur, “Türkiye’ye gelmeden önce Türkleri hiç sevmiyordum. Çünkü bizlere okullarda, kitaplarda Türkleri kötü olarak tanıttılar. Buraya geldikten sonra yanıldığımı kısa sürede anladım.” diyor. Artık Anadolu insanını kendi kardeşlerinden ayırt etmediğini belirtiyor.

    Suriye’de çıkan iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan binlerce aile arasında yer alan 11 kişilik Cuma ailesi 2 yıldır kamplarda yaşıyor. Esed askerlerinin köylerini basması üzerine apar topar kaçarak Türkiye’ye sığınan Cuma ailesi önce Hatay’daki kampa yerleşmiş. Aile bir yıldan beri de Kilis’te kalıyor. İdlip’te çiftçilik yaptıklarını dile getiren baba Halid Cuma (60), evlerinin ve zeytin bahçelerinin ateşe verildiğini, traktörünün, arabasının ve büyükbaş hayvanlarının elinden zorla alındığını söylüyor. Halen 3 oğlunun Esed güçlerine karşı savaştığını kaydeden Halid Cuma, Türkiye’nin gösterdiği hoşgörü karşısında adeta ezildiklerini dile getiriyor. Cuma, “Bize gösterilen hoşgörü, Suriye’de yok. Ne yazık ki bu tür fedakarlıklar bizim memleketimizde bulunmuyor.” diyerek teşekkürlerini sunuyor.

     Savaşın soğuk yüzü ile henüz 15 yaşında tanışan Ravdanur Cuma da gözleri önünde sınıf arkadaşlarının öldürülüşünün bir türlü aklından gitmediğini dile getiriyor. Ravdanur, yaşananları şu şekilde anlatıyor: “Suriye’deki okulumuzda Hamzal Hatip isminde bir arkadaşımız tahtaya ‘Özgürlük istiyoruz’ diye bir yazı yazması üzerine okula gelen askerler, arkadaşımızı gözlerimiz önünde öldürerek, cesedini bir poşet içerisinde ailesine gönderdi. Biz de buna sessiz kalmayarak hep birlikte ellerimizde kâğıtlara ‘özgürlük istiyoruz’ yazarak sesimizi yükselttik. Ondan sonra askerler gelerek birçok arkadaşımızı öldürdü. Sonra da bize dönüp bütün özgürlük isteyenlerin sonu bu arkadaşlarınız gibi olacak dediler.”

     Suriye’deki okullarda aldığı eğitimden dolayı Türkiye’ye karşı önyargılarla büyüdüğünü dile getireren Ravdanur, “Savaş başladığı zaman Türkiye’ye gelmek hiç istemiyordum. Öleceksem de vatanımda öleyim istiyordum. Ama Türkiye’de geldikten sonra her şey değişti. Özgürlüğün ne demek olduğunu burada öğrendim. Türk insanına beslediğim önyargılar kırıldı. Türkiye’de geldiğimiz ilk bir hafta Suriye’ye dönmek için sürekli babamın başını ağrıtıyordum. Şimdi ise babam Suriye’ye dönelim diyor, ben olmaz, gitmeyelim diyorum. Buraları çok sevdim.” ifadelerini kullanıyor.

     Hayalindeki projeleri Suriye’de hayatı geçirme fırsatını hiçbir zaman bulamadığını da aktaran Ravdanur, Suriye’de kadınlara haklar verilmediğini, okullarda öğretilen ilk şeyin ‘Beşşar Esed’den korkmak’ olduğunu söylüyor. Küçüklükten beri doktor olmanın hayalini kuran Ravdanur, savaş başladıktan sonra bu isteğinden vazgeçerek Ankara’da siyasal fakülteler bitirip Suriye’nin ilk kadın başbakanı olmayı istiyor.

Zaman