Mustafa KILIÇ
Ateistlerin çıkmazı ve iman nimeti
Bismillahirrahmanirrahim
Ateistler bu kâinatın tesadüfen oluşamayacağı konusunda köşeye sıkıştıklarında, sığındıkları argümanlardan biri de bu cümle oluyor: "Belki farklı boyutta uzaylı bir çocuğun ev ödeviyiz, İslam'ın yaratıcısına mecbur değiliz (Haşa)!"
Öncelikle Üstad Bediüzzaman bu tarz vesveseler için çok güzel bir ilaç sunuyor. Aynen alıntılamak istiyorum:
"Vesveseli adam, imkân-ı zâtî ile imkân-ı zihnîyi birbiriyle iltibas eder. Yani: Bir şeyi zâtında mümkün görse, o şeyi zihnen dahi mümkün ve aklen meşkuk tevehhüm eder. Halbuki İlm-i Kelâm'ın kaidelerindendir ki: İmkân-ı zâtî ise, yakîn-i ilmîye münafî değil ve zaruret-i zihniyeye zıddiyeti yoktur. Meselâ: Şu dakikada Karadeniz'in yere batması, zâtında mümkündür ve o imkân-ı zâtî ile muhtemeldir. Halbuki yakînen, o denizin yerinde olduğunu hükmediyoruz, şübhesiz biliyoruz. Ve o ihtimal-i imkânî ve o imkân-ı zâtî, bize şek vermez, bir şübhe getirmez, yakînimizi bozmaz. Meselâ: Şu güneş zâtında mümkündür ki, bugün gurub etmesin veya yarın tulû' etmesin. Halbuki bu imkân yakînimize zarar vermez, şübhe getirmez. İşte bunun gibi, meselâ hakaik-i imaniyeden olan hayat-ı dünyeviyenin gurubuna ve hayat-ı uhreviyenin tulûuna, imkân-ı zâtî cihetinde gelen vehimler, yakîn-i imanîye zarar vermez.
Hem لَا عِبْرَةَ لِلْاِحْتِمَالِ الْغَيْرِ النَّاشِئِ عَنْ دَل۪يلٍ yani: "Bir delilden neş'et etmeyen bir ihtimalin hiç ehemmiyeti yoktur" olan kaide-i meşhure; hem usûlü'd-din, hem usûlü'l-fıkhın kaide-i mukarreresindendir." Sözler - 278
Evet bir delilden neş'et etmeyen bir ihtimalin hiç ehemmiyeti yoktur. Yani mesela ben birine "Karadeniz çok güzel gidip gezelim" desem, o da "belki yere batmıştır" dese saçmalık olur. Evet bilmediğimiz bir sebeple Karadeniz yere batabilir. Ama bu ihtimal bizim onun mevcut olduğuna dair yakinimize zarar vermez. Aynen öyle de bu kâinatın tek, Samed, ezeli, Bâki bir Rabbin eseri olduğuna sayısız alametler vardır. Ateistlerin "bu da olabilir" dediği seçeneklerin ise hiçbir delili, işareti yoktur. Öyleyse bu tarz ihtimaller inkara sebep olamaz.
Bu kâinatın bir ilim ve irade sonucu yaratıldığını biraz tefekkür eden herkes kabul eder. Sebeplerin aczinden başka, sonsuz ihtimaller içinde hep en doğru seçeneğin seçilmesi de tesadüfü matematiksel olarak imkansızlaştıyor.
Şimdi o zaman bir tefekkür edelim:
1. Bu kâinatta her şey birbiriyle bağlı yani "Suyun kaldırma kuvveti"ni kim yarattıysa, insana o kuvveti kullanarak gemiler yapma imkanı veren zekayı da O yaratmıştır.
2. Bu kâinatı yoktan var eden bir ilim ve irade ve yaratıcılık gücünün sahibi ezeli olmalıdır. Kâinatta yer alan tekamül kanununa tabi değildir. Evrende her şeyin bir ömrü vardır. Oysa yaratıcı bunun dışında olmalıdır. Ezeli ise o zaman ebedidir. Ezeli ise o zaman varlığı hiç bir şeye bağlı değildir. Ezeli ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Yani Samed'dir. Ev ödevi gibi sanrılardan münezzehtir.
3. Yeryüzünde gördüğümüz ışığın güneşten geldiğini biliyoruz. Milyonlarca kilometre uzağa ışığını gönderir. Güneş madde ile kaimdir. Ve ışığı da maddi yollarla açıklanabilir. Oysa bu kâinatın yaratıcısının tecellilerine gördüğümüz kadarıyla hiçbir şey engel olmuyor. Madde, mana, ruh alemlerinde hükmü engelsiz geçiyor. Yani Allah'ın nuru için bir sınır yoktur. O halde NurenNur olan Allah'ın hükmünün dışında bir şey olamaz ki ona misil, benzer, ortak, denk, şerik olsun. O tektir, Vahiddir, Ehaddir.
4. İlk maddede dediğimiz gibi kâinatı yaratan Zat insanın aklını ve kalbini de irade etmiştir. İnsana "nasıl, neden" gibi sorular veren o Zat-ı Zülcelalin o akla uygun cevaplar vermemesi, insanın kalbine hayret, muhabbet gibi duygular verenin kendini tanıttırmaması mümkün değildir.
5. İnsanlık tarihine baktığımızda bu sorulara en güzel cevap veren, bu duyguları en güzel mecralara sevk eden İslamiyet'tir. Bu ve bunlar gibi binlerce sebepten dolayı diyebiliriz ki:
KAİNAT VE YARATICISI HAKKINDA TEK MUTEBER KAYNAK İSLAM VE KUR'AN, SON ÖĞRETMEN DE HZ. MUHAMMED'DİR.(SAV)
(Bu manaları daha detaylı tefekkür etmek isteyenleri İkinci Şua risalesini okumaya davet ediyorum.)
İman nimetinden dolayı Allah'a hamd olsun.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.