Osmanlı 300 yıl önce engelli hattata ödül vermiş

Osmanlı 300 yıl önce engelli hattata ödül vermiş

Sanatçılara ödül vermek geleneği Osmanlı’ya dayanıyor. Sultanlar hünerli sanatçılara ödül vermekle kalmayıp maaşa da bağlIyormuş.

Ünal Livaneli'nin haberi:

Sultan 4. Mehmet elleri ve ayakları olmadığı halde bilekleriyle hat yazan Mehmet Efendi’ye günde 20 akçe maaş bağlamış. Mehmet Efendi’den sonra bu işi başaran kimse de olmamış.

Dört yılda bir verilen ‘Kültür ve Sanat Büyük Ödülü bu yıl geleneksel Türk sanatları ustalarına verildi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, minyatürde Cahide Keskiner’e, cilt sanatında İslam Seçen’e, hat dalında Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Öksüz’e, tezhipte Prof. Dr. Fatma Çiçek Derman’a, sedefçilikte Salih Balakbabalar’a ve ebruda da Alparslan Babaoğlu’na ödüllerini takdim etti.

Sanatçıları ödüllendirmek Osmanlı’dan kalma bir gelenek. Zira Osmanlı sultanları da hünerli sanatçıları ödüllendirirmiş. Sultan 4. Mehmet, 1671 yılında elleri ve ayakları olmadığı halde bilekleriyle yazdığı hat levhalarıyla meşhur olan Mehmet Efendi’yi günde 20 akçe emekli maaşına bağlatmış.

Ayaksız olmak, hattat olmaya, yazı yazmaya engel bir durum değil. Ancak, elleri bulunmayan bir kimsenin kalemi iki bileği arasında tutarak yazması takdirle karşılanıyor. Hat yazıları, şimdiki kalemlere hiç benzemeyen tarzda ağzı olan ve sık sık mürekkep hokkasına batırılarak kullanılabilen kamış kalemle yazılıyordu. Ayrıca, harflerin güzelliğini sağlayan incelik ve kalınlıkların, kalemin elde tutuluş şekline göre çıktığı da düşünüldüğünde bunun ne kadar zor olduğu görülüyor. Bu zoru başaran, elsiz, ayaksız hattat Mehmed Efendi, 300 yıl önce yaşamış, ondan sonra da bu işi başaran ne duyulmuş ne görülmüş.

Hattat Mehmet Efendi ile ilgili Topkapı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan Vekayînsâme-i Abdi Paşa isimli yazma târih kitabından 14 Kasım 1671 gününde yaşananları Uğur Derman Ömrümün Bereketi isimli kitabında sadeleştirerek aktarmış.

Kitapta anlatıldığına göre Sultan 4. Mehmet ününü duyduğu Mehmet Efendi’yi huzuruna getirtmiş ve gözü önünde yazmasını istemiş. Engelli hattat, hokka ve kalemini çıkartıp bir satır sülüs ve iki satır nesih yazarak görenleri hayrete düşürmüş.

Daha önce yazdığı En’âm-ı Şerif’i de orada gösterip, padişahtan ödül alan Mehmet Efendi’ye yirmi akça emekli maaşı verilmiş.

Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü Bekir Şahin, hattat Mehmet Efendi’ye ait Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde yazı albümünün içinde, sülüs-nesih hatlarıyla yazılmış bir kıt’a bulunduğunu belirtiyor. Şahin’in verdiği bilgiye göre, Mehmet Efendi’den geriye kalan bu kıt’a vaktiyle Necmeddin Okyay’ın eline geçmiş, sonra onun koleksiyonuyla birlikte Topkapı Sarayı Müzesi’ne intikal etmiş. Esere bakıldığında Mehmet Efendi’nin elsizliğine rağmen birçok hüner sahibine taş çıkartacak derecede başarılı olduğunun görüldüğünü dile getiren Şahin, bu hat eseriyle ilgili şu yorumu yapıyor: “Hele üstteki sülüs satırda geçen ‘kaf-te’ bitişik harfleri, eli olan bir üstadın elinden çıkmışçasına mükemmeldir.”

Yazı için en önemli iki uzvun birinden mahrum iken, kabiliyetleriyle bu kadar güzel yazabilen Bolulu Mehmet Efendi’nin kabrinin belli olmadığını ifade eden Şahin, Devhatü’l-Küttâb namındaki hattatlar tarihinde, Sultan 2. Süleyman devrinde vefat ettiğinin kayıtlı olduğunu sözlerine ekliyor

Zaman