Rüyalar İçre Bir Hayat

Büyük insanlar büyük davalarla büyürler. Büyük davalar rüyayla başlar, destanla devam eder. Büyük hayatlar kundakta başlar, kefenle sona erer. Bu asrın büyük adamı Bediüzzaman’dır. Onun da dünyayı değiştirecek bir rüyası vardır. I. Dünya Savaşı öncesidir. Ağrı Dağı infilak etmiş, dağ gibi parçalarını dünyanın her tarafına dağıtmıştır. O dehşet içinde annesine seslenir.

“Ana, korkma. Cenab-ı Hakk’ın emridir; O Rahimdir ve Hâkimdir.”

O andamühim bir zat amirane sesleniri

“İ’caz-ı Kur'an’ı beyan et.”

Uyanır. Anlar ki büyük bir büyük infilak olacak; o infilak ve inkılâptan sonra Kur’an etrafındaki surlar kırılacak. Doğrudan doğruya Kur'an kendi kendini müdafaa edecek. Ve Kur'an'a hücum edilecek; i’cazı onun çelik bir zırhı olacak. Ve şu i'cazın bir nev'ini şu zamanda izharına, haddinin fevkinde olarak, Said gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğunu anlar. O rüyayla insanlığın imanını kurtarmayı dava edinir. Hayatını her şeyiyle bu yüce ideale tahsis eder. O rüya ve o rüya gibi hayat yıllar sonra Risale-i Nur olarak gün yüzüne çıkar, altın harflerle iman destanını yazar. Kıyamete kadar bu destanın sesi olacaklar kendisine bildirilir. Bekir Berk onlardan biridir. O da Üstad gibi kundaktan kefene muhteşem bir hayat yaşar.

Bir Rüyayla Destanın Doğuşu

Bekir Berk 1926 yılında Ordu’nun Uzunhisar nahiyesinin Delikkaya köyünde dünyaya gelir. Babası Mustafa Bey Komiser’dir. Ataları, Rus mezaliminden korunmak için Bekir Bey komutasında Kırım’dan tekneyle Ordu’ya gelip yerleşmiş Çerkezlerdir. Annesi Fatma Hanım Bitlis’ten Ordu’ya göç eden Kureyş’in Haşimi koluna mensup bir ailenin kızı olup kökleri Hz. Fatıma üzerinden Peygamberimize (asm) kadar uzanmaktadır.

bekirberk.jpg

Yıllar geçse de ailenin göç damarı yaşamaya devam eder, babası düğmeye basar. Bir akşam, “İstanbul’a gidiyoruz hanım. İki haftaya kadar yola çıkaca­ğız.” diyerek Bekir’e Bediüzzaman yolunu açar. İstanbul’a gelip Beşiktaş’a yerleşirler.

Küçük Bekir sabahları ekmek almak için fırına gider. Her gün iki ekmek alır; birini sahildeki balıklara verir, diğerini eve getirir. Ay sonu geldiğinde babası fırına giderek hesabı ödemek ister. İki kat ekmek aldıklarını anlayınca şaşırır. Oğlunun ekmeğin birini balıklara verdiğini öğrenince gözlerinden şükür yaşları boşalır. Bekir’in daha o günlerde dünyaya beş para ehemmiyet vermeyen, elindekini avucundakini ihtiyaç sahiplerine veren şefkat kahramanı, yüce gönüllü bir insan olacağı bellidir.

*Kaynak: Zaferler İçre Büyüyen Bekir Berk / Mustafa Oral / Hicbişey Yay.

https://www.kitapyurdu.com/kitap/zaferler-icre-buyuyen-bekir-berk/763877.html?filter_points_catalog=1

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.