Mustafa Sungur ağabey Risale-i Nur dersini nasıl yapardı?

Mustafa Sungur ağabey Risale-i Nur dersini nasıl yapardı?

Risale-i Nur dersi nasıl yapılmalı? Son günlerde sosyal medyada bu konu tartışılıyor.

A+A-

Ahmet Bilgi’nin haberi:

RİSALEHABER-Risale-i Nur dersi nasıl yapılmalı? Son günlerde sosyal medyada bu konu tartışılıyor. Benzer bir konu geçmişte de gündeme gelmişti. Şuayip Aktaş Mustafa Sungur ağabeyin Risale-i Nur dersini nasıl yaptığını, ders metotlarından notları Risale Haber'e anlatmıştı. Tekrar hatırlatıyoruz.

RİSALE-İ NUR, RİSALE-İ NURUN ÜSTADIDIR

Onun ders prensibine göre anlaşılması müşkül görünen bir risaleyi okurken, onu açacak inkişaf ettirecek başka bir cümle belki bir kelime muhakkak vardır. Ona göre Risale-i Nur mümbit bir bahçedir, hem nasıl ki kâinat bahçe-i kübrasında binlerce ecza bulunur ki birbirleriyle belli oranlarda ilhak olununca ilgili derde şifa tecelli eder.
İşte aynen bunun gibi bir manevi yaranıza veya dert edindiğiniz bir hakikata veya ızdırar derecesinde ihtiyaç hissettiğiniz bir marifetullah hakikatına bir risalede okurken müşkilimizde hemen intikal edecek başka bir risale o hakikat deryasında vardır, muhakkak mevcuttur.  

MADDELEŞTİREREK OKUMAK

“Bu, Risale-i Münâcât, hem vücûb-u vücud, hem vahdet, hem ehadiyet, hem haşmet-i rububiyet, hem azamet-i kudret, hem vüs’at-i rahmet, hem umumiyet-i hâkimiyet, hem ihata-i ilim, hem şümul-ü hikmet gibi en mühim esasat-ı imaniyeyi hârika bir îcaz içinde fevkalâde bir kat’iyet ve hâlisiyet ve yakîniyet ile ispat eder.”

Yukarıdaki vecize ders yapılıyor olsun. Bunu şu şekilde okumak onun metodudur;
1-vücûb-u vücud
2-vahdet
3-ehadiyet
4-haşmet-i rububiyet
5,6,7… ila ahir sıralamak. (Eliyle tek tek sayar biiir,ikii,üçç ….)

“Koskoca Risale-i münacat bize bunları ders veriyormuş” der. Bu tıpkı bir profesörün seminerinde ilk özet geçip ana mevzuyu aktarıp saatlerce detaya girmesi gibidir. Tüm Risale-i Nur imani bahislerinde bunu yapar.

HER HATIRA BİR HAKİKATIN İNKİŞAFI İÇİNDİR

Ona göre Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi'nin tüm dakikaları, her bir harekatı Risale-i Nur hesabına geçmiştir. Onun bir derste dakikalarca hatıra anlattığına şahit olmamışsınızdır. Eğer Üstadımızdan ders arasında bir hatıra nakletmişse muhakkak o hatıra veya latifede bir hakikatın ucu görünüyor, belki o hakikati açıyordur. Mesela kendisinden duyduğumuz bir hatıradan bahsedelim;

“Birgün Üstadımız bizi çağırdı: “Ayet-ül Kübrada asırlarda gezen, semavatta gezen her şeyden Halık’ı arayan o seyyahı tanıyor musunuz” diye sordu. Biz de kalbimizden evet Üstadımız tanıyoruz sizsiniz dedik. Tamam gidin dedi.” Hemen bu hatırayı o bahis okunurken hakikate intikal ettirerek aktarır; “Yaa kardaşlar meğer biz de Ayetül Kübra’yı okurken aynen Üstadımızın hissiyatına binip biz de geziyormuşuz oralarda” der ve eklerdi: “Maaşallah bu ne büyük saadet!”

GAYET AZ İZAHAT YAPARDI

Dersinde bulunanlar onun gayet az izahat yaptıklarını görmüşlerdir. Nurlardan kopup dakikalarca izahat yapanları “Nurlara gölge oluyor” diye tekdir ederlerdi. Onun izahları ise çoğu zaman birkaç kelimeyi geçmezdi. Dili zor anlaşılıyordu. Ancak onun  gibi Risale-i Nura gönül verenlerde bir kelimesine şahit olmak aleminde o hakikatın açılmasına vaki olduğu çok görülmüştür.

KAST VE İRADEYİ NAZARA VEREREK OKUMAK

“Kainatta fennin şehadet ettiği çok müspet kanunlar vardır. Bir hakikati okurken falanca fende bunu söylemiyor mu? Tabi söylüyor amaaa o fenni aktaranlar ordaki kastı iradeyi kudreti nazara vermiyor. İşte verilse hakiki hikmet orda tevessü ediyor. İşte Risale-i Nur bunu yapmış.” Kendisinden derslerde defaatle duyulmuş ifadelerdir  bunlar.

EN KÜÇÜK DAİREDE MARİFETULLAH VARDIR

Üstadımızın Meyve Risalesinde bahsettiği hayatın daireleri gibi İslami hizmetlerde de geniş daireler bulunabilir. Ona göre en has en ehem, en yüce daire; en küçük ve en içteki vicdan dairesindeki marifetullah hakikatlardır. Bir keresinde kendisiyle röportaj yapmak için gelen sunucuların Üstadımızın siyaset, askeri vb. tutumu gibi sual sorduklarında onlara “şimdi bizi kaç milyon kişi izleyecek” gibi latifede bulunduktan sonra hemen lafı oraya getirip “şimdi kardaşş asıl mühim olan imana hizmet. O varsa gerisi teferrutttır. Risale-i Nurlarla biz her vakit imanımızı tazelendiriyor,  güçlendiriyoruz.” Daima hep bu noktayı nazara vermiştir.

Fenafinnur Sungur Ağabeyimizin Risale-i Nur yaklaşımını ve hizmet tarzını birkaç sayfada toplamak ne mümkündür. En bariz göze çarpan birkaç nükteyi anlatmaya çalıştık. Yoksa o Nur ummanını tanıtmak için ciltlerce kitap yazılsa yetersiz kalır.

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum