O’nun delillerinden biri de lisanlarınızın ve renklerinizin muhtelif olmasıdır

O’nun delillerinden biri de lisanlarınızın ve renklerinizin muhtelif olmasıdır

Ayet meali

Bismillahirrahmanirrahim

Cenab-ı Hak (c.c), Rûm Suresi 22-24. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor:

22 . O’nun delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratması ve lisanlarınızın ve renklerinizin muhtelif olmasıdır. Muhakkak ki bunda, âlimler için kat‘î deliller vardır. (*)

23 . O’nun delillerinden biri de, gece ve gündüzde, uyumanız ve O’nun fazlından (rızkınızı) aramanızdır. Şübhesiz ki bunda, işitecek olan bir kavim için elbette deliller vardır.

24 . Hem O’nun delillerinden biridir ki, size korku ve ümid içinde şimşeğigösteriyor ve gökten bir su indiriyor da onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltiyor. Gerçekten bunda, akıl erdirecek olan bir kavim için kat‘î deliller vardır.

(*) “Âlemin mecmûuna (tamâmına) bakıyoruz; muntazam bir memleket, bir şehir, bir saray hükmünde âlî (yüksek) hikmetler, gālî (kıymetli) gāyeler için mükemmel bir tanzîmât görüyoruz. (...) Bir zerreden tut, tâ yıldızlara kadar zerre mikdar şirke (Allah’a ortak koşmaya) yer bırakmıyor. Öyle birbirlerine ma‘nen münâsebetdardırlar (alakadardırlar) ki, bütün yıldızları müsahhar etmeyen (itâat ettirmeyen) ve elinde tutmayan, bir zerreye rubûbiyetini (hâkimiyetini) dinlettiremez. Bir zerreye hakîkî Rab olmak için, bütün yıldızlara sâhib olmak lâzım gelir.

Hem (...) semâvâtın halk ve tesviyesine (yaratma ve düzenlenmesine) muktedir olmayan, beşerin (insanın) sîmâsındaki teşahhusu (ona âid husûsî şekli) yapamaz. Demek bütünsemâvâtın Rabbi olmayan, bir tek insanın sîmâsındaki alâmet-i fârika (onu diğerlerinden ayıran alâmet) olan nakş-ı sîmâvîyi (sîmâsındaki nakışları) yapamaz.” (Mektûbât, 33. Mektûb, 337)