Muhammed Numan ÖZEL
Düşüncenin İstikameti Bozulunca...
Zihin Fesâdı
Öyle bir hız ve haz asrında yaşıyoruz ki “hiç bir şey kararında kalmıyor”[1] Bu sebeple niyetimizi, amelimizi, âlemimizi, itikadımızı muhafaza etmeye çaba sarf etmeliyiz.
Bazen insanın gözü görür ama hakikati seçemez. Kulağı duyar ama manayı anlayamaz. Aklı çalışır ama hakikate varamaz. Latifeleri var ama körelmiş bir tablo önümüze çıkıyor.
İşte tam bu noktada karşımıza çıkan temel mesele zihin fesadıdır.
Zihin fesadı, sadece “yanlış düşünmek” değildir kesinlikle. Zihin fesadı daha derin bir şeydir: Muhakemenin bozulması, hakikatin yer değiştirmesi, doğru ile yanlışın yerinin karışması ve demogojiyle aldanıp aldatılmaya açık bir hâle gelmesidir insanın. Yanlış düşünmek bir hata olabilir; insan yanılır, düzeltir, öğrenir. Ama zihin ifsadı çok daha tehlikelidir.
Bu zihin ifsadına karşı Bediüzzaman Hazretlerinin şu ikazı çok yerindedir.
“Muvazenesiz ve mizansız olan çok aldanır, aldatır.”[2]
Bugün en büyük felaketler, çoğu zaman bombayla değil; zihinlerin içinden başlıyor ve hiç akla hayale gelmeyen mecralara kayabiliyor.
Sadece insan zihni değil kâinatta hiç bir şey boşluk kabul etmez. Ya hakikatle dolar ya da abes gürültülerle.
Zamanımızda modern çağın en büyük problemi de burada başlıyor zaten gürültü çok, hakikat az.
Sosyal medya bir yandan bilgi üretiyor gibi görünürken, diğer yandan insanı sürekli bildirim bombardımanına tutarak düşünemez hâle getiriyor. Çünkü düşünmek zaman, sabır, derinlik, emek ve tecrübe ister. Ama dijital çağ hız ister, tepki ister, slogandan çok faaliyet ister.
Bu yüzden artık birçok insan fikir üretmiyor; fikir tüketiyor. Muhakeme etmiyor; taraf tutuyor. Araştırmıyor; paylaşıyor. Takım lideri değil takım oyuncusu konumunda bir rol alıyor.
Zihin fesadı her zaman insandan başlamıyor. Bazen dışarıdan yönlendirmelerle başlıyor ifsad. Kara propaganda, dezenformasyon, algı yönetimi…
İçeriden başlayanlar genellikle korku, öfke, önyargı, takıntı…
Ve insan bir bakar ki hakikati değil, alışkanlıkları ezbere konuşmaya başlamaktadır.
Zihin Fesadının Alametleri
Zihin fesadı bir anda olan bir şey değildi. Belirsiz bir zaman sürecinde zihin sağlığı bozulmasıyla insanın dili de tavrı da duyguları da değişmektedir.
- Her şeye kesin hüküm verir.
- “Belki” kelimesini sevmez.
- Dinlemeyi zayıflık sayar.
- Sorgulamayı ihanet görür.
- Her meseleyi “bizden mi, değil mi?” terazisine koyar.
Böyle bir zihnin sahibinin en büyük problemi şudur:
Hakikati aramaz, hakikati kendine uydurur. Ve kendine göre fetvacı star kapı kapı dolaşıp âdetâ. Sabit fikirlidir, ben merkezlidir, enâniyeti zirvededir.
Ve insanın zihni bozuldu mu artık bozulma süreci hızlanır. Kalbi de daralır, ruhu da kararır, kullandığı kelimeler argo ve küfürlerle dolar. Çünkü hakikat genişlik verir; fesat ise insanı bir kuytuya hapseder.
Zihin fesadı ferdî bir arıza gibi başlar ama toplumsal bir felakete dönüşebilir. Tabiri caizse kamu davasına döner. Toplum insandan oluşmaktadır. Bir toplumda zihinler ifsat olursa artık istişare ölür, kavga büyür. Empati biter, düşmanlık artar. Adâlet zayıflar, taassup güçlenir. Hakikat değil, taraftar sayısına meseleler renk alır.
O zaman artık insanlar gerçeği değil; kendi mahallesinin gerçeğini savunur. Aklını uyuma moduna alıp taklit ve grup psikolojisine tabi olur.
Bu hâl, sadece fikir ayrılığı değildir.
Bu, toplumun iç bağışıklığının çökmesidir aynı zamanda.
Zihnin tefekküre dönmesiyle hem fert bazında hem de toplum bazında çürümenin önlemi alınabilir.
Zihin fesadının panzehiri, sadece “çok bilgi” değildir. Çünkü çok bilgi bazen daha çok karmaşaya da kapı açmaktadır.
Eleştirel düşünmek (her duyduğunu yutmamak)
Kaynak sorgulamak (bilgiyi tahkik etmek ve doğrulamak gereklidir)
Nefsi sorgulamak (önyargıyı fark etmek ve uzak durmak)
Empatiyi korumak (insanı kaybetmemek için gereklidir)
Sükûtu öğrenmek (her şeye cevap vermeye çalışılmamalı)
Zihin, ancak sükûnetle, tefekkürle, teslimle berraklaşır, tasaffi eder,
Gürültüyle, bilgi kirliliğiyle değil.
Zihin Bozulursa, İman da Yorulur Beden de Yorulur. Bugün mental yorgunluk diyoruz. Bunun bence temel sebebi zihin fesadıdından kaynaklanmaktadır.
Zihin fesadı, bir entelektüel problem gibi görünse de aslında ahlâkî bir meseledir. Çünkü insan hakikate karşı dürüst değilse, akıl zekâya dönüşür ama hikmete dönüşmez. Meydan gevezelik ve gürültüyle dolar.
Bugün kendimizi korumamız gereken en önemli yer, dışarısı değil:
Kendi zihnimizdir, dimağımızdır harimimiz. Zihin bozulursa, insanın istikameti bozulur. İstikamet bozulursa, en doğru söz bile yanlış yere hizmet eder.
Ve insan, hakikati kaybettiğini çoğu zaman fark etmez… Ta ki yanlışlarını “doğru” sanacak kadar ilerleyene kadar.
Zihnimizi korumak, sadece aklı değil; insanlığı, nesli, ahlakı, kamu hukukunu korumaktır aynı zamanda.
Zihnimizi gereksiz kirli bilgilerden koruyup, bildirimlere kapatmalıyız ki şahsi işletim sistemimiz düzgün ve istikametli çalışabilsin İnşallah.
Alakalı bir yazımı da buraya bırakıyorum.
Zihin Sağlığınız Nasıl?
https://www.risalehaber.com/muhammed-numan-ozel-zihin-sagliginiz-nasil-27808yy.htm
Selâm ve duâ ile.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.