Kelebek etkisi ve çocuklarımız

Hedonist bir dünyaya “ene” merkezli bir dalış, çağımızın belki de en büyük handikapıdır.
İnsanlık için “en iyi şey” haz almak olan Hedonist endeksli bir hayatın startı günümüzde çocukluk yaşında PC'nin başında başlıyor.

Genel manada ise “sanal” diye kabul edilen hayal dünyasının zamanla iç âlemlerde gerçeğe dönüştüğünü kimse fark etmiyor.

Çocukların; öldürmek… Bir daha “öldürmek…”Tekrar “öldürmek…” Hele öldürürken kanla karışık vücut parçalarının sağa sola dağılırken çocuğun aldığı haz (!)… Ve böyle bir öldürme zevkiyle büyüdüğünde gelecekteki dünyanın nasıl imar edildiğinin ürpertisi!...

Oysaki maneviyat büyüklerimizin davranışlarına baktığımızda;
Örneğin Bediüzzaman, yumurta pişirirken özen ve dikkatle yumurta içinin çıkabileceği kadar bir delik açıp geri kalanı aynı özenle çöpe atarken kendisine; “Neden böyle yaptığı” sorulduğunda; "elinizi kırmaya ve yıkmaya alıştırmayın” cevabı son derece enteresandır.

İnsanoğlunun ne kadar hassas duygularla donatıldığı ve o duyguların müspet veya menfi istikamette doğru kullanılması, kişilikler üzerinde geri dönüşümsüz etkiler bıraktığı unutulmamalıdır.

* * *

Çıkar uğruna hayatını feda etmek, aşağılanmış duyguların himayesine girmek demektir. Eğer ki cehennem korkusu bir şey ifade etmiyorsa... Gününü gün etmek sevdası iklimlerimizde hâkim olmuşsa...

“Şeytanın en önemli desisesi kendisini unutturmasıdır” gerçeğine nazire olarak “sanal” diye küçümseyerek baktığımız ve de mülayim sandığımız bir canavarın kucağında çocuklarımız büyüyorsa... Oturup başımızı avuçlarımızın arasına alıp düşünmemiz gerekmiyor mu?

* * *

Ferdi kutsayan hodenizm, zevk alması için her şeyi mubah kılan bir anlayıştır ki, toplumsal deformasyona sahip bireyler yetişmekte.
 
Aslında bunca terör, bunca yıkıcılık da belki bu noktada kuvvet buluyor. Yani “öldürme”nin zevk olması... Ne kadar garip değil mi? “Öldürmekten zevk almak...”

Bir kız çocuğun babasının cesedine sarılıp feryadı figan etmesinin verdiği haz (!)... Doruk nokta olsa gerek (!)

Acaba farkında mıyız; Ta çocukluk yaşta evlatlarımızı ittiğimiz sınav yarışında, çocuğun kazanmak için tüm dünyayı kendine rakip olarak gördüğü ve bencil yetiştiği... Ve bunun sonucunda hodenist yetiştiği..

O kadar çok farklı duyguların o kadar çok farklı açılımları var ki;
İnsan hangisine değineceğini şaşırıyor.
İnsan ki kişilik olarak her an var olabilecek sonsuz ihtimallerden birisine kendi cüzi iradesiyle adım atıyor.
Yani şu an bulunduğumuz hal bir an önce yoktu biz meylettik Cenab-ı Hak varlık âlemine soktu.
Yani her an sonsuz ihtimallerden oluşan kişiliklere bürünebiliriz.
Gerçek kişiliğimize ancak yaşadıkça ulaşabiliyoruz.

Bu gerçek ışığında, düşünecek olursak;
Albert Einstein; “Matematik kesin olduğunda gerçeği yansıtmaz, gerçeği yansıttığında kesin değildir” yaklaşımı daha da akılcı olabiliyor.

Ve “kelebek etkisi.”
Yani dinamik sistemlerin özellikleri, başlangıç noktalarında meydana gelen en ufak-moleküler- bir değişikliğin beklenmedik boyutlarda sonuçlar doğurabilmesi...
Yani küsuratların büyüklüğü...
Yani sayısız duygulara haiz insanın en ufak (!) bir duygusunun fıtri akışının dışına çıkması sonucu meydana gelebilecek canavarlıklar...

Ve günümüzde aynı duyguya hitap eden aktivitelerin zaman içinde tüm insanlığı tehdit edebilecek “kelebek etkisi” yapacak sosyal tsunamiler... (Mesela; terörizm.)

Evet, bireysel bozulmalar toplumsal deformasyonlara sebep oluyor ve bunun sonucunda korkunç bir gelecek bizi bekliyorsa;
An be an dünyayı dizayn etmenin bizlere bağlı olduğu unutulmamalı.

Unutulmamalı ki önce iç âlemimizi sonra geleceğimizi oluşturan çocuklarımıza çağa uygun bir hareket tarzıyla yaklaşalım.
Yoksa kendi kıyametimizi kâinatın “ömr-i tabisi” bitmeden koparmayalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum