Muhammed Numan ÖZEL
Boykotla Safını Belli Et: Talut mu Calut Mu?
Ahir zamanın havasını soluyoruz. Ve her geçen gün bu kirli ellerin kirleri daha da belirginlik kazanıyor. İnsan bunlardan tiksiniyor.
İşin garibi her taşın altından aynı isimler ve oluşumlar çıkıyor.
Bu yazımda daha önce işlediğim "Kaynaktan Su İçenler" meselesini "Boykot" olarak ele alacağım. Zalim Calut gibi tağut/zalim güçlere karşı duruşun, itaatin, sabrın ve maddi/manevi boykotun (nefsi arzuları terk etme, zulüm kaynaklarını beslememe) sembolü olarak işledim. Zalim emperyalist, kapitalist ve siyonist sistemlere dolaylı destek veren markalardan ürün alıp tüketmek, tıpkı nehri içip ordudan ayrılanlar gibi, zaferi ve amelleri heba eder. Calut'un ordusuna dolaylı olarak destek vermiş olur.
Günümüzde Müslüman birey, sadece namaz kılıp oruç tutmakla yetinemez; tevhidî duruşu, günlük hayatının her alanına –özellikle ekonomisine– yansıtmak zorundadır.
Kur'ân-ı Kerîm, tağutu reddetmeyi imanın en temel meselesi olarak tanımlar.
"Kim tağutu inkâr edip Allah'a iman ederse, muhakkak ki kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa yapışmıştır."[1]
Tağut, Allah'ın hükmü dışında hüküm koyan her sistem, lider veya yapıdır.
"İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise bâtıl dava uğrunda savaşırlar. Şu hâlde şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphe yok ki şeytanın planı (tuzağı) daima zayıftır." [2]
Bugün Siyonist İsrail, Putperest Çin ve Hindistan bunun en bariz örnekleridir.
Kur'ân'ın en çarpıcı örneklerinden biri, Bakara Suresi'nde anlatılan Talut-Calut kıssasıdır. [3]
Bu kıssa, mazlum bir topluluğun izzete kavuşma mücadelesini, zalim Tağut sembolü olan Calut ordusuna karşı duruşu ve zaferin şartlarını anlatır. Kıssanın en kritik kısmı, nehre varıldığında yaşanır.
Talut, ordusuna şöyle der: “Allah muhakkak sizi bir nehirle imtihan edecek; kim ondan içerse benden değildir, -eliyle bir avuç alan müstesna- ondan tatmayan da bendendir” [4] Çoğu asker zevke ve nefsine uyarak nehirden su içer. Sadece az bir grup bir avuç içenler, itaat eder, sabreder ve nehri geçer. İçenler ordudan ayrılır, zaferden mahrum kalır. İtaat eden azınlık ise Allah'ın izniyle Calut'u yener.
Bu imtihan, bugün zalimlerin ürünlerini alıp tüketmekle birebir paraleldir.
Nehir, nefsin arzularını, kolaylığı, konforu temsil eder. Zalim firmaların özellikle Filistin ve Doğu Türkistan'da soykırım yapan rejimi destekleyen markaların ürünlerini almak da aynı nehri içmek gibidir. Bilinçli olarak zulmün finansmanına katkı sağlar, tağut sistemini besler.
Ateşin odunu tamamen yiyip bitirmesi gibi, bu fiil de salih amelleri yer bitirebilir. Klasik âlimlerin naklettiği benzetme –"Ateş odunu nasıl yer bitirirse, gıybet/haset de salih amelleri yer bitirir"– burada da geçerlidir. Çünkü tevhidin olumsuz kısmı yani tağutu reddetmek ihmal edildiğinde, olumlu ameller olan namaz, sadaka vs. korunamaz hale gelir.
Kur'ân-ı Kerîm açıkça buyurur: "İyilik ve takva üzere yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın."[5]
Zalim bir firmanın ürününü almak, onun kârına katkı sağlamaktır. Bu kâr, zulmün devamına dönüşür. Sen cips, kola, teknoloji alırsın aldığın o şeyin parası silah, propaganda veya ekonomik güç olarak mazluma döner. Seddü'z-zerâi' (kötülüğe giden yolları kapatma) ilkesi gereği, bu dolaylı yardım haram hükmüne girer. Aman ne aldığıma dikkat ettiğimiz gibi nereden aldığımıza da dikkat edelim.
Talut-Calut kıssasında zafer, itaat, sabır ve nefsî hazları terk ile kazanılır. Nehri içenler, Calut'a karşı duruşu terk eder. Boykot etmeyenler de zalim sisteme dolaylı destek vererek aynı terk edişi yaşar. Yüzden fazla İslam âliminin (Gazze Alimler Heyeti, Uluslararası Müslüman Alimler Birliği, Yusuf el-Karadâvî gibi) ortak fetvası nettir: "İsrail'i ve onları destekleyenlerin ürünlerini boykot etmek farz veya en azından vaciptir; onlardan mal almak haramdır."
Benzer şekilde, birçok fetva kurumunda zulme açık destek veren firmaların mallarını almak, "bir harama vesile olan da haramdır" kaidesiyle yasaklanmıştır.
Tarihî bir misal: İmam İzz b. Abdüsselâm (Şâfiî âlimi), Haçlılara silah satan tüccarları zalim sayarken, onlara elbise diken terziyi "dolaylı destek" nedeniyle sorumlu tutmuştur. Günümüzde ise cep telefonu, içecek, giyim gibi sıradan ürünlerde bile aynı mantık geçerlidir: Bilinçli alım, zulmün finansmanına ortaklıktır – tıpkı nehri içip ordudan ayrılanlar gibi.
Salih amellerimiz de tehlikeyle karşı karşıya bugün. Tağuta taraftarlık (veya zalim sisteme destek), sadece büyük günah değil; tevhidî bilinci zedeler. Peygamber Efendimiz'in (asv) hadislerinde vurgulandığı gibi, amellerin kabulü ihlâs ve tevhid şartına bağlıdır. Eğer bir kişi namaz kılar, sadaka verir ama aynı anda zalimlerin ekonomisini besliyorsa, bu çelişki amellerin boşa gitmesine yol açabilir. Talut'un ordusundaki gibi: Nehri içenler, fiziken orduda kalsa bile manen yenilmişti. Zafer, itaat eden azınlığa kaldı. Tıpkı haset veya gıybetin sevapları "yiyip bitirmesi" gibi, bu fiil de kulun ahiretteki terazisini hafifletebilir.
Elbette nüanslar var:
- Zaruret halinde (alternatifsiz, mecburi tüketim) hüküm değişir; birçok âlim zaruret miktarıyla caiz görür. Bilmeden veya daha önce alınmış ürünleri tüketmek, günah yazmaz. Ama bilinçli ve alternatif varken devam etmek, büyük risktir – nehri içmek gibi, zaferi kaçırmaktır.
Boykot, tevhidî bir duruştur. Talut'un zaferi gibi.
Talut-Calut kıssası bize şunu öğretir: Zafer, sayıca üstünlükte değil; itaatte, sabırda ve zulüm kaynaklarını beslememede gizlidir. Boykot, pasif bir eylem değil; aktif bir cihattır. Mazluma fiilî yardım, zalime engel olma yoludur. Yerli alternatifleri tercih etmek, ümmet ekonomisini güçlendirmek, Allah'ın rızasını kazanmaktır.
"Sen Allah’tan korkarak (yanlış) bir şeyi terk edersen, Allah (cc) sana ondan daha hayırlısını (dünyada veya ahirette) mutlaka ihsan eder!” [6] Zalimlerin ürünlerini terk etmek, belki daha pahalıya mal olur ama ahirette amellerin korunması, cennetin kapılarının açılması anlamına gelir – tıpkı nehri içmeyen azınlığın Calut'u yenmesi gibi. Belki de yerli üretimin daha da kalitesinin artırmaya da sebep olur bu boykot hareketi. Evet, ben de biliyorum yerli ürünlerin boykot ürünleri kadar kaliteli ve randımanlı olmadığını. Çünkü aynı ihtiyaçlar bizlerin de temel ihtiyaçları ve gereksinimleri içerisinde. Fakat yerli üretime destek vererek kalitesine arttırmaya teşvik ediyorum.
Müslüman olarak soralım kendimize: Namazlarımız, oruçlarımız, sadakalarımız tağuta dolaylı destekle mi heder oluyor? Yoksa Talut'un ordusundaki gibi, nefsi arzuları terk edip tevhidimizi her lokmada, her alışverişte mi koruyoruz? Bu soru, salih amellerimizi "ateşin odunu yemesinden korumak için en güçlü muhasebedir.
Allah bizi tağuttan uzak, mazlumun yanında, salih amellerimizi koruyan kullarından eylesin. Âmin.
Tüm insanlığı zalim devletlerin ürünlerini boykota davet ediyorum.
Unutma! Boykot sadece ürün almamakla değil, o üründen daha kaliteli veya aynı kalitede alternatif ürün üreterek yapılır. Bu konuda da müteşebbisleri sahaya ar-ge çalışmaları yapmaya davet ediyorum.
Almamak elin boykotu, boykotu yaymak dilin boykotu, mazlumlara dua etmek de kalbin boykotudur.
Tavsiye Yazı:
https://www.risalehaber.com/muhammed-numan-ozel-boykotun-turevleri-ve-insanlik-25885yy.htm
https://www.risalehaber.com/muhammed-numan-ozel-yerli-ve-milli-urunleri-boykot-etmek-27490yy.htm
Selâm ve duâ ile.
[1] Bakara (256)
[2] Nisa (76)
[3] Bakara (246-251)
[4] Bakara (249)
[5] Mâide (2)
[6] Ahmed, Müsned, (5/78, 79, 363)
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.