Kuss bin Sâide’nin İslam'dan önce Hz. Muhammed'i (asm) müjdelediği muhteşem hitabesi
Yazar Dursun Gürlek, Kuss bin Sâide’nin İslam'dan önce Hz. Muhammed'i (asm) müjdelediği ve ahiret inancına dair yaptığı bir konuşmasını paylaştı.
Gürlek, Mehmed Şevket Eygi'nin eski bir yazısında gördüğü hitabeyi Yeni Şafak'taki köşesine taşıdı.
Kuss bin Sâide’nin Efendimizin nübüvvetini ve risâletini müjdeleyen meşhur nutkunun altın harflerle yazılmaya lâyık edebi açıdan da şaheser bir hitabet örneği olduğuna dikkat çeken Gürlek, "Kuss bin Sâide’nin bu “mübeşşer” hitabeti okuyanın dilini, dinleyenin kulağını tezyin etmeyi sürdürüyor" dedi.
Hitabe şöyle:
“Ey nas! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz.
İbret alınız.
Yaşayan ölür; ölen, fenâ bulur.
Olacak olur.
Yağmur yağar, otlar biter.
Çocuklar doğar, analarının, babalarının yerini tutar.
Sonra hepsi mahv olup gider.
Vukuatın ardı arası kesilmez, hemen birbirini velyeder (takip eder).
Kulak tutunuz, dikkat ediniz, gökte haber var.
Yerde ibret alacak şeyler var.
Yer yüzü bir ferş-i eyvân, gök yüzü bir yüksek tavan.
Yıldızlar yürür, denizler durur.
Gelen kalmaz, giden gelmez.
Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar?
Yoksa orada bırakılıp da uykuya mı dalıyorlar?
Yemin ederim: Allah’ın indinde bir din vardır ki, şimdi bulunduğunuz dinden daha sevgilidir. Ve Allah’ın bir gelecek Peygamberi vardır ki, gelmesi pek yaklaştı. Gölgesi başınızın üstüne geldi. Ne mutlu o kimseye ki, O’na iman edip de, o dahi ona hidâyet eyleye.
Vay ol o bedbahta kim, ona isyan ve muhalefet ede.
Yazıklar olsun! Ömürleri gaflet ile geçen ümmetlere!
Ey cemâat-i âbad! Kani (hani) âbâ u ecdâd?
Kani müzeyyen kâşâneler ve taştan hâneler yapan Âd u Semûd
Kani dünya varlığına mağrur olup da kavmine ‘Ben sizin en büyük rabbinizim’ diyen Firavun ile Nemrut? Onlar size nisbetle daha zengin, kudret ve kuvvetçe daha efzûn değil miydiler?
Bu yer, onları değirmeninde öğüttü, toz etti, dağıttı. Kemikleri bile çürüyüp dağıldı. Evleri yıkılıp ıssız kaldı. Yerlerini, yurtlarını şimdi köpekler şenlendiriyor.
Sakın onlar gibi gaflet etmeyin! Onların yolunda gitmeyin!
Her şey fânidir. Bâki ancak Cenab-ı Hakk’dır.
Ki, birdir. Şeriki ve nazîri yoktur. Tapılacak ancak O’dur. Doğmamış ve doğurmamıştır.
Evvel gelip geçenlerde bize ibret alınacak şeyler çoktur. Ölüm ırmağının girecek yerleri var, ammâ, çıkacak yeri yoktur. Büyük küçük hep geçip gidiyor. Giden geri gelmiyor. Cezmettim ki, (kesin olarak inandım ki) âmmeye (herkese) olan bana da olacaktır!”
***
UKAZ PANAYIRI’NDA YAPTIĞI KONUŞMAYI HÂTEMÜ’L-ENBİYÂ DA (ASM) DİNLEMİŞTİ
Hitabenin ibret dolu, ders verici edebi ve ebedi ifadeler olduğunu ifade eden Gürlek, yazısını şöyle sürdürdü:
Cevdet Paşa, altın kalemini, nur hokkasına bir kere daha batırıp şu açıklamayı yapıyor:
Kuss bin Sâide, Hâtemü’l-Enbiyâ’nın karîben (yakında) geleceğini keşf ve istihraç edip Ukaz Panayırı’nda böyle herkesin ortasında söyleyip dile getirirken biçâre, ondan bîhaber idi ki, Hâtemü’l-Enbiyâ Hazretleri dahi orada hazır ve ona nâzır idi.
Arası çok geçmeden Hâtemü’l-Enbiyâ Hazretlerine nübüvvet ve risâlet geldi. Lâkin Kuss bin Sâide vefat ettiğinden gelip de görüşmek kendisine nasip olmadı.
Ondan sonra Kuss bin Sâide’nin mensup olduğu kabilenin ulusu Cârûd nâmındaki zat da, onun gibi tevhid ehli ve İsa dinine mûtekid olduğu halde, kavminin eşrafı ile birlikte gelip bir gün Huzûr-ı Muhammedî’ye girdi. Ve İslâm ile müşerref oldu. Onunla birlikte kavminin eşrafı da hep birden iman getirdi.
Hâtemü’l-Enbiyâ, ondan memnun oldu. Ve, ‘İçinizde Kuss bin Sâide’yi tanıyan var mı?’ diye sordu. Cârûd da, ‘Yâ Resûlâllah, cümlemiz tanırız, bilhassa ben, daima onun izinden gidenlerdenim’ diye cevap verdi.
Hâtemü’l-Enbiyâ Hazretleri Kuss bin Sâide’nin, Ukaz Panayırı’nda, devenin üstünde, “Yaşayan ölür, ölen fenâ bulur. Olacak olur” diyerek hutbe okuduğu hatırımdan çıkmaz. Daha bir hayli sözler söylemişti. Hepsinin hatırda kaldığını zannetmiyorum, buyurdu.
Hazreti Ebû Bekir de aynı meclisteydi. “Yâ Resûlâllah! Ben de Ukaz Panayırı’ndaydım. Kuss bin Sâide’nin söylediği sözlerin hepsi hatırımdadır!” diyerek adı geçen hutbeyi baştan sona okudu. Bunun üzerine Cârûd’un arkadaşlarından biri ayağa kalkıp, Kuss bin Sâide’nin bazı şiirlerini okudu ki Harem-i Şerif’de Benî Hâşim’den (Haşim oğullarından) Muhammed Aleyhi’s-Salâtü Vesselâm’ın bi’setini, yani Efendimizin peygamberliğini sarâhaten (açıkça) zikir ve beyan etmişti.
Hâtemü’l-Enbiyâ Hazretleri de, öyle ümit ediyorum ki, Cenâb-ı Hakk, kıyamet gününde Kuss bin Sâide’yi ayrıca bir ümmet olarak diriltecektir, buyurdu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.