Mustafa Sabri Efendi: Said Nursi haklı, biz hata ettik!

Mustafa Sabri Efendi: Said Nursi haklı, biz hata ettik!

Atatürk baskısı alimin ismini okuldan sildirdi

A+A-

İbrahim Mert'in haberi:

RİSALEHABER-Son dönem İslâm alimlerinden, Osmanlının 127. Şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi'nin adı İmam Hatip okulundan silindi. Mustafa Sabri Efendi'nin Tokat'ta yeni açılan bir imam hatip lisesine adının verilmesi Atatürkçülerin tepkisini çekti. Kemalistler, Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Sabri Efendi'nin Atatürk hakkında ölüm fetvası çıkardığını ileri sürerek karşı çıktı. Yaşanan gelişmenin ardından Milli Eğitim Bakanlığı okulun adını maalesef değiştirdi.

Ancak tepki gösterilen gerekçe yanlış. Çünkü Mustafa Sabri Efendi'nin öyle bir fetvası yok. Tarihçi Murat Bardakçı, M. Kemal ve Kuvâ-yı Milliye hakkındaki idam fetvasını Mustafa Sabri Efendi'nin değil, Dürrizâde Abdullah Efendinin verdiğini açıkldı.

Mustafa Sabri Efendi kimdir?

Son dönem İslâm alimlerindendir. Osmanlı şeyhülislamlarının yüz yirmi yedincisidir. İttihatve Terakki Cemiyetine muhalif olup, Beyanü’l-Hak dergisinde baş yazarlık yaptı. Çok zor bir dönemde Şeyhülislamlık yaptı. 1922 yılından sonra Kahire’ye giderek yerleşti ve Camiü’l Ezher’de müderrislik yaptı. Bediüzzaman ile samimi dostlukları olup, Risale-i Nur’un Ezher’de okunup yayılmasına yardımcı oldu.

Mustafa Sabri Efendi, 1869 yılında Tokat’ta doğdu. İlk eğitimini memleketinde yaptıktan sonra Kayseri’ye giderek medrese eğitimi aldı. Buradan İstanbul’a geçti. Padişahın ders hocalarından olan Asım Efendi’den ilim tahsil ederek medrese eğitimini tamamladı. Yirmi iki yaşında Fatih Camiinde ders vermeye başladı. Çok sayıda talebe yetiştirdi. Bir ara Sultan Abdülhamid’in kitapçılığı görevinde de bulundu. Bu dönemlerde çeşitli nişan ve rütbeler aldı.

1908 yılında Tokat Mebusu olarak meclise girdi. Cemiyet-i İlmiye-i İslâmiye’nin yayın organı olan "Beyanü’l-Hak" adlı derginin başyazarlığını yaptı. İkinci Meşrutiyetin ilanındaki katkı ve çabalarından dolayı İttihat ve Terakki Cemiyeti ile orduya teşekkür yazılarını kaleme aldı. Ancak, istibdada karşı yola çıkan yeni idarenin eski dönemi aratması ve muhalefete hayat hakkı tanımaması üzerine muhalifler safında yer aldı. Önce Ahali Fırkası ve daha sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın kurucuları arasında yer aldı.

1913 Bab-ı Âli baskını, giderek sertleşen iktidarın tutumu ve aldığı tehditler üzerine önce Mısır’a,oradan da Romanya’ya gitti. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusunun Romanya’ya girmesi üzerine Bursa’ya gönderilerek mecburi ikamete tabi tutuldu. 1918 yılında tekrar siyasi hayatın içine girdi. Aynı yıl Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye azalığına seçildi. Bir yıl sonra Şeyhülislam oldu. Kısa bir süre sonra bu görevden ayrıldıysa da 1920 yılında tekrar bu göreve atandı. Ancak, kabine üyeleriyle anlaşamadığından bu görevi de kısa süreli oldu ve istifa etti. Aynı yıl teşkil edilen "Mutedil Hürriyet ve İtilaf Fırkası" kurucuları arasında yer aldı. (SadıkAlbayrak, Son Devrin İslâm Akademisi Dar-ül Hikmet-il İslâmiye)

Damat Ferit Paşa kabinesinde yer alması, Kuva-yı Milliyecilere karşı tutumu gibi sebeplerden dolayı tekrar yurttan ayrılmak zorunda kaldı (1922). Önce Romanya’ya giderek Şehzade Nizamettin Efendi’nin yanında bulundu.150’likler listesinde yer aldığı için artık dönmesi mümkün değildi. Bir süre oğlu ile birlikte Yunanistan’da "Yarın" gazetesini çıkardı. Bazı eserlerini tefrika olarak gazetesinde neşretti. Daha sonra Hicaz’a ve oradanda Mısır’a giderek Kahire’ye yerleşti. Ezher Üniversitesinde müderrislik yaptı. 1954 yılında burada vefat etti.

Said Nursi'nin Mustafa Sabri ile ilgili açıklaması

Bediüzzaman Hazretleri, bir soru üzerine Mustafa Sabri Efendi ve Musa Carullah (Risale-i Nur’da Musa Bekuf olarak geçmektedir) ile ilgili izahlarda bulunmaktadır. Birincisi muhafazakâr, diğeri reformist olarak adlandırılan bu şahıslar hakkında; "Birisi ifrat etmiş, diğeri tefrit ediyor" değerlendirmesinde bulunmaktadır. Bediüzzaman’a göre; Mustafa Sabri Efendi görüşlerinde Musa Carullah’a göre haklı olmakla beraber, "Muhyiddin gibi ulûm-u İslâmiyenin bir mucizesi bulunan bir zâtı tezyifte haksızdır… Mûsâ Bekûf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümâşâtkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor. Bazı hakaik-i İslâmiyeyi yanlış tevillerle tahrif ediyor. Ebu’l-Âlâ-yı Maarrîgibi merdut bir adamı muhakkikînlerin fevkinde tuttuğundan ve kendi efkârına uygun gelen Muhyiddin’in Ehl-i Sünnete muhalefet eden meselelerine ziyade taraftarlığından, ziyade ifrat ediyor." (Lem’alar, s. 272, 273)

Risale-i Nur'un Ezher Üniversitesi'nde okunmasına vesile oldu

Mustafa Sabri Efendi, Kahire’de bulunduğu sıralarda hem Bediüzzaman hem de Risale-i Nur ile alakasını kesmedi. Ezher Üniversitesinde Risale-i Nurlara özel önem verdi, okunmasına katkıda bulundu. (Sözler, s. 713) Bediüzzaman,"Dârü’l-Hikmet’te benim arkadaşım" dediği Mustafa Sabri Efendi’ye verilmek üzere Camiü’l-Ezher’e "hediye-i vakfiye… olarak on bir tane hususî mecmuaları[nı]…" gönderdiğini belirtmektedir. İslâm’ın büyük medresesinin o sıralarda yirmi yedi bin öğrencisinin olduğu belirtilmektedir. (Emirdağ Lahikası, s. 301) Böylece Nurlardan çok sayıda kişinin istifadesi sağlanmıştır.

Bazı hatıralarda, Risale-i Nur Külliyatı içinde neşredilmek üzere Mustafa Sabri Efendi’nin bir eserini gönderdiği nakledilmektedir. Eseri getiren şahıslara Bediüzzaman’ın, böyle bir şeye müsaadenin olmadığını, eserde ihtilaflı konuların bulunduğunu, Nurların ittifakı esas aldığını belirterek selamını götürmelerini istediği belirtilmektedir (Necmeddin Şahiner, Son Şahitler, 3. C., s. 118-119). 

Ezher’de okuyanlardan Hacı Ali Kılıçalp, MustafaSabri Efendi’nin aracılığıyla Bediüzzaman tarafından üniversiteye hediye edilen Külliyatın kütüphaneye teslim edildiğini ve teslime dair resmi bir belgenin kendisine verildiğini nakletmektedir. (Şahiner, 3. C., s. 133)

Mustafa Sabri Kuva-yı Milliye'ye karşı çıktı, Said Nursi Kuva-yı Milliye'yi destekledi

Bediüzzaman ile aralarında samimi bir dostluk olmakla birlikte temel bazı fikir ayrılıkları da mevcuttur. Muhyiddin-i Arabi konusunda farklı yaklaşımlarının yanında başka görüş ayrılıkları da olmuştur. Mesela, Mustafa Sabri Efendi Kuva-yı Milliye hareketine karşı olmasına rağmen Bediüzzaman Said Nursi, Kuva-yı Milliye hareketinden yana tavır koydu ve esaret altındaki İstanbul’da Şeyhülislamlık tarafından verilen menfi yöndeki fetvaya karşı çıktı.

Taleben çok neden cihat için harekete geçmiyorsun?

Mustafa Sabri Efendi, Bediüzzaman’ın çok sayıda talebesi olmasına rağmen neden cihat için harekete geçmediğini, Ezher’de okuyan talebeler aracılığıyla sordu. Bediüzzaman, en büyük cihadın iman dâvâsı olduğunu, en önemli meselenin imanı kurtarmak olduğunu, dahilde müspet hareket ederek asayişe zarar verilmemesinin ehemmiyetine işaretederek cevap verdi. "… bilhassa Müslümanların başına öyle bir hadise ve öyle bir dâvâ açılmış ki, her adam, eğer Alman ve İngiliz kadar kuvveti ve serveti olsa ve aklı da varsa, o tek dâvâyı kazanmak için, bilatereddüt sarf edecek." O dâvâ da imanı kazanma veya kaybetme dâvâsıdır (Asa-yı Musa, s. 20-21). 

Prof. Dr. Ali Özek, Bediüzzaman’ın imanın ehemmiyeti hakkında uzun bir izahatta bulunduğunu ve söylediklerini daha sonra Mustafa Sabri Efendi’ye aktardığını belirtmektedir.

Mustafa Sabri: Bediüzzaman gerçekten haklı, biz hata ettik!

Mustafa Sabri Efendi, Bediüzzaman ve söyledikleri hakkında; "…Said Efendi gerçekten haklıdır! Evet söyledikleri doğrudur. O dâvâsında muvaffak oldu. Biz hata ettik. O memleketten hiçbir yere ayrılmadı, sebat etti…" ifadeleriyle Bediüzzaman’ı tasvip ve takdir ettiğini belirtti. (Şahiner, Son Şahitler, 4. C., s. 442)

Mustafa Sabri Efendi; "Yeni İslâm Müçtehidlerinin Kıymet-i İlmiyesi" adlı eserinde Musa Carullah’ın fikirlerini tenkit etti. "Savm-ı Ramazan" adlı eserinde, orucu fidye ile geçiştirmeye çalışanları eleştirdi. Gerek Türkiye’de gerekse Mısır’da benzeri tartışmalarla namazda surelerin tercümelerinin okunması şeklindeki görüşlere karşı, "Mesele-i Tercemetü’l-Kur’ân" adlı eseri kaleme aldı. Beyanü’l-Hak ve Yarın gazetesi dışında Malumat, Yani Gazete, Tasisat, Alemdar, İkdam gibi muhtelif yayın organlarında çok sayıda makalesi yayınlandı. (Risale-i Nur Enstitüsü)

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum