Osmanlı torunlarının yanında namaz kıldırmam!
Arkadaş imam efendiye buyurun dedi. İmam hiddetli bir şekilde Osmanlı torunlarının yanında ben namaz kıldırmam evladım dedi…
Yunus Emre TERZİ'nin haberi
Saraybosna hüzün kokan sevgilim. Ben böyle seslenirdim ona acısını gizlemeye çalışan ama bir türlü beceremeyen sevgilidir o ve bu sevdiğim şehirde başımdan geçen bir olayı sizlere nakletmek isterim…
Bir gün arkadaşlarımla Aliya’nın mezarını ziyaret edecektik. O esnada öğlen ezanı okundu ve biz namazı kılıp mezarlığa öyle geçmeyi düşündük. Etrafta cami aradık ama bulamadık. Daha sonra ara mahallelere bakınmaya başladık. Küçük minareli, mescidi anımsatan tarzda bir yer bulduk, dışı son derece naif, ince işlemeleri olan çok sevimli bir yerdi burası… İçeri girdiğimiz andan itibaren beni garip duygular kaplamış korku ve sevinci bir arada yaşıyordum. Arka tarafta yaşlı nineler, ön tarafta ise dört yaşlı dede namaza durmak üzereydi. Bizi gördükleri andan itibaren onların da içlerini bir sevinç kaplamıştı bu bariz bir şekilde görünüyordu.
Namaza hemen başlayamadık selam verdik, hallerini hatırlarını sorduk arkada iki teyze ağlıyor, önde ki amcalardan biri ağlamaklı ne olduğunu şaşırdık acaba biz mi kusur işlemiştik. Sonra Osmanska(Osmanlı)seslerini duyunca içimiz rahatladı. Evet bizim Türkiyeli olduğumuzu anlamışlar ve bize Osmanlı diye sesleniyorlardı, gurur duyduk …
Sünnetleri kıldıktan sonra bir türlü farz namazına geçemiyorduk bize bakıyorlardı… Ne oluyor dedim içimden neden bize bakıyorlar? İmam belliydi halbuki, müezzini de az çok tahmin edebiliyordum. Arkadaş imam efendiye buyurun dedi. İmam hiddetli bir şekilde Osmanlı torunlarının yanında ben namaz kıldırmam evladım dedi… Biz şok üstüne şok yaşıyorduk, sarsılmıştık. Ne kadar direttiysek de imam arkadaşımız oldu, müezzinliği de bizden birine yaptırdılar. Namaz esnasında ağlamaklı tavrımı unutamıyorum, arkada ki teyzemin hıçkırıklarını da…
Tesbihatı yaptıktan sonra mescitten ayrılmak istemiyordum, zaten onlarda bizi bırakmaya niyetli değillerdi. Oturduk sohbet ettik, sohbet aralarında bir teyze benim bir torunum var onunla evlen İslam’ı iyice öğret ona diyordu daha beni tanımadan güveniyordu… Onlar ağlıyor biz de ağlamamak için kendimizi zor tutuyorduk. Artık ayrılık vakti gelmişti, elimize yuvarlak ekmek tarzında bir şey verdiler ikramda bulundular... Seksen yaşında ki Boşnak ninelerin, dedelerin Osmanlıya saygısıydı bu…
Aklım tereddüt etmeyi ve hayrete düşmeyi sürdürüyor ama kalbim daima sağlam bir şekilde inanç tarafında yer almış durumda(Aliya İzzetbegoviç)Evet Boşnak kardeşlerimizde böyleydi işte tereddüt etseler de, kalpleri sapasağlam bir şekilde Osmanlı tarafındaydı…. Onlar vefa örneği göstererek bizleri unutmamışlardı, şimdi bize düşen ise ecdadımızın yaptığı gibi onlara sahip çıkmak…
Haber7- Bosna
