Mustafa ÖZCAN
Mısır'ın dördüncü hastalığı, sıdk ve sıddıkların kaybolması!
Zaman ihtiyarladıkça hakaik gençleşiyor. Daha doğrusu bunlar ihtiyarlayan zamanın tezgahından ve tasdikinden geçiyor. Filozofların kendilerine göre ahlak öğretileri var. Faslı Taha Abdurrahman filozofların ahlakını dört mertebede ve maddede toplar. Cesaret, akıl ve hikmet. Aklımda kaldığı kadarıyla dördüncüsü de cömertliktir. Dinin ise ön plana çıkardığı ve kökleştiğinde ona sıddikiyet unvanı verdiği sıdk meselesi var. Doğruluk ve istikamet anlamına gelir. Sıdktan sapmak ise istikametten sapmak, tali yollara bakmak ve dalmak anlamına geliyor,
Bediüzzaman Hutbe-i Şamiye'de İslam alemini manevi olarak perişan eden 6 dehşetli hastalıktan bahseder. Bunlar hâlâ tedavi edilebilmiş değil. Aksine açtığı rahneler gün geçtikçe daha da derinleşmektedir. Bunlar kısaca şu maddelerden oluşmaktadır:
1. Ye'sin (Ümitsizlik) İçimizde Hayat Bulup Dirilmesi: İnsanların Allah'ın rahmetinden ümit kesmesi, tembelliğe ve gayretsizliğe düşerek dünya ve ahiret çalışmalarını terk etmesi.
2. Sıdkın (Doğruluğun) Hayat-ı İçtimaiye ve Siyasiyede Ölmesi: Dürüstlük ve sadakatin sosyal ve siyasi yaşamdan çekilmesi, yalanın ve aldatmanın yaygınlaşması.
3. Adâvete Muhabbet (Düşmanlığı Sevmek): İnsanların husumet beslemeye, kavga ve çekişmeye meyletmesi; sevgiyi ve ittifakı değil, düşmanlığı esas alması.
4. Ehl-i İmanı Birbirine Bağlayan Rabıtaları Bilmemek: Müminleri kardeş koyan ve bir arada tutan manevi bağların (iman ve İslam rabıtalarının) unútulması, yerine ırkçılık veya menfi milliyetçilik gibi unsurların geçmesi.
5. Müteaddit (Çeşitli) Tohum-u Fitne ve İntişar Etmesi: Toplum içinde fitne ve fesat kazanının kaynaması, ayrıştırıcı ve bozucu fikirlerin yayılması.
6. İstibdad (Baskı ve Despotluk): Zorbalığın, bireysel veya idari baskının hâkim olması ve insanların bütün gücünü şahsi menfaatlerine hasretmesi (ferdiyetçilik/bencillik).
Bediüzzaman yine aynı hutbede "Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz" der.
Mısır'daki hastalıklar meyanında Asa'l Hekim adlı eserinde Tevfik el Hekim bunu dörde çıkartır. Ona göre Mısır'ın üç düşmanı vardır. Dördüncüsü de kendisi ilave eder ki bu sıdksızlıktır. Doğrunun dokuz köyden kovulması hadisesidir. Üç düşmanı sayar, dile getirir: Cehalet, fakru zururet ve hastalık. Tevfik el Hekim 'ben buna bir tane daha ilave ediyorum' der. Dördüncüsü de kaypaklık, münafıklık, soytarılık ve decl yani yalancılıktır. Tevfik el Hekim'in dördüncü maddede söylediği hususlar sıdkın karşı ağırlığıdır.
Dolayısıyla bunların toplandığı karşı ağırlık veya gerçek ağırlık sıdkta ve sıddıkiyette düğümlenmektedir. Günümüzde ab-ı hayat mesabesindeki bu haslet hayatımızdan çekilmiştir. Bu yüzden de içtimai hayatta tadımız tuzumuz kalmamıştır. Yeniden keşfetmedikçe hem manevi hem de maddi hamlemizi tamamlayamayız. Dünyamız karanlıkta kalmaya mahkumdur.
Dünyayı çepeçevre saran zulümatı dağıtmak için sıdkı yeniden kuşanmalıyız. Mısırlı edip Tevfik Hekim de böyle düşünüyor. Akıl ve vicdan için yol bir.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.