Mektebim Risale-i Nur diyen Senai Demirci'den siyaset ve Ayasofya yorumu

Mektebim Risale-i Nur diyen Senai Demirci'den siyaset ve Ayasofya yorumu

Müslümanların iktidarında hiç bir zaman İslamı dayatmak yoktur

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

Doktor, şair ve yazar Senai Demirci, mektebinin Risale-i Nur olduğunu belirterek, "Said Nursi, doğrudan bizi Kur’an’a ve kainat kitabına muhatap edecek kayıt tutmuştur" dedi.

Süperhaber'den Hülya Okur'a konuşan Demirci'nin verdiği cevaplar şöyle:

Ayasofya’yı inşa edenler Hıristiyanlar değil, Müslümanlardır

Din derken sadece İslamı mı yoksa bütün dinleri mi içine alan bir kavram olacak?

Din dediğimizde İslam’dan bahsediyoruz. Kültürel dinlerden bahsetmiyoruz. İslam, Hz. Adem’den başlıyor. İlk ve tek din. Bütün hakikatleri içeren gökyüzü gibi. İsa Aleyhisselamın getirdiği din, İslam’dır. Musa Aleyhisselam da Yahudi değildir. İsa Aleyhisselama tabi olanlar Müslüman’dır. Belki tam da burada vurgulamak gerek; Ayasofya’yı inşa edenler Hıristiyanlar değil, Müslümanlardır. Çünkü İsa Aleyhisselama tabi olanların yaptığı mabettir; İsa Aleyhissalem İslam Peygamberidir; ona tâbi olanlar da Müslümandır. Ayasofya Müslümanların yaptığı mabettir. O günün mabedi bugünün camiine denktir. Çünkü son dinin son mensupları bir mabet inşa ediyor. 

Din kelimesini kültürel bağlamdan uzakta tarif edelim, din: borç demektir. Bir insanın dini, kendisinin kendisine borç verildiğini gördüğünde başlar. Aklı başında bir insanın kendisine sorması gereken ilk soru: Ben nasıl oldu da var oldum? Kendimi kendim tercih etmediğime göre bu bende emanettir. Din, yani borç duygusu, borçluluk bilinci böyle başlar. Çok sade bir şey bu. İnsan olmak yetiyor.

Benden de bir mürit olmaz, mektebim Risale-i Nur mektebidir

Peki ondan sonraki takip nasıl devam ediyor? Kuzeniniz Emrah Demirci’yi “An gelir atamazsın 272. tweetini değil mi, bak seni takip ediyorum, arkandan geliyorum” diyerek yad etmiştiniz. Sizin takip ettiğiniz bir tasavvuf, tarikat var mı, sizi takip edenlerin aradığı şey ne?

Emrah genç yaşta rahmetli oldu, akciğer nakli yapılmıştı. Uzun ömrü olmadığın  o da biliyordu. O gün bugündür, sosyal medyada hep sayılara bakıyorum, mezar taşı gibi kimi sosyal medya hesapları; öylece duruyor orada, tanıdıklarım var. Belli ki benimki de öyle kalacak. Öldüğüm Gün romanında işlemiştim bu konuyu.

Ben herhangi bir tarikatın üyesi değilim, şeyhim yok, benden de bir mürit olmaz. Mektebim Risale-i Nur mektebidir. Said Nursi, şifahi/sözel irşad geleneğini yazılı irşad geleneğine dönüştürmüş ve doğrudan bizi Kur’an’a ve kainat kitabına muhatap edecek kayıtlar tutmuştur. Sandığımız gibi, dinî bir eser yazıyor; hakikati kıyıdan seyretmek yerine, içine giriyor. Varlığı kucaklayan bir yerden başlayarak yazıyor yazdıklarını. Bu Said Nursi’nin ayırıcı vasfı.. 

Said Nursi’nin etrafında fazlaca gölge ve tortu var

Said Nursi’nin etrafında fazlaca gölge ve tortu var; kasten yapıldı bunlar kanaatimce. Perdelemek üzere yapıldı. Başta Gülen örgütü, kendisine “Nur Cemaati” diyerek Said Nursi’nin ve Risale-i Nur’un itibarına suikast yapmaya kalktı. Neyse uzatmayalım. Ama insanlar bugünlerde çok karmaşık olmayan bir dil arıyorlar. En önemlisi de kendi iç acılarını gözeten, onları varoluşsal düzlemde kucaklayan bir üslup arıyorlar. Ben böyle yazmaya çalışıyorum. Said Nursi’den, Ustamdan öğrendiğim bu.. Başka türlü yazmam mümkün değil zaten.

Müslümanların iktidarında hiç bir zaman İslam’ı dayatmak yoktur

Tercih noktasında siyasetin nerede durduğunu sormak istiyorum. Çünkü “Peygamber efendimiz, iktidar, kuvvet ve zorbalıkla kendi fikrini benimsetmeye kalkmamıştır. O, sözün doğrusunun her zaman galip geleceğine inanmıştır,” dediniz. Bugünkü siyaset kültürüne bunun yansıması nasıl?

Siyaset bir erktir, bir güçtür, otoritedir. Ama din otorite ve güçle asla yan yana olamaz. Din adına otoriter olabilir ama bu dini dayatmaya dönüşemez. Gücün sözü geçicidir ama sözün gücü kalıcıdır. Hak kuvvette değil, kuvvet haktadır. Haklı da olsa haklılığının sebebi kuvvet değildir, hak kuvvetidir. Din batıda böyle deforme oldu, kilise otoriteye dönüştü. 

İnsanlara dayatmalarda bulundular, kilise iktidar oldu; üstelik arkasına kutsallık alan bir otorite oldu. Batı bundan kurtulmak için laikliği icat etti. Laiklik, din adına dayatılan, gerekçesi kutsallık olan otoriteye karşı insanları korumak için çıktı. İslam'da böyle bir şey yok. Bir Müslümanın kendisi gibi olmayana baskı yapmamak için laikliğe ihtiyacı yok. Otorite ve din asla yan yana olamaz. Said Nursi: Bizim elimizde nur vardır, nur herkese lazımdır der, bir elimizde nur, bir elimizde topuz olursa, nur gösterip topuz vuracak deriz. Müslümanların iktidarı olabilir, olmalı da ama Müslümanların iktidarında hiç bir zaman İslam’ı dayatmak yoktur. Hakikat dayatılırsa, hakikate hakaret edilir. 

Hayatımın kırılma noktalarından biridir, iletişim fakültesinde okurken bir arkadaşımız İranlı Müjgan diye bir hanım kız vardı, ona "Türkiye, İran’a benzer mi?" diye sormuştu, kız çok akıllı bir cevap vermiş: "Türkiye, İran’a benzedi zaten çünkü orada zorla kapattırıyorlar, burada zorla açtırıyorlar."... Zorla kapattırmak da, zorla açtırmak da aynı şey, ikisi de gayri İslami, ikisi de gayri insani. Hele de zorla kapattırırsan daha dehşetli bir şeyle karşı karşıya kalırsın. 

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
5 Yorum