'Muhafazakârlarla laiklerin değil, statükocularla değişimcilerin mücadelesi'

'Muhafazakârlarla laiklerin değil, statükocularla değişimcilerin mücadelesi'

ABD Temsilciler Meclisi'nde önceki gün düzenlenen bir toplantıda konuşan uluslararası uzmanlar, Türkiye'nin iç ve dış politikasını masaya yatırdı

Ali H. Aslan'ın haberi

Organizatörlüğünü Teksas merkezli Turkuaz Konseyi'nin (TCAE) yaptığı toplantıda oturum başkanlığı ABD'nin önde gelen İslam dünyası ve Türkiye uzmanlarından Graham Fuller yaptı. Türkiye'nin zaman zaman sıkıntılı dönemlerden geçmekle beraber her seferinde 'yolların daha kötüsünü değil daha akıllıcasını' seçtiğini kaydeden Fuller, "Türkiye dünyadaki en önemli ülkelerden biri." dedi.

Toplantıda Türkiye'de son dönemlerde gündemin üst sıralarında olan asker-sivil ilişkileri de ele alındı. Graham Fuller, gelişmekte olan ülkelerin çoğunda güçlü sivil kurumların bulunmayışından kaynaklanan boşluğun 'diğer tüm kurumlardan daha donanımlı' olan ordu tarafından doldurulduğuna işaret etti. Demokratikleşme sürecinde orduya yavaş yavaş iktidardan el çektirildiğini kaydeden Fuller, "Türkiye bu süreçte bölgesindeki diğer ülkelere nazaran çok ileride." şeklinde konuştu.

WALKER: DARBE GÜNLERİ GERİDE KALDI

Konuşmacılardan Brookings Enstitüsü Uzmanı Dr. Ömer Taşpınar, Türkiye'de askerî darbe günlerinin geride kaldığını öne sürerken, pastayı paylaşmak isteyen 'yeni bir elit' doğduğunu kaydetti. Taşpınar, İslam ile laiklik arasında değil, statükocularla statükonun ötesine geçmek isteyenler arasında 'güç mücadelesi' yaşandığını söyledi.

Transatlantic Akademisi uzmanı Joshua W. Walker, 'askerî darbe' (coup d'etat) döneminin bittiğini kabul etmekle beraber 28 Şubat sürecine benzer 'askerî müdahale' günlerinin büsbütün ortadan kalkmadığını savundu. Türkiye'de askeriyenin 'dürüst hakem' rolünü kaybettiğini, ordu içinde bir 'iç savaş' yaşandığını, CHP ile MHP'nin her şeye hayır diyen tarzda bir muhalefet ürettiğini anlatan Walker, "İstikrar için nereye bakacağız? İstikrarın olduğu tek yer yine AKP." yorumunu yaptı.

Avrupa Parlamentosu'nun eski üyesi Jan Joost Lagendijk, Avrupa'da AKP'ye hâlâ destek ve sempati olduğunu; ancak soru işaretlerinin arttığını kaydetti. "Sevmediğimiz bir sistem yine sevmeyebileceğimiz bir başka sistemle mi yer değiştiriyor?" korkusundan bahsetti. ABD'nin sivil-asker ilişkilerine Avrupa'dan farklı bakmasını Türkiye'nin ABD'ye değil Avrupa Birliği'ne üye olmaya çalışmasına, Türk-Amerikan ilişkilerinin stratejik keyfiyetine ve iki ülke ordusu arasındaki yakın ilişkilere bağladı. 2007 e-muhtırasına AB karşı çıkarken ABD Dışişleri'nin karşı çıkmadığını hatırlatan Lagendijk, "Ama herhalde kapalı kapılar ardında Amerikan ordusu Türk ordusuna biraz baskı uyguluyordur. Elinizi lütfen artık siyasetten çekin diyorlardır." şeklinde konuştu.

İnsan Hakları Gündemi Derneği Başkanı Orhan Kemal Cengiz, 'Türkiye'de devletin dokunulmazlığında sonun başlangıcı' olarak nitelendirdiği Ergenekon davasının bir kısım medya tarafından üzerinin örtülmeye çalışılmasından yakındı. Ergenekon'un AB ve Batı karşıtı olduğunu kaydeden Cengiz, "AKP'yi yurtiçinde Batı yanlısı olmakla suçluyorlar, yurtdışında ise Batı karşıtı olduğunu öne sürüyorlar." dedi.
Zaman