Nihat Hatipoğlu'ndan Ramazan'a özel açıklamalar

Nihat Hatipoğlu'ndan Ramazan'a özel açıklamalar

Ramazan ayının gelmesiyle birlikte Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu'nu televizyonlarda daha çok göreceğiz. Hatipoğlu Ramazan programını ve daha fazlasını Sabah'tan Pınar Yıldız Yüksel'e anlattı.

Ramazan aylarının sevilen hocası Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu Sabah'tan Pınar Yıldız Yüksel'e konuştu.
 

İşte o röportaj:

 

- Ramazan'da nasıl bir temponuz olacak?

- Ramazan'da atv'de hem iftar hem de sahur programım olacak. Yaklaşık 60 program yapacağım. Yıl boyunca konferans ve panellerimiz devam ediyor. Her sene azaltmak istesem de daha istenilir hale geliyor ve çoğalıyor. Türkiye'nin gidilmedik köylerine bile gidiyoruz. Bunlar onur veriyor.

 

- Oruçluyken hem iftar hem sahur programı yapıyorsunuz. Neredeyse saatlerce kesintisiz çalışıyorsunuz. Bu ritim sizi zorlamıyor mu?

- Fiziksel yorgunluk 10 dakikalık uyuklama ile geçiyor. Buna alışığım, neredeyse haftada bir gün eve gidebiliyorum. Uçakta, otobüste, arabada dinleniyorum. Ramazan'da en büyük endişem ses tempomun kendini muhafaza edememesi. Çünkü programlar dışında da konferanslar yapıyoruz. Ama ben yüce Allah'ın yardım ettiğine, o gücü verdiğine inanıyorum. Şu an 60 yaşımdayım. Hanımımla evde oturup kitap yazacağıma il il dolaşıp otellerde kalıyorum. Bu şöhret, şan ya da para için yapılmaz. Bu ancak muhabbet, aşk, sevgi ve sevda için yapılır.

 

- Oruçlu olduğu için sinirli olan, etrafına agresif davrananları da görüyoruz. Oruçlu insan nasıl davranmalıdır?

- İmam-ı Gazzali orucu üç kısma ayırıyor. Avamın orucu aç kalmaktır. Havasın orucu dilini gözünü kötülüklerden uzak tutmaktır. Havasul Havasın orucu ise kalbinden dahi kimse hakkında bir şey geçirmemektir. Bu çok zordur. Ağız zevkini, kalp zevkini kontrol edeceksin. Hem kalbini hem bedenini her türlü nefsani zevkten arındırırsan o oruç, gerçek oruç olur. Küfür eden, eziyet eden bıraksın orucu. Yoksa Allah'ın onun yemek yememesine, su içmemesine ihtiyacı yok. Oruç basit görünüyor ama büyük bir imanın işaretidir. Kendi alın terin ile kazandığın şey buzdolabında duruyor ama yiyemiyorsun. 'Allah'ım senin için yemiyorum' diyorsun. Kudsi hadiste diyor ki, 'Allah oruç tutan kullarını esas alıp meleklere karşı övünürmüş.' Oruç muhteşem bir şey ama komşuna eziyet ediyorsan, trafikte küfrediyorsan, interneti kullanırken birine hakaret ettiysen, laf taşıdıysan hiç kıymeti yok. Eskiden birinin gıybetini iki kişi yapardı o mahalleye yayılırdı. Şimdi ise internette yalan bir haber yapıyorsun, bir anda bir milyon kişiye ulaşıyorsun. O bir milyon kişinin senden alacağı var. Haberi paylaşan her bir parmak o vebalin içindedir. Bu, ölü insan etini yemeye benzer. Tıpkı Hucurat Suresi'ndeki ayet gibi. 'Gıybet yapmayın, ölü insan eti yersiniz'. Bizler domuz eti yemekten çok korkuyoruz ama insan eti yiyoruz. Hz. Peygamberimiz bir Müslüman'ın aleyhinde konuşan birine diyor ki, 'Ağzındakini at'. 'Benim ağzımda bir şey yok ki' diyor. 'Var, at onu' diyor. Elini ağzına götürüyor, gerçekten bir tutum et çıkıyor.' 'Demin yediğin kardeşinin etidir' diyor.

 

- İş ortamlarında oruç tutanda var tutmayan da. Karşılıklı nasıl davranılmalı?

- Oruç bir ibadettir, farzdır. Her Müslümanın oruç tutması temenni edilir ama problemi vardır ya da oruca da inanıyordur ama tutamıyordur. Günahkâr olur. Oruca inanmazsa dinden çıkar. İnanç ve amel farklı şeylerdir. Oruç tutanın oruç tutmayana saygılı olması gerekir. 'Öğle yemeğini karşımda yiyemezsin' demeye hakkı yok. Zaten yiyecek, neden münafıklık yapsın? Oruç tutuyor gibi görünüp neden diğer odada yesin? Benim dedem Diyarbakır İl Müftüsüydü. O dönemde Süryaniler, Ermeniler Müslümanlara saygılarından oruçluların yanında yemek yemezlermiş. Ama o saygı kalmadı artık. İstanbul'da oruç tutmayan sigarasını oruç tutana karşı rahatça üfleyebiliyor. Oruç tutan da tebessüm etmeli çünkü kazançlı. Oruç tutmayanı da düşmanı gibi görmemeli o da kardeşi, insandır. Belki bilmediğiniz bir sıkıntısı, mazereti vardır. Ama oruç tutmayan da tutanın hassasiyetini anlamalı. İbadet yapan bu arkadaşını hoş görmeli. Rövanş duygusu içinde olmamalı. Her iki tarafta birbirine saygı göstermelidir.

 

- Teknoloji çağındayız. Her şey çok hızlı yayılıyor. Bu çağda din adamı olmak nasıl bir yükümlülük gerektirir?

- Türkiye gibi gündemin çabuk değiştiği, kutuplaşmanın çok olduğu, sosyal medyanın kötü amaçlarla kullanıldığı, fesat bir şeyin hemen yayılabildiği bir ortamdayız. Son yıllarda üst akıl Türkiye'ye şöyle bir şey biçti: 'Lekelenmeyen insan bırakmayın'. 'Herkes birbirini lekelesin.' Böylece gerçekten lekeli olanlar mazbuta çıkacak. Herkesi kirletin ki gerçek kirliler de yok olsun diye bir algı operasyonu var. Üslup sert, kin, düşmanlık, hedef saptırmalar çoğaldı. Bu ortamda önde olmak, medyadan halka hitap etmek çok zor. Her kelimenize dikkat etmeniz gerekir. Kötü ve iyi niyetli insanlar tarafından takip ediliyorsunuz. Kötü niyetlilere fırsat vermeyeceksin. İyi niyetlilerle yakın temasın olacak. Hatta kötüleri kazanman gerekiyor. Ben hayatım boyunca bu metodu takip ettim. Camii erbabı zaten camide, başımın tacı. Camiye hiç uğramamış, bayramdan bayrama bile başı hiç secdeye değmemiş insanı muhatap almayı dilerim. Bunu kısmen başardığımı biliyorum. Beni her kesim, her mezhep dinliyor. Kızıyor, saldırıyorlar ama takip de ediyorlar. Saygı ölçüsü içinde her türlü tenkiti yapabilirler.

- Geniş kitleler sizi dinliyor ve etkiniz de büyük. Bu ciddi bir güç aslında. Bu gücün sizi korkuttuğu oluyor mu?

- Ben hocayım, hoca olarak kalmaya devam edeceğim. Hayatım boyunca bu gücü şahsım için hiç kullanmadım. Herkesin ailesinde mutlaka bir kişi üzerinde etkim vardır. İçki bıraktırmışımdır, namaza başlatmışımdır, tesettüre girmiştir... Hanıma şiddet uygulamıştır, boşanacaktır, çocuk aldıracaktır vazgeçirmişimdir. Uçağa binecekken bir delikanlı yanıma geliyor, 'Hocam senin sayende namaza başladım' diyor. Bir hanımefendi geliyor, 'Hocam kocam senin sayende bana şiddetten vazgeçti' diyor ve gidiyor. Eğer ben isteseydim Türkiye'deki en güçlü cemaati kurardım ama bakın arkamda bir Allah'ın kulu yoktur. Ben babamdan ve dedemden öyle gördüm. Din adamlığı, İslam'ı anlat, insanları İslam'a kazandır, kendinle ilgili bir menfaat duygusuna kapılma, evine çekil, Allah'tan marifet dile. Hayatım boyunca böyle yaptım. Bazen internette bana karşı sert yazılar yazılmış oluyor. Onlara hemen yumuşatıcı yazı yazıyorum. Kardeşim sakin olun, hesap verilecek bir Allah vardır, herkese dua edin, kardeş olarak yaşamaya devam edin. Beni yolda gören bir Roman kardeşim, Alevi kardeşim 'Aaa ailemizin hocası' diyor. Bundan daha büyük mutluluk olur mu?
 
Rotahaber

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.