Kur'an-ı Kerim'i, okumayı bilmeden hatmetti
Buyuk, bir ilke imza attı; Kur’an-ı Kerim’i 5x2,5 metre tuval üzerine yağlıboya ile resmetti
Ayhan Hülagü'nün haberi:
Ressam Ziya Buyuk, bir ilke imza attı; Kur’an-ı Kerim’i 5x2,5 metre tuval üzerine yağlıboya ile resmetti. 1 buçuk yıl atölyeden çıkmayan Buyuk, “Elime fırçayı aldığımda Kur’an-ı Kerim’in sadece harflerini biliyordum.” diyor.
Her sanatçının hayalidir, yarınlarda hatırlanacak bir eser bırakmak. Bunun için sürekli kafa yorar, özgün fikirlerin peşinde koşar. Ziya Buyuk’u ‘tuval üzerine yansıyan dünyanın en büyük Kur’an-ı Kerim’ çalışmasını yapmaya yönelten ilk düşünce bu. Hattat ve müzehhip arkadaşıyla yaptığı sohbetlerde bu fikir belirir zihninde. Çocukluğunun geçtiği evin duvarına asılan, kenarları dantel işlemeli bez çanta içinde sır gibi saklanan Kur’an-ı Kerim’i tablo üzerinde görünür kılmaya karar verip işe koyulur.
Atölye sürecinde yaptığı ilk iş daha önce yapılan benzer çalışmaları inceleyip bir format belirlemek. Dünyada eşi benzeri olmayan bir format… Öteden beri değişik stillerde yazı yazabildiği için Kur’an-ı Kerim’i herkes tarafından okunacak boyutlarda tuvale yansıtmak için atölyeye kapanır. Bir deneme yapar ilk başta. İncecik fırçayla yağlıboyayı bir kalem gibi kullanmaya çalışır, yazabileceği en küçük ölçüdeki harflerle Kur’an-ı Kerim’in tamamını yazdığında karşısına çıkabilecek ebatları hesaplar. Kullanacağı renklere de (siyah zemin üzerine beyaz yazı) bir anlam yükler: Siyah zemin, Kur’an-ı Kerim’in indiği cahiliye devrini, beyaz yazılar ise ayetlerin aydınlığını temsil etmeli. İlk yazdığı ‘Besmele’den sonra yazıyı küçülttükçe küçültür, harfleri 1 cm’lik satırlar içine sığdırır. Sonraki aşamada elindeki nurlu cümlelerin ne kadar yer tutacağına karar verip tuvalin ölçülerini ortaya çıkarır. Karşısına çıkan ölçü: 5 m X 2,5 m. Bu büyüklükte bir çalışmanın tek parça olması halinde taşıma mevzubahis olduğunda sıkıntılar çıkabileceği için tuvali, tamamlandığında yan yana monte edilebilecek şekilde üç parçaya böler, yoluna devam eder.
2011’in sonlarında deyim yerindeyse iğneyle kuyu kazar gibi ince ince kutsal kitabı tuvale işleyen Buyuk, farklı sorunlarla karşılaşır. Rulo yaptığı tuvali küçük bir masa üzerinde sola kaydırarak yazar. Arapça bilmediği için ciddi sıkıntılar yaşar. Seçtiği sayfaların fotokopisini satır satır kesip önüne alır, bakarak yazmaya çalışır. Günler günleri kovalar, çalışma bitmez bir türlü. Giderek artırır mesaisini, 10-12 saate çıkarır. Eserini 1 buçuk yıl sonunda ancak bitirebilir.
‘1 buçuk yıl misafirliğe bile gidemedim’
Ziya Buyuk’un ilk sergisi değil bu. Daha önce Ankara, Zonguldak, Antalya, İstanbul’da doğa, mitoloji gibi konuların başrolde olduğu 15 kişisel sergi açtı. Bu serginin kendisi için bambaşka anlamlar taşıdığını söylüyor: “Arapça bilmediğim için çok zorlandım. Çocukluğumda gittiğim Kur’an kurslarından harfleri biliyordum, işe koyulurken okumayı öğrenme şansım olmadı. Ancak Türkçesini baştan sona okudum, sonra Arapçasını yazdım. Sonuçta Kur’an-ı Kerim’i okumayı bilmeden hatmettim. Şimdiki niyetim okumayı öğrenmek.”
Haberin devamı için tıklayınız
