Ahmet Nebil SOYER

Ahmet Nebil SOYER

Yazarın Tüm Yazıları >

Konuşmalar ve namaz

A+A-

Sanat ve edebiyat, din ve felsefe hep konuşmalardan oluşur. Kur’an konuşmalardan ibarettir dense yeridir. Allah büyük konuşmacı, asırlara sığmayan bir perspektif ve mekan içinde konuşur kainatın Rabbi. Shakespeare’in dediği gibi kainat büyük bir tiyatrodur, bu büyük semavi tiyatronun sahibi Allah’tır. Adem babamızla konuşur ona cennette nasıl hareket etmesi gerektiğini söyler ama o yanılır  ve cenneti terk eder. Adem babamız ve şeytan tiyatronun ilk şahıslarıdır. Allah onların mafevkinde olayları yönetmeye başlar. İbrahim, Nuh, Hud, Musa, Yusuf, Yunus peygamberler silsilesiyle konuşur. Onlar da onunla konuşurlar. 

Bütün mesele insanın evren mektebinde eğitilmesi ve insanlara kainatın anlamını anlatmasıdır. Sınıfta kalan ümmetler çeşitli felaketlerle sahneden uzaklaştırılır. “(Ülaike), onlar içlerinde hidayet ehli de dalalet ehli de vardır.” “Biz sizden önce nice milletleri helak ettik.” Nice sayısız demek. Kainat denen bu büyük tiyatronun çok az trajedileri anlatılmış kelam-izilahidin Zarfı Kur’an da. Onlar da prototipler. Nuh, Musa, İbrahim’in trajedileri ayrıntılı verilmiştir. Mübarek kitabım sana sanat eli değmedi, ah bir değseydi neler olurdu neler, meallere sıkışıp kalmış bir din. Yazık hem ne yazık.

Namazın bütün rükünleri, duyduğumuz adıyla duruşlar hep konuşmalardan oluşur. Namaz insanın Rabbi ile konuşmasıdır, her gün defalarca. Peygamberimiz (asm) “siz kiminle konuştuğunuzu bilseydiniz, hiç oradan ayrılmazdınız” buyurmuş. Demek kaçar gibi namazdan ayrılmak kiminle konuştuğunu derinden hissetmemektir. “Kulum çok ibadet ettin ama sen seccadede miydin” hiç düşündün mü?

Tahiyyat Risalesi Altıncı Şua, konuşmalar silsilesinin son durağı, bütün kendinden önceki duruşların hülasa edildiği yer.

“Resul-i Ekrem Aleyhisselatü vesselam o gecede Cenab-ı Hakk’a karşı selam yerinde “Ettahiyyatu lillah demiş.” Yani bütün zihayatların (canlılar, hayat sahipleri) hayatlarıyla gösterdikleri tesbihat-ı hayatiye ve saniilerine takdim ettikleri fıtri hediyeler. Ey Rabbim sana mahsustur. Ben dahi bütün onları tasavvurumla ve imanımla sana takdim ediyorum.”

Hayatlarıyla göstermek ne demek? Bütün canlılar hayatlarıyla bir gösteri takdim ederler. Hepsi edeple yürürler, bir mafevkin nazarını hesaba kattıkları bellidir. Hiç edepsiz yürüyen canlı nerdeyse yok. Kuş sürülerini seyret nasıl düzen içinde uçar, göçerler. Koyun sürüleri, onlar da öyle, bulutlar, yağmur taneleri, otlar, asakir-i Rabbaniye, ordugah-ı süphani… İlahi tiyatronun üyeleri hepsi edebiyle, adabıyla yürürler. İnsana onların bu gösterilerini Allah’ı sunma görevi verilmiş. Namaz bu kutsal görevin ifa edilir şekli. Sen ahirete ayak bastığında bütün kainat ve canlılar “evet o bizi temsil etti, biz ondan memnunuz” derler mi? Evet derler, gösterisi olmayan, sadece gurur gösterisinde bulunanlar ne yaparlar o zaman?

Bir ticaret yapamadım 
Nakti ömür oldu heba 
Yola geldim lakin göçmüş 
Cümle kervan bihaber
Ağlayıp nalan edip düştüm yola tenha garip
Dide giryan, sine püryan, akıl hayran bihaber.

Ya Sanilerine takdim ettikleri fıtri hediyeler? Süte bak ne kadar itina edilmiş, insana sunulurken aslında Allah’a sunulmuştur. Senin en sevdiğin mahlukuna ne güzel bir nimet takdim ediyoruz Allah’ım. Cennetin düz vadilerinde bize de koşma fırsatı ver. Ya kuşlar? Semamızı süsleyen bu musika-i ilahi tanrısal orataryo üyeleri, her gün güzel takdimlerle notlar alırlar, insan onları temsil eder. Vücudumuza hizmet edenler bunlar. Ya hürriyetimizi bize verenler? Savaş meydanında aldığı yaralarla büyük acılar içinde hemşiresiz, doktorsuz ölen gençler, yiğitler, hürriyetimizin babaları, onlar ne yaptılar? Senin için öldüler! 

Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı 
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı 
Sen şehid oğlusun incitme yazıktır atanı 
Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı. 

Akif büyük insan nasıl hissetmiş değil mi? Ya Bediüzzaman? “Milyonlarca başların feda olduğu bir hakikate bin başım olsa feda olsun.” Küçük gel, dünyadan küçük git, alayiş, debdebe, boş ümit…

Namazın temsili hüviyeti hudutsuz, sınırsız, bütün kainatı ve bütün dini temsil eden bir boyutta. Ve insan da bu boyutun başında temsil etme hakkına sahip tek canlı. Bu temsil etme hakikatinin içini Bediüzzaman doldurmuş ama bu mahiyeti iyi okumuş ona göre doldurmuş.

Birinci sözde Bismillahirrahmanirrahim’in izahında, insan bu lafzı caminin haytı ile namazın başlama muhitine taşınıyor. Fatiha’nın tefsirinde Kur’an’ın kapısının muhtevası ile Kur’an’ın kainatına giriyor. Kur’an’ın kainatı ile Vacib’ül Vucud’un yansımaları ve izahı arasında paralellikler kuruyor. Sonra azameti ilahi ve kainatın karşısında ayakta duruyor. Sonra büyüklük karşısında eğiliyor. Sonra secdeye kapanıp hiçliğini gösteriyor. Sonra kalkıp bu tırmanışı miracı ile tafsile geçiyor. Allah’a bütün kainatın gösterdikleri fiillerini sunuyor ve bu büyük kutsal görevden, mafihadan dünyaya dönüyor.

Risale-i Nur’a bölüm bölüm, parça parça, epizot epizot dağılmış bu hakikati bir büyük izahtan sonra ortaya “Bediüzzaman ve Namaz” diye bir kitap çıkar. Hep sosyal konular yerine “Namaz Sempozyumu” da düzenlenmeli.

Tahiyyat bir cünbüş hani sevdiğiniz birine hediyeleri götürürsün, o hediyeleri alır memnun olur. Siz de hediyeleri sunmaktan memnun olursunuz, bir bayram, bir şehrayin o an.

Ettahiyyatü lillah dersin tesbihat-ı hayatiye ve takdim edilen fıtri hediyeler, nasıl canlanmış tahiyyattaki kul ile Rabbi arasındaki konuşmalar ve bunların peygambere intisapla kazandığı ulvi manalar.

Cenab-ı Mevlana “aşk imiş alemde her ne var, ilim bir kıl ü kal imiş ancak” demiş. Bu yüzden kitabı, defteri bir yana bırakıp Zerkub’un evinde Şems’in öğrettiği semaı öğrenmiş. Dönerken alemin bir hakikat etrafında dönmesini, mahlukatın hediyelerini Allah’a sunmasını, alemin deveranını anlatmış. Bu kadar harika ananelerimiz var, çocuklarımız Avrupai oyuncaklar elinde zebun, hay Allah’ım hay hay…

Bütün canlıların fıtri ibadetlerini sunan Peygamberimize (asm) karşı Allah da ümmetinin Salihlerini sunar. Konuşma karşılıkla dialoga dönüşür ve devam eder.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
4 Yorum