Kureyş Suresi’ni çağa okutan Said Nursi'nin Şam'a uzanan Mekke'ye varan Medeniyet yolu

Kalkınmamış bir hattan, Van ve çevresinde halkın ve ulemanın saha ziyaretiyle; soru ve cevaplar üzerinden teşhis ve tedavi, diğer bir ifadeyle durum ve çözüm alanları üzerine İstanbul Hükûmeti ile kalkınma köprüleri kurmak isteyen Bediüzzaman, bu arada Şam’a uzanır. Güneye, Kâbe’ye gitmek niyetiyle emin beldeye, bilâd-ı Araba doğru yola çıkar.

Kureyşî mirasın Peygamber temsili ve Kureyş Sûresi’nin zihnine ve kalbine nakşettiği mana ve ruh imbiğinden süzülen teşbih, belâgat ve Kur’ânî kavramlarla yolculuğunu zamanın bahtına, Asr-ı Saadet’in ufkuna taşır. Yudumladığı sûreden süzülen nurun Hira’dan akislerini Van–İstanbul–Şam hattına bir medeniyet yolu olarak düşer.

Kur’ân’ın ebediyetini, 1400 yıl sonra zamanın acı/kış, çare/yaz ve ticaretle güvenliğin beldesi olan Kureyş ve Kâbe bağlamında yeniden okur. Kâinatın kalbinden, maddî terakkinin ve manevî inkişafın ilham arazisinden Kur’ân medeniyetinin zihnî, kalbî ve vicdanî raylarını döşer.

Kürdü Türke, Türkü Araba, Arabı ikisine; üçünü de birbirine emanet eder. Emin beldeye gidilen yolda bu kenetlenmenin hakkını vererek Aceme ve diğer kavimlere de muhabbet köprüleri kurar. Tarihin bagajını geride bırakan bir tecdit atmosferi inşa eder; Avrupa’nın maddî terakkisini aşacak, manevî feyzini ise Avrupa ile birlikte yeryüzü insafına, hakkaniyet yüklü insaniyet öncülüğüne taşıyacak bir istikbal yürüyüşünü Şam’da ulemaya hitaben dillendirir.

Müslümanların bütün temsil ve organlarına, görev ve sorumluluklarıyla birlikte, ümitsizliğe çekilmiş İslâm âlemine rahmet müjdeleri verir. Sosyal ve siyasî hak ölümünün ve yalan pazarının uzağında; sıdkla dirilişin muştusu olur.

Öfke ve nefreti muhabbete, ırkçılığı kardeşliğe, istibdadı hürriyete ve bencilliği ortak ümmet gayretine dönüştürecek tefekkürü Emeviye Camii’nde mayalar. Emevî mirasını tashih edercesine, Şam’ı Mekke’ye giden yol üzerinde bir durak olarak görür.

Rıhletin şitâ, sayf, belde, eminlik, ticaret ve nimete şükür kavramlarının nakşedildiği zamanın tefsirini; usûl, içerik, îcaz ve i‘caz bağlamlarını erbabına havale ve arz ederek bu yazının kodlarını Münazarat-Van, Hutuvat-ı Sitte-İstanbul ve Hutbe-ı Şamiye-Şam bağlamlarıyla tefsir, kelam, sosyoloji, siyaset bilimi ve felsefe ile iktisat uzmanı Risale-i Nur'un vukufiyetli ve evrensel akademiasına arz ediyoruz, tecdit ilhamlarından istifade etmek istiyoruz.

Bu satırlar için zihnime fişek ateşiyle ilham çakan Zafer Akgül ağabeyime en kalbî şükranla.

Muktesebatıyla konuyu açmasını diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.