Nur talebesi Terzi Mehmet Oğuz, karakolda dövülerek şehit edilmişti

Nur talebesi Terzi Mehmet Oğuz, karakolda dövülerek şehit edilmişti

Tarihin kirli sayfalarında yer alan, işkence ile şehit edilen bir masumun vefat yıldönümü...

A+A-

Ömer Özcan'ın haberi:

RİSALEHABER-Tarih 7 Ocak 1961, günlerden Cumartesi, vakit gece yarısı, yer Nazilli Karakolu... ’60 ihtilalinin kasaveti kara bulutlar gibi ülkenin üzerine çökmüş vaziyette... Zulüm bütün şiddetiyle yağmaya devam ediyor... O gece, o yerde, bir masumun kanı dökülüyor... Karakolda dövülerek öldürülüyor bir masum... Bu zat adam mı öldürmüştü, uyuşturucu mu satmıştı, kaçakçı mıydı? Irz-namus düşmanı mıydı? Devlete isyan mı etmişti? Yok! O, böyle şeyleri bilmezdi... Tek silahı vardı onun... Bir iğnesi vardı, o kadar... Bir terzi idi o adam... Suçu mu? Suç, Kur’an ve Kur’an tefsiri Risale-i Nur okumak... Başka hiç bir şey yok... Onun için; “Çok efendi, çok hoş, mübarek bir insandı” dedi bize yanındaki terzi çırağı.

Tam 58 sene önce bugün yaşandı bu meş’um hadise... Nazilli’de yaşandı...

Kendi evinde, hareminde, hususi hanesinde, sevdiği, istifade ettiği, Üstadım dediği bir zatın kitaplarını bulundurduğu ve okuduğu için dövülerek, işkence edilerek karakolda şehid edilen bu masum Nur Talebesi Nazillili Terzi Mehmed Oğuz ağabeyimizdir.

Bu meş’um hadisenin en yakın şahidi de zamanında Nazilli’nin en faal nur talebelerinden birisi olan Mehmet Büker ve oğlu Servet Büker’dir. Servet Büker Aynı zamanda Şehid Mehmed Oğuz’un yanında terzi çıraklığı da yapmış, merhumu iyi tanıyor.

terzi.jpgKarakolda işkence edilerek şehid edilen Terzi Mehmed Oğuz

***

Av. Bekir Berk’in muhteşem savunması ile beraat ettiler

Mehmed Oğuz’un terzi çırağı Servet Büker Ağabeyler Anlatıyor-3 kitabında anlatıyor:

1960 ihtilalinden önceydi. Babam Mehmet Büker, Mehmet Ali Özdin, Mehmet Tokyay ve Terzi Mehmet Oğuz Ağabey yani Nazilli’nin 4 Mehmetleri tutuklandı. Önce Nazilli Cezaevine konuldular. Bizim evimiz cezaeviyle karşı karşıya olduğu için, tedbir olarak kısa bir süre sonra Aydın Kapalı Cezaevine nakledildiler. İdamla yargılanan babamlar, Av. Bekir Berk’in muhteşem savunması ile 17 Ekim 1960 tarihinde Aydın Ağır Ceza Mahkemesinden beraat ettiler ve kitaplarına iade kararı verildi. Ama bu arada tam 7 ay 20 gün içeride kalmışlardı…

“Mübarek, sabah olsun hayr olsun, bu gece vakti gitme karakola, gitme!”

Bundan sonra karakolda dövülerek şehit edilen Terzi Mehmet Oğuz hadisesi yaşandı. Hadise şöyle oldu:

Dört Mehmet’lerin kitaplarına iade kararı verilince, Terzi Mehmet ağabeyimiz Nazilli Hükümet Konağındaki Savcılıktan kitaplarını alıyor, sırtındaki bir çuvalla sevinç içinde evine götürüyor… Fakat kader-i İlâhi işte… Hükümet binasından dışarı çıkarken merdivenlerde Komiser Şükrü ile karşılaşıyor. Komiser Şükrü çok muhalif birisi… Kitapları görünce hazmedemiyor ve Terzi Mehmet Oğuz ağabeyi, “Hakkında takibat var” deyip tekrar karakola çağırıyor... Herhalde acele işi vardı ki oradan ayrılıyor… Tarih 7 Ocak 1961.

İşte o günün yatsı namazında Terzi Mehmet Ağabey ile babam Koca Cami’de buluşuyorlar. Namazdan çıktıktan sonra Mehmet Oğuz Ağabey, babam Mehmet Büker’e: “Beni karakola çağırdılar, gideceğim” diyor. Babam da: “Mübarek, sabah olsun hayr olsun, bu gece vakti gitme karakola, gitme!” diyor. O zaman 1960 İhtilalinin en hızlı günleriydi… Belediyenin oradaki heykelin önünde “Gitme!” diye yarım saat dil döküyor rahmetliye.

“Abi! Abi! Bu ulvi davaya bir baş feda etmeden olmaz”

Rahmetli de, “Bunlar adam mı yiyecek canım…” deyip ısrar ediyor. Laf uzayınca bir ara, “Abi! Abi! Bu ulvi davaya bir baş feda etmeden olmaz” diyor ve karakola teslim olmak üzere oradan ayrılıyor…

Babam, Mehmet Ağabeye bir türlü laf anlatamaz ama kendisi daha tecrübeli olduğundan, bu işin burada kalmayacağını sezdi ve bizim evi terk etti. Evin aranacağını tahmin etmişti. O gece ayağından rahatsız olan ayakkabıcı Yusuf ağabey vardı, onun evine gitti. Biz evde kaldık. Bir müddet orada kaldıktan sonra karanlıkta yürüyerek şehir dışına çıkıyor ve birkaç kilometre yürüdükten sonra, şehir dışından geçen bir araca biniyor. Sonra üç araç daha değiştirip Balıkesir’e ulaşıyor babam.

Sabahleyin Terzi Mehmet Oğuz ağabeyin vefat haberi geldi

Fakat vâ esefa… Sabahleyin Terzi Mehmet Oğuz ağabeyin vefat haberini alır… Yine acı ve hasret onu yakar…

terzi-nur.jpgterzi-nur-2.jpg

(Merhum Şehid Mehmed Oğuz’un terzi dükkânı ve Nazilli Risale-i Nur Dersanesinin giriş kapısı.
Fotoğraflar 4 Nisan 1958 tarihli Hürriyet Gazetesi’nden alınmıştır. Fotoğrafların altı-üstü yine baskın, yine tevkif, yine hakaret, yine yalan ve yine iftira yaygaraları ile doldurulmuş.)

O meş’um gece tam üç kere polisler bizim evi bastılar

O meş’um gece tam üç kere polisler bizim evi bastılar. Evde arama yaptılar. Hatta ayakkabılarını çıkarmak istemedi polisler. Ben o yaşıma rağmen "çıkarın" dedim ve çıkardılar. Üçüncü gelişlerinde rahmetli, arabanın içindeymiş. Yaralı perişan bir vaziyette…

Onu, içkili, düşmüş falan deyip hastaneye götürürlerken bize uğramışlar. Babamı da alıp götürmek için gelmişler. Öylece ağır yaralı bir vaziyette hastaneye bırakıyorlar Mehmet Oğuz ağabeyi...

Olay böyle… Bunları ben babamdan aynen böyle dinledim ve kendim yaşadım. Anlattığım gibi bu feci hadiseden önce, Terzi Mehmet ağabey ile en son görüşen babam olmuştu.

Kafasına, koluna, karnına ellerindeki coplarla, yumruklarla, tekmelerle, insafsızca vuruyorlar

Karakoldaki işkence hadisesini ise bir genç olduğu gibi görüyor. Şöyle ki:

Aynı gün iki çocuk dövüşürken, birisi öbürüne bıçak çekiyor… Bunları bir bekçi görünce, bıçağı çeken kaçmış, diğerini yakalayıp karakola getirmişler.

Karakolda da o sırada Mehmed Oğuz ağabeyi dövüyorlarmış. İşte o çocuk her şeyi görüyor orada... Çocuğun ifadesine göre:

Mehmed ağabeyin kafasına, koluna, karnına ellerindeki coplarla, yumruklarla, tekmelerle, insafsızca vuruyorlarmış. Bir ara herhalde kafasına çok kuvvetli bir darbe gelmiş ki, beyin kanaması geçirip orada yığılıp kalmış. Hemen hastaneye götürmüşler…

Fakat ne çare ki, Terzi Mehmet Ağabey hastanede beyin kanamasından vefat etti... Suçu sadece Kur’ana hizmet olan bu masum, mübarek insan, dövülerek böyle şehit edilmişti… Dünyada sonuç böyle… Hesap elbette Mahkeme-i Kübra’da bitecek…

Ben Terzi Mehmet Ağabeyin çırağı idim. Yaz tatilinde iki dönem onun yanında çalıştım. Çok efendi, çok hoş, mübarek bir insandı. Zayıf, uzun boylu, bıyıklı, yüzü biraz kemikliceydi… Allah rahmet eylesin…

Hepsine baskı yapıp davadan vazgeçirdiler

Nazilli’nin en eski nur talebelerinden Yazırlı Hacı Mustafa Öztürk Ağabey, “Şehidimizin kanı yerde kalmasın” diye buradan birçok avukat tuttu. Fakat hepsine baskı yapıp davadan vazgeçirdiler. On bin lira teklif ettiği halde davayı alan avukat olmadı. Sonunda Ahmed Feyzi Ağabey aracılığı ile Av. Bekir Berk’e vekâlet veriliyor…”

İşkenceci komiser terfi ettirildi!

Servet Büker’in anlattıkları böyle. Hadisenin devamını Av. Gültekin Sarıgül’den sordum. Şu bilgileri verdi:

“Terzi Mehmet’in vefatına sebep olan komiserin davası takip edildi… Fakat ufak tefek cezalarla geçiştirildi… Üstelik bu komiser terfi ettirilerek, Antalya’nın Elmalı kazasına tayin edildi. Terzi Mehmed işkence ile şehid olan tek ağabeyimizdir… Allah rahmet eylesin... İnşallah şehittir...”

Avukat Gültekin Sarıgül ağabeyin verdiği bilgiler de böyle. Demek ki iş başka büyük bir mahkemeye kaldı...

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
4 Yorum