Ahmet AKGÜNDÜZ

Ahmet AKGÜNDÜZ

Minareler İslamiyet’in simgeleridir

Minare camilerden göğe yükselen ince uzun bir yapı olup, ondan yükselen Ezan-i Muhammediler ruhumuzu okşar. Evveliyatında camilerde minareler yoktu; ezan camiye yakın olan yüksek bir yerden okunurdu. Modern çağımızda genellikle mikrofonlar ve ses yükselticiler kullanılmakta ve ezanlar gök kubbeyi çınlatmaktadır. Ancak minareler İslami mimarinin olmazsa olmazı olarak hâlâ bütün dünyada varlığını sürdürmektedir.

Minareler daima bir camiye bitişik inşa edilir ve çok değişik yapı ve yüksekliktedirler. Dörtgen, yuvarlak veya sekizgen minareler vardır, genelde hepsinin ucu sivridir. Mimarileri ile kentleri, kasabaları ve köyleri süslerler. Bir camiinin bir veya daha fazla minaresi olabilir. İslam medeniyetinde dinimizin varlığını en güzel ve bariz şekilde mimari yapısı ile ortaya koyan minarelerdir. Şu anki işlevi ne olursa olsun veya hangi sosyal sebep inşa edilmesine sebep olmuşsa olsun, minareler dinimizin bir göstergesidir. Bir hadis-i şeriflerinde Efendimiz buyuruyorlar: “Küre-i arz bana bir mescid ve temiz kılındı. Ümmetimden her kim bir namaz vaktine ulaştı mı nerede olursa namazını kılsın.” Ancak cami olacak mekânın toplumun ihtiyacına fiziki olarak da uyması gerekiyordu. Toplumun namaza en uygun bir şekilde toplanabilmesi için ezan zaruri oldu. Minareler de daha sonra bu ezanların okunduğu fiziki yerler olarak tarihte yerini aldı..

Bu sebeple minarelerin Müslüman toplumda yeri çok önemlidir, minarelerin geçmişinde değişik prensipler, değerler manzumesi, ilim ve gelenek yatmaktadır. Minareler İslam dünyasında Müslümanlar arasındaki ortak olan çoğu sosyal, siyasi ve dini unsurları birleştirmiştir.

Hadislerden anladığımıza göre Medine’deki Müslüman toplum ezanı Efendimizin (SAV) evinin damında okurlardı. Efendimizin (SAV) vefatından 80 sene sonra ilk bilinen minareler ortaya çıkmaya başlamıştır.

Bediüzzaman’ın şu tespitlerini aktarmak burada zaruret haline gelmiştir:

“Ancak unutulmaması gereken bir husus, islama ait emirlerin içinde en önemlisi sünnet bile olsa, İslâmiyet alâmetleri olan ve şeaire yani İslamın simgeleri haline gelen Sünnetlerdir ve meselelerdir. İslamın simgeleri, âdeta kamuya ait haklar nev’inden İslam toplumuna ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o toplum umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat sorumlu olur. Bu nevi İslamın simgelerine riya giremez ve ilân edilebilir. Nafile nev’inden de olsa, şahsî farzlardan daha ehemmiyetlidir”. Fıkıh kitaplarında Cuma ve bayram namazları ile ezan buna misal olarak zikr edildiği gibi, minareler de Müslüman toplum için aynı kategoride mütalaa edilmelidir.

“İslâmi gelenekler, İslâmî tarih, şeair-i İslâmiye (İslamın simgeleri) ve bütün erkân-ı İslâmiyete ait Müslümanların konuşmaları, ehl-i imana kudsi manaları telkin ediyorlar. Hattâ şu memleketin mabedleri ve dini medreselerinden başka makberistanın mezar taşları (ve camilerin minareleri) dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki; o mukaddes manaları, ehl-i imana ihtar ediyorlar.”

Gayr-i Müslimler, minareleri kilise çanları ile kıyas edebilirler. Bunlar günlük hayatla ilgili Hıristiyanlık ayinlerinde çok önemli idiler. Yemek saatlerinde, kilise sakinlerini işe davette ve dini ayinlerde, mesela doğum ve ölüm için yapılan ve çeşitli diğer konularda çan çalınırdı; acemilere ayin için çalınan çanlarla ilgili olarak girift ritüeller konusunda eğitim verilirdi. Kilise çanları Hıristiyanlığın sembolü oldu.

İnanan bütün insanlarla ve hürriyete, eşitliğe ve demokrasiye kendini adamış insanlarla birlikte biz İsviçre hükümetini ve bütün İsviçreli siyasi ve dini liderlerini, din ve vicdan hürriyetini bütün vatandaşlar ve orada ikamet edenlere tatbik etmeye ve savunmaya davet ediyoruz. Bir demokrasi için sadece ve sadece çoğunluk ne derse o olur ilkesinin tatbiki ölçü olamaz, aynı zamanda ve hatta daha da ehemmiyetlisi o demokrasinin azınlıkların haklarına göstermiş olduğu saygı da bir kıstastır. Din ve vicdan hürriyeti barışı sağlamak için zaruridir. Dünyamız artık kocaman bir köy haline gelmiştir. Müslümanlar ve gayr-i Müslimler burada omuz omuza yaşamaktadırlar ve birbirlerinden bir şeyler öğrenmek zorundadırlar, ortak değerleri paylaşıp farklılıklara ise saygı göstermek durumundadırlar.

RUHUMUN SENDEN İLAHİ ŞUDUR ANCAK EMELİ;
DEĞMESİN MABEDİMİN GÖĞSÜNE NAMAHREM ELİ!
Vakit

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.