Said ÖZADALI
Kızıl Îcâz Dersleri-38
Eksik Had: Fasıl Tek Başına veya Uzak Cinsle
Bir önceki dersimizde tam haddin yakın cins ile yakın fasıldan kurulduğunu gördük. Süllem şimdi tarifin bu yüksek derecesinden bir alt basamağa iner ve “eksik had” diye adlandırılan iki kuruluş biçimini gösterir.
1. Süllem’in asıl metni
وَنَاقِصُ الْحَدِّ بِفَصْلٍ وَمَعَا
جِنْسٍ بَعِيدٍ لَا قَرِيبٍ وَقَعَا
Okunuşu: Ve nâkısu’l-haddi bi-faslin ve ma‘â / Cinsin baîdin lâ karîbin vaka‘â.
Yaklaşık mânası: Eksik had, fasıl ile tek başına yahut yakın değil, uzak bir cinsle birlikte meydana gelir.
Bu beyit iki şekil bildirir:
- Yakın faslın tek başına kullanılması.
- Yakın faslın uzak bir cinsle birlikte kullanılması.
Yakın cins ile yakın fasıl birleşseydi tarif tam had olurdu. Uzak cins, tarif edilen şeyi fazla geniş bir ortak zemine yerleştirdiği için tarifin derecesi eksik kalır.
2. Bediüzzaman’ın Kızıl Îcâz haşiyeleri
Bediüzzaman, eksik haddin tarif edilene fertler bakımından eşit olmasını; fakat kavram yapısı bakımından tam mahiyet açıklaması vermemesini nazara verir. Bir söz, tarif edilen bütün fertlere uygulanabilir ve yabancıları dışarıda bırakabilir; buna rağmen mahiyetin bütün kurucu mertebelerini açıklamayabilir.
Fasıl, nev‘i meydana getiren, cinsi bölerek onun belirli bir payını tür hâline getiren ayırıcıdır. “Nâtık” insanın yakın faslı olarak kullanıldığında insanı diğer hayvanlardan ayırır. Ancak “İnsan nedir?” sorusuna yalnız “nâtıktır” diye cevap vermek, ortak zemini bildiren yakın cinsi açıkça söylemediği için eksik had sayılır.
İkinci yol, faslı uzak cinsle birleştirmektir. “İnsan nâtık cisimdir” denildiğinde “cisim” insanın yakın değil uzak cinsidir. Tarif ayırıcı vasfı taşısa da “hayvan” mertebesini atlar. Üstad’ın haşiyesinde uzak cins, tür ile bazı ortaklarının müşterek zeminini bildirir; fakat türle aynı yakın cins altında bulunan bütün ortakları doğrudan göstermez.
Haşiyede “yakın değil” kaydı özellikle korunur. Çünkü yakın cins ile yakın fasıl bir araya geldiğinde artık eksik değil, tam had meydana gelir. Orta cins de bu bağlamda uzak hükmündedir; tamlık için nev‘in hemen üstündeki cins aranır.
3. Molla Abdülmecid’in izahı
Molla Abdülmecid eksik haddin iki şeklini açıklar. Birincisi, yakın faslın cinssiz söylenmesidir: İnsan için yalnız “nâtık” demek gibi. İkincisi, yakın faslın uzak cinsle, üstelik cins önce ve fasıl sonra gelecek biçimde kullanılmasıdır: “Nâtık cisim” değil, “cisim nâtık” denilmesi gibi.
Bu sıra yalnız dil zevki değildir. Cins ortak zemini hazırlar, fasıl onu daraltıp tarifi tamamlar. Faslı önce söylemek, zihnin genelden hususiye doğru ilerleyen tabiî tertibini bozar.
Şerh ayrıca tek kelimelik faslın aslında terkibli bir mânaya çözümlenebileceğine işaret eder. “Nâtık” lafzı, “kendisine aklî idrak sabit olan varlık” mânasında açıldığında açıklayıcı bir yapı kazanır. Bununla birlikte yakın cins açıkça zikredilmediği için mantıkî tarif bakımından eksiklik kaydı devam eder.
4. Tamlık ile doğruluğu ayırmak
Eksik had mutlaka yanlış tarif demek değildir. Eksiklik, tarifin mertebesini ve mahiyeti açıklama gücünü bildirir.
- “İnsan nâtıktır” ayırıcıyı verir, fakat yakın cinsi açıkça göstermez.
- “İnsan nâtık cisimdir” faslı ve uzak cinsi verir, fakat yakın cins basamağını atlar.
- “İnsan nâtık hayvandır” yakın cins ile yakın faslı topladığı için klasik mantık bakımından tam hadde örnektir.
Demek ki bir tarifin doğru bir özelliğe dayanmasıyla, mahiyetin bütün yakın kurucu sınırlarını göstermesi aynı şey değildir.
5. İhsan Kasım es-Sâlihî hakkında tahkik notu
Esas nüshada bu beyit ve şerhi üzerinde İhsan Kasım es-Sâlihî adına açıkça ayrılmış müstakil bir açıklama tespit edilmemiştir. Neşir ve düzenleme emeği saklı olmakla beraber, kendisine ayrıca görüş isnat edilmemiştir.
6. Risale-i Nur bağlantıları
Risale-i Nur’da bir hakikatin yalnız bir vasfını söylemek bazen doğru olmakla beraber, o hakikatin bütününü göstermeyebilir. İnsanı yalnız “düşünen”, yalnız “canlı” veya yalnız “muhtaç” diye anlatmak, hakikatin bir yönünü bildirir. Akıl, kalp, vicdan, irade, ubudiyet istidadı ve acz-fakr gibi yönler birlikte düşünülünce daha zengin bir tasavvur doğar.
Temsil ve teşbihlerde de benzer bir dikkat gerekir: Benzetilen yön doğru olabilir; fakat iki şeyin bütün mahiyetlerinin eşit olduğu sonucu çıkarılamaz. Mantıktaki tam ve eksik tarif ayrımı, temsili hakikatin tamamı yerine koymamayı öğretir.
Bu bağlantı, Kızıl Îcâz’daki ölçülerden hareketle yapılmış açıklayıcı bir tatbiktir; başka bir risaleden doğrudan alıntı değildir.
7. Günlük tatbik
Bir kişiyi veya meseleyi tek bir ayırıcı vasıfla tanımladığımızda kendimize soralım:
- Söylediğim vasıf doğru olsa da tarifin ortak zeminini eksik bırakıyor mu?
- Çok uzak ve geniş bir sınıftan mı hareket ediyorum?
- En yakın ortak çevreyi tespit ettim mi?
- Bir özelliği kişinin bütün mahiyeti hâline mi getiriyorum?
“Bu çalışan hızlıdır” sözü bir faslı değil, gözlenen bir vasfı bildirir. “Bu çalışan hızlı, dikkatli ve güvenilirdir” demek tanıtımı zenginleştirir; fakat yine de insanın bütün şahsiyetini tüketmez. Doğru gözlem ile kuşatıcı tarif arasındaki farkı korumak, adaletli hükmün şartıdır.
Netice
Eksik had, yakın faslın tek başına veya uzak cinsle birlikte kullanılmasıyla kurulur. Ayırıcı vasfı doğru gösterebilir; fakat yakın cins basamağını açıkça vermediği için tam haddin mahiyet açıklama gücüne ulaşamaz. Mantığın öğrettiği ölçü şudur: Doğru bir parça, her zaman bütünün tam tarifi değildir.
Kaynak ve tahkik notu: Abdurrahman el-Ahdarî, es-Süllemü’l-Münevrak, eksik had beyti; Bediüzzaman Said Nursî, Kızıl Îcâz haşiyeleri; Molla Abdülmecid Nursî’nin izahı, İhsan Kasım es-Sâlihî’nin düzenlediği esas Arapça nüsha, basılı s. 191-192 (PDF s. 39-40). Beyit esas nüshayla karşılaştırılmış; haşiye ve izahlar uzun doğrudan alıntı yerine mânaca aktarılmıştır.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.