'İstanbul Bienali de özür bekliyor'

'İstanbul Bienali de özür bekliyor'

İsrail’in yıllardır işgal topraklarında uyguladığı insanlık dışı bir politikası var: Yok hayır, kadın ve çocukları acımasızca öldürmesinden söz etmiyorum.

Murat Erdin’in İstanbul Bienali İzlenimleri

İsrail’e karşı direnen, örneğin askerine taş atan, kimlik göstermeyen veya kavga çıkaran Filistinlilerin evlerini yıkıyor.
Bu yeni bir şey değil.

Ortadoğu’yu iyi takip edenler bilirler.
İsrail karşıtı bir gösteride yakalanan Filistinli bir gencin yaşadığı ev silah zoruyla boşaltılır. Ardından İsrail buldozerleri gelip 10 dakika içinde evi yerle bir ederler. Evde kim ve kaç kişi yaşıyor olursa olsun. Bazen evde sakat, güçsüz veya yaşlı insanlar da olabilir. İzleyen tüm komşuların vicdanını sızlatan yıkım manzarası İsrail askerleri tarafından alışıldık bir el çabukluğuyla bitirilir. Geride sadece yurdu değil artık evi de olmayan bir Filistinli aile daha kalır. Asimilasyon, yerinden-yurdundan etme ve bölgeyi Yahudileştirme denen şey böyle yapılıyor. Hem de yıllardır.
Bitmedi.

İSTANBUL BİENALİ DE İSRAİL’DEN ÖZÜR BEKLİYOR

İsrail yıkım masraflarını da evlerini başına yıktığı o aileden tahsil eder. Parası olsun veya olmasın.
Tüm bunları neden yazdım ?
12.İstanbul Bienali’nde Filistinli bir sanatçının sergisini görünce çok etkilendim ve sizler için izlenimlerimi kaleme almak istedim.
İstanbul Bienali’nin bu yılki adı “untitled” yani “isimsiz” olarak konmuş olsa da bienale katılan sanatçılar sanatla politika arasındaki zengin ilişkiyi araştırıyor ve hem biçimsel bakımdan yenilikçi, hem de siyasi anlamda sözünü esirgemeyen yapıtlara odaklanıyor. 12. İstanbul Bienali, Küba asıllı Amerikalı sanatçı Felix Gonzales-Torres’in (1957-1996) yapıtlarını çıkış noktası olarak alıyor.

Bienal beş karma sergi ve 50’den fazla kişisel sunumdan oluşuyor ve tüm bu sergiler bir mekanın iki farklı binasında, Antrepo 3 ve 5’te yer alıyor. Tema başlıkları, İsimsiz (Soyutlama), “İsimsiz” (Ross), “İsimsiz” (Pasaport), İsimsiz (Tarih) ve “İsimsiz” (Ateşli Silahla Ölüm). Ziyaretçiler sunulan sanat eserleri karşısında sadece sessiz birer alıcıdan ziyade aktif okuyucular olmaya teşvik ediliyor.

Ben de aktif bir ziyaretçi olarak 1985 Kudüs doğumlu Filistinli sanatçı Bisan Ebu-Eisheh’in sergisini gezdim ve gezerken etkilendim. İsrail’in sadece Türkiye’den değil, tüm dünyadan ve şu anda bu bienali gezen herkesten özür dilemesi gerektiğini düşündüm.

Filistinli Bisan’ın eserleri tamamıyla İsrail’in Kudüs ve çevresinde yıktığı evlerden çıkan eşyalardar oluşuyor. O eşyalar bienalde sanki arkeolojik birer bulguymuş gibi cam masaların içinde sergileniyor. Çok da iyi yapılıyor. Çünkü İsrail Devleti’nin bu yüzyılda yaptıkları, tıpkı geçen yüzyılda kendilerine yapılan soykırım gibi tarihe delil olarak yazılacak ve ibreti alem olsun diye asla unutulmayacak öğeler içeriyor.
Filistinli Bisan Ebu Eisheh işte bize bunları gösteriyor.

Bir tarafta yıkılan bir evden çıkan buzdolabı parçaları, diğerinde bir çocuğun oyuncakları. Başka bir yerde 19 Şubat 2011’de yıkılmış bir evden çıkan mobilya parçaları sergileniyor. İçinde 7 kişinin oturduğu ev artık yok ve İsrail yıkım parasını aileden tahsil etmiş.

Başka bir yerde bir su tabancası var, diğerinde bir kadının saç tokası ya da bir ayakkabı.
Hepsi bu yüzyılda olmuş. Çok yakın bir tarihte. Çok yakınımızda. Bizim özür beklediğimiz İsrail, 1948’den bu yana Filistinlilere binlerce özür borçlu; tabii uygar dünyaya da.

Ne kadar uygar bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Lütfen 12.İstanbul Bienaline gidin. Tüm eserleri gezin. Bisan Ebu Eisheh’in yapıtını ise görmeden oradan çıkmayın.
İsrail’in kim olduğunu daha iyi anlayacaksınız.
www.iksv.org