Mehmet Abidin KARTAL

Mehmet Abidin KARTAL

Miras

Toplumda aile fertleri arasında en hassas konulardan biri, ölüm sonrası para, mal ve hakların paylaşımıdır. İnsanlar hayatları boyunca para kazanırlar, çeşitli mal varlıkları, haklar ve borçlar edinirler. Hukuki olarak mirasın anlamı bir kişinin ölümüyle birlikte parasının, mal varlığının, haklarının ve borçlarının kanuni veya atanmış mirasçılarına geçmesidir.

Kanuni mirasçılar öncelikle ölen kişinin altsoyu yani çocukları ve torunlarıdır. Eşi de bu gruba dahildir. Eğer ölen kişinin çocuğu yoksa miras, anne, baba ve kardeşlere geçer. Atanmış mirasçılar, miras bırakanın kendi iradesiyle belirlediği ve vasiyetname veya miras sözleşmesi yoluyla mirasçı kıldığı kişilerdir.

Miras anlaşmazlıkları

Miras anlaşmazlıklarının görüldüğü mahkeme, Sulh Hukuk Mahkemesidir. Bu mahkemede görülen davaların ekseriyetini miras davaları meydana getirir. Miras anlaşmazlıkları, aile bağlarını koparan, güveni sarsan ve fertleri derinden yaralayan ciddi bir toplumsal yaradır. Maddi bir paylaşımı yanında, yılların birikimi olan duygusal beklentileri, adalet arayışını ve kırgınlıkları da barındırır.

Miras anlaşmazlıkları aile bağlarının kopmasına, kardeşlerin birbirine düşman olmasına yol açar, anlaşmazlık sebebiyle paylaşılamayan evler, işlenmeyen topraklar ve kullanılmayan sermeye ekonomiye zarar verir. Dava uzadıkça kardeşler arasında öfke, güvensizlik, haksızlığa uğramışlık duygusu kalıcı hale gelir.

Günümüzde aile içi sorunların artmasına, kardeşler ve akrabalar arasına dargınlıkların girmesine, kavgaların ortaya çıkmasına sebebiyet veren olumsuzlukların başında miras paylaşımında yapılan haksızlıklar gelmektedir. Çevremizde bu tür olaylarla karşılaşırız. Haksızlık yaşayanların hikâyesini dinleriz. Geçenlerde bir dostumla sohbet ederken konu döndü dolaştı miras hususunda hanımına yapılan haksızlıklarda yoğunlaştı. Alnı secdeye giden insanlar haksızlık yapıyor, kul hakkı yiyorlar diyerek yapılan yanlışları, hırsları anlatıyordu. "Bu asrın bir hâssası şudur ki; hayat-ı dünyeviyeyi, hayat-ı bâkiyeye bilerek tercih ettiriyor" İnsanlar ahireti, ebedî hayatı ve iman hakikatlerini bildikleri halde; geçici dünya zevklerini, haksız verilen mirasları tercih etmektedirler. Haksız verilen mirası düzeltme yoluna gitmiyorlar. Yalan söylüyorlar. Yalan söylemek kul hakkına girmektir. Hatta ben anne veya babama daha iyi baktım, bu benim hakkım diyerek kendilerini tatmin ediyorlar. Yanlış yapıyorlar. Dünyada yolcu olduklarını unutuyorlar. Hâlbuki dünya hayatı insanın yolculuğunda sadece bir mola yeridir. Bir ağacın altında nefeslenmek kadar kısa ve dar bir zaman menzilidir. Ölümle mola biter, ahiret yolculuğu başlar… Dünya yolculuğunda miras imtihanını veremeyenlerin ahiret yolculuğu çetin ve zor olur.

Baba veya anne miras paylaşımında yanlış yapmışlarsa, onların ahiret yolculuklarının kolay ve güzel olması için haksız yere mirasa sahip olan kardeşler bu yanlışı düzeltme yoluna giderek, adaletli paylaşımı sağlamalıdırlar. Böylece hem yanlış yapan anne veya babalarını ahirette azaptan kurtarmış olurlar, hem de kendilerini i kurtarmış olurlar. Adaletli paylaşım sağlanmazsa hem miras bırakan (muris) ve mirası haksız edinen mirasçılar (varisler) kul hakkına girmiş olurlar.

Kız çocuklarına haklarını tam vermemek, evlendikleri için veya başka sebeplerden dolayı onları mirastan mahrum bırakmak, hiçbir vârisin istemediği değersiz mülk ve arazileri onlara layık görmek kul hakkına girmektir, apaçık bir zulümdür. “Yetimlerin mallarını haksız şekilde yiyenler, karınlarına ateş dolduruyorlar. Sonra da onlar alevli bir ateşe gireceklerdir.” (Nisa suresi, 10. Ayet) Ayette buyrulduğu üzere yetimlerin mirasla ilgili haklarını gasp etmek ateşten bir parçayla karnı doldurmaktır. Bir kimse adaletten ayrılmamak şartıyla çocukları arasında malını paylaştırabilir. Mirasın tamamını veya bir kısmını çocuklardan birine hibe ederek diğerlerinin haklarını çiğnemek ise adaletten sapmaktır. Efendimiz (sav) “Allah’tan korkun ve evlatlarınız arasında adaletli olun.” buyurmaktadır.

Mirası adaletsiz dağıtanlar ve bu mirası kabul edenler, neye benziyorsunuz…

“Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve ahireti unutup, dünyaya talip bedbaht nefsim! Bilir misin neye benzersin? Deve kuşuna…

Avcıyı görür uçamıyor, başını kuma sokuyor; ta avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarda. Avcı görür. Yalnız o, gözünü kum içinde kapamış görmez. ”

Miras paylaşımında ölçü

Miras paylaşımının adaletsiz yapılması kul hakkına girmektir. Efendimiz (sav) vefatından önce müminlere son defa hitap ederken, bir ara sözü kul hakkına getirerek, “Ey insanlar kimin üzerinde bir hak varsa onu hemen ödesin, dünyada rezil rüsva olurum diye düşünmesin! İyi bilin ki, dünya rüsvalığı ahirettekinin yanında pek hafiftir. ” buyurdu.

Peygamber Efendimiz (sav) miras hususunda şu uyarıda da bulunuyor: “Hiç kimse hakkı olmayan bir karış toprağı bile almasın! Şayet alırsa, kıyamet gününde Allah, yedi kat yeri onun boynuna geçirir.”

Sahabe efendilerimizden, Numan b. Beşir anlatıyor: Babam, malının bir kısmını bana bağışladı. Ancak annem Amra binti Revaha, “Rasûlullah (sav) şahitlik yapmadıkça buna razı olmam.” dedi. Babam, bana yapılan bağışa şahit tutmak için Rasûlullah (sav) ye gitti. Allah’ın Rasûlü: “Bunu bütün çocuklarına yaptın mı?” diye sordu. Babam “Hayır!” deyince, Rasûlullah (sav) “Allah’tan korkun! Çocuklarınız hakkında âdil olun.” buyurdu. Bunun üzerine babam döndü ve verdiği malı geri aldı.

Rabbimiz adaleti emretmektedir. İman sahibi olan, miras hususunda çocukları arasında adaletle davranması elzemdir. Herhangi bir kişinin ölmeden önce çocuklarından bazılarını özellikle kızlarını mahrum bırakarak malını bazı çocuklarına vermesi veya böyle bir vasiyette bulunması, kul hakkına girmektir, haramdır, günahtır. Miras paylaşımında her adım adil ve sevgiyle atılmalıdır. Her hak sahibine hakkı verilmelidir. Miras paylaşımında ölçü, merhamet ve hakkaniyet, insaf ve adalet olmalıdır.

Miras anlaşmazlıklarının olmaması için miras bırakanın (muris) sağlığında hazırlayacağı bir vasiyetname, bu vasiyetnamenin mirasçılar arasında yapılacak bir aile toplantısında kabul edilmesi anlaşmazlık olmasını engeller. Miras, yalnızca maddi bir paylaşım değil, aynı zamanda bir ailenin geçmişini ve geleceğini şekillendiren manevi bir mirastır.

Kâinatın Efendisi, Efendimiz (sav) “Hiçbir baba, çocuğuna güzel ahlaktan kıymetli bir miras bırakmamıştır.” Diye buyurmaktadır.

Maddi zenginlik, mal ve mülk zamanla tükenebilir veya değer kaybedebilir; ancak çocuğa kazandırılan dürüstlük, güzel ahlak, edep ve manevi değerler onun dünya hayatını ve ahiretini güzelleştiren kalıcı bir mirastır.

Anne ve babalar çocuklarına ve torunlarına miras olarak kalıcı eserler, hayırlı hatıralar bırakmalıdırlar. “Miras, geçmişten kalan bir zenginlik olmalıdır; geleceği karartan bir yük değil.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.