Muhammed Numan ÖZEL

Muhammed Numan ÖZEL

Maarifin Kalbinde İman

Bir çocuğun gözyaşı, bir annenin duâsı, Rabb'in sonsuz rahmeti

Ey Rabbim...

Kalbimizdeki o minik kıpırtıyı Sen biliyorsun.

Bir çocuğun okul koridorunda asılı fenerlere bakarken gözlerinin dolmasını, "Anne, bugün orucumu tuttum, Rabbim beni gördü mü?" diye sormasını... O an, iman kalbe düşer; bir damla gözyaşıyla, bir tebessümle yerleşir.

Rabbimiz ne kadar güzel buyuruyor:

"Allah, göklerin ve yerin nurudur..."[1]

Ama o nur, kalbe değmeden, gözlerimizi yaşartmadan aydınlık olmaz. İman, bir çocuğun minik elleriyle açtığı sadaka kutusunun titreyişinde, bir annenin iftar vaktinde evladına sarılıp "Allah'ım, kalbini nurlandır" diye dua ederken döktüğü sessiz gözyaşında saklıdır.

Bediüzzaman Hazretleri'nin o yürek dağlayan sözüyle: "İman hem nurdur, hem kuvvettir. Hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir."[2] Ama o meydan okuma, önce kendi içindeki fırtınalara karşı başlar. Çocuklarımızın kalbine iman ekilmezse, ne kadar akıllı olurlarsa olsunlar, ruhları bir çöl gibi kurur; gözleri dolar ama ağlayamaz, kalpleri dolar ama sevemez. Bu savrulmuşluk içinde körpe dimağımız kaybolur gider. Bu körpe belki senin evladın, yeğenin, torunun, kardeşindir. Sen buna razı mısın?

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), gözlerimizi yaşartan o merhamet dolu sesiyle buyurur:

"Merhamet etmeyene merhamet edilmez."[3]

Ve bir başka hadisinde:

"Müslüman, Müslüman'ın kardeşidir; ona zulmetmez, onu (darda) yalnız bırakmaz."[4]

İşte "Maarifin Kalbinde Ramazan" bu yüzden var... Okul sınıflarında çocuklar birlikte fenerler asarken, minik elleriyle "Arkadaşıma hurma vereceğim" yazarken... Bir öğretmenin sesi titreyerek "Bugün orucumuzu tuttuk, şimdi Rabbimize şükrediyoruz" dediği anda sınıfın yarısı ağlar. Çünkü iman, kitaptan değil; o gözyaşından, o titreyişten doğar.

Bir anne anlatmıştı: "Oğlum ilk orucunu tuttu. Akşam iftarda sofraya oturduğunda 'Anne, bugün aç kaldım ama kalbim tok' dedi. Sonra birden ağladı. 'Rabbim bizi affetsin mi?' diye sordu. Ben de ağladım. O an anladım ki, maarifin kalbi atmaya başlamış."

Risale-i Nur'da kalp şöyle tarif edilir, insanın içi yanar:

"Günah, kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar [kalbi] katılaştırıyor."[5]

Ama Ramazan gelince... O katılık erir, buzlar çözülür. Çocuklar oruçla sabrı tadar, iftarda şükrün tadını alır, teravihde secdeye kapanırken "Ya Rabbi" derken sesleri titrer. Bir veli demişti: "Kızım eve geldi, 'Bugün arkadaşımın kalemini kırdım, özür diledim. Kalbim hafifledi anne' dedi. O hafiflik... İşte imanın hediyesi."

Okullardaki manevi sofralar, yardım kutuları, Ramazan şenlikleri... Bunlar etkinlik değil; kalplere işlenen bir sevgi dili. Bunlar bizim toplumumuzun mayası, harcı, umudu, geleceği. Bir çocuğun "Ben bugün aç kaldım ama komşumun çocuğu daha çok açtı, yemeğimi ona verdim" demesi... O an maarifin kalbi atar, gözler dolar, anneler dua eder.

Şu zamanın dindar bir muallime eski zamanın velileri nazarı ile bakıyorum, çünkü eski zamanda dinî terbiye ebeveyne verilmişti, bu zamanda o vazife muallimlere verilmiş, muallimin iyisi çok iyi, fenası da çok fena. Çünkü masum çocuklar muallimlerine çok dikkat ederler, âdeta mıknatıs gibi hocalarından ne görürse iyiyi de fenayı da çekerler. Muallimin iyisi minare başında, kötüsü kuyu dibindedir. Muallimler için ortası yoktur, ya âlay-ı illiyyinde veya esfel-i safilindedirler. Ortası yok' derdi." Onun için dindar muallimlere çok ehemmiyet veriyordu. 'Eğer vaktim olsa, her gün dindar bir muallime on altın lira veririm. Çünkü dünyada benim çocuğum olmadığından, bütün dünyadaki çocuklara şefkat cihetiyle alâkadarım' derdi. [6]

İşte bu bakış açısı dindar ama lakayt olmayan maarifin önemini gözler önüne seriyor.

Rabbimiz buyurur:

"Ey iman edenler! Allah'tan nasıl korkmak gerekiyorsa öyle korkun ve siz ancak Müslümanlar olarak ölün."[7]

Bu ayet, bir annenin çocuğuna sarılıp "Oğlum, Rabbinden kork ki O seni sevsin, gözünden yaş aksın ki rahmet dolsun" dediği o titreyişi anlatır.

Eğitim, sadece kuru bilgi vermek değil; o haşyeti kalbe yerleştirmek, o sevgiyi gözyaşına dönüştürmektir. İşte o zaman bilgi iklime hizmet eder. Yoksa mühendis olur insanları öldürür. Doktor olur mafya işine girer..

İnşallah bu Ramazan; okullarımızda, evlerimizde kalpler dirilir. Minik eller semâya açılsın, annelerin duâları göğe yükselsin, öğretmenlerin titreyen sesleri öğrencilerin tebessümüne karışsın. "Maarifin Kalbinde İman" bir tema değil; bir annenin evladına bıraktığı en kıymetli gözyaşı olsun. Ruhlarda iman filizleri açsın. Haydi muallim efendi, muallime hanım sizin de kalbinizde iman nurlarıyla ormanlar yetişsin. Bak ya minare başı ya kuyu dibi diyor. Sakın arada kalma, lakaytlık gösterme.

Unutma! İman hizmeti imana hizmet şuuru aktif ve diri kaldıkça hem sende hem de toplumda umut var demektir.

Ramazanımız mübarek olsun. Kalplerimiz imanla dolsun, gözyaşlarımız rahmete dönsün, yarınlarımız nur olsun.

Selâm ve duâ ile.

[1] Nûr Suresi (35)

[2] Sözler (314)

[3] Buhârî, Edeb (18)

[4] Buhârî, Mezâlim (3)

[5] Lem’alar (9)

[6] Mihmandar Hâtırâlar (392)

[7] Âl-i İmrân, 3/102)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.