Himmet UÇ

Himmet UÇ

Isparta Muhsin Kiremitçi İmam Hatip Orta Okulunun Efendimizi (asm) anma toplantısından izlenimler

A+A-

Isparta’da Muhsin Kiremitçi imam hatip ortaokulunda bir Nebi-yi Zişan Efendimizi (asm) anma akşamı yapıldı. 28 Kasım 2018. Saat sekize yakın okulun salonuna gittik. Öğretmen Murat Özay sunuculuk yaptı.

“Sayın okul müdürüm, saygıdeğer öğretmen arkadaşlarım ve sevgili öğrenciler, Rabbimizin Âlemlere Rahmet olarak gönderdiği o güzel elçinin, kutlu Nebi’nin (asm) dünyamıza teşrifinin yıldönümü münasebetiyle hazırladığımız programa hepiniz hoş geldiniz, safalar getirdiniz.”

Programın başında bağımsızlığımızın kutlu bir haykırışı olan İstiklal Marşımızı okulun müzik öğretmeni Hasibe İçöz tarafından öğrencilerle birlikte icra edildi. Programın açılışını Ahmet Kutsi Uç, Kur’an-ı Kerim ziyafetiyle Ali İmran suresinin 144 ile 149. sureleri arasını icra etti.

"Muhammed, elçidir, nitekim ondan önce de nice Resuller gelip geçmiştir. Şayet o ölür veya öldürülürse, siz hemen gerisin geriye dinden mi döneceksiniz, kim geri döner dinden çıkarsa, bilsin ki Allah’a asla zarar veremez, ama Allah hidayetin kadrini bilip şükredenleri bol bol mükâfatlandıracaktır.

Allah izin vermedikçe hiçbir kişi ölemez, bu belli bir vakte bağlanmış takdir edilmiştir. Her kim dünya mükâfatını isterse kendisine dünyalık bir şeyler verilir, kim ahiret mükâfatı isterse ona da ondan verilir. Biz şükredenleri elbette ödüllendireceğiz.

Nice peygamberler gelip geçti ki onlarla beraber kendini Allah’a adamış birçok rabbaniler savaştı. Onlar Allah yolunda başlarına gelen zorluklar sebebiyle asla yılmadılar. Zayıflık göstermediler. Düşmanlarına boyun da eğmediler, Allah böyle sabırlı insanları sever.

Evet, onların bu durumda dedikleri sadece şu oldu. Ey bizim Kerim Rabbimiz, günahlarımızı ve işlerimizdeki aşırılıklarımızı affet, ayaklarımızı hak yolda sabit kıl. Ve kâfirler güruhuna karşı bizlere yardım eyle.

Allah da onlara hem dünya mükâfatını hem de o güzelim ahiret mükâfatını verdi. Allah elbette hep iyi davrananları sever.

Ey iman edenler, şayet siz kâfirlere itaat ederseniz, onlar sizi dininizden döndürürler. Siz de ziyana uğrayanlardan olursunuz."

Okul Müdürü Mehmet İslamoğlu yukarıdaki ayeti açıkladı ve o doğrultuda konuştu. Öğretmen Hasibe İçöz, öğrencileri ile birlikte Peygamberimizle (a.s.m) ilgili ilahileri söylediler, müzik eşliğinde muhtevaya uygun ilahiler dinleyicilere güzel anlar yaşattı.

İslamoğlu’nun konuşmasından sonra ben kısa bir konuşma yaptım. Felsefe tarihinden, İslam tarihinden peygamberin gerekli olduğuna dair felsefî, kelâmî ve tarihî örnekler verdim. Bunlardan biri Hz. Ömer’in çocukluğunda yaşanmıştı. Ailesinden bir zat ölmeden önce, "kâinatın sırlarını ve yaratanın esrarını anlatan bir adam çıkarsa ona kem küm etmeden tabi olun" diyordu. Keşke bilseydim yüzümü haşre kadar yerden kaldırmazdım, bizim bildiğimiz ama kayıtsız kaldığımız bu kâinat ve hilkat esrarı karşısında.

Bir filozof intihar eder, kurtarılır neden intihar ettiği soruşturulur. Âlemin bir saat gibi işleyişi karşısında maveradan bu hareketin bu düzenli hareketin anlamını çıkaramadığını bunu bilmeden zevklere aldanıp yaşamayı etik bulmadığını söylemişti. İşte peygamber, sanat, felsefe ve pagan dönemi dinlerinin kayıtsız kaldığı, anahtarını bulamadığı sırları Allah’ın kitabı ile getirmişti, ne hediye ama.

Sayın sunucu saadet asrından Ashabdan bazı örnekler nakletti, hepsinin odak noktası Peygamberimizdi (a.s.m). “Ne zaman saadet asrını düşünsek arkadaşlarından o güzide ashabından biri peygamber sevgisi öğretir bize. Ashabından biri sana gelmişti. “Ya Resulallah, seni o kadar çok seviyorum ki, aklıma geldiğinde gelip seni görmesem, canım çıkacak gibi oluyor. Sonra ahireti düşünüyorum, Cennete girsem bile seninle birlikte olamayacağım, aşağı mevkilerde, bu da zoruma gidiyor, istiyorum ki ahirette de yanında olayım."

Sen de “Kişi sevdiğiyle beraberdir” buyurmuştun. Ya Resulallah (asm) Sen abdest aldığında Ashab-ı Güzin efendilerimiz koşarak abdest suyunu alıp yüzlerine sürerlermiş, bir defasında sormuşsun "Niçin böyle yapıyorsunuz? Bereket ve hayır umuyoruz" demişler. Sen de buyurmuşsun ki “Allah ve Resulünün sevgilisi olmak isteyen doğru söylesin emanete riayet etsin, komşusunu incitmesin."

Ne zaman saadet asrını düşünsek arkadaşlarından o güzide ashabından biri Hamd eder, Allah’a şükrü öğretir bize. Eba Eyyüb-el Ensari ona öğrettiğin kelimeleri söyler, “Allah'tan başka ilah yoktur. Mülk ve saltanat O’nundur. Hamd O’nun hakkıdır, O‘nun ortağı yoktur."

Selam olsun O’nu hakkıyla anlayabilene selam olsun O’nun kutlu mesajını çağa taşıyabilene ve selam olsun O’nun sünnetinin canlı şahitliğini yapabilene.

Ne zaman saadet asrını düşünsek, arkadaşlarından o güzide ashabından biri ağlar gönlümüzde, önce sen ağlarsın. Abdullah Bin Mesud’a “Bana Kur’an oku" demiştin. “Ya Resulallah Kur’an sana indirilmişken Sana mı Kur’an okuyayım" demişti: "Onu başkasından dinlemeyi de severim” buyurmuştun. İbn-i Mesud Nisa suresini okumuş, bir ayete gelmişti. “Her ümmetten birer şahid, onların üzerinde de Habibim, Seni bir şahid olarak getirdiğimiz zaman, onların hali nice olur.” Şimdi yeter demiştin. İbn-i Mesud gözlerini kaldırıp bakmıştı Sana, gözyaşların mübarek sakalına inmişti.

Hani bir defasında ashabına Kur’an okuyordun. “Sakının o ateşten ki, onun yakıtı insanlar ve taşlardır“ diyordun. Önünde oturan siyahi bir adam yüksek sesle ağlamaya başlamıştı, o ağlayışa Cibril inmişti semadan “Ya Resulallah huzurunda bu ağlayan zat kimdir?" demişti. Sen de “Habeşli biri" demiş onu övmüştün, Cebrail şu müjdeyi vermişti "Allah buyuruyor ki, izzet ve celalime ve arş üzerindeki hakîmiyetime yemin ederim ki dünyada benim korkumdan ağlayan bir kulun gözünü, Cennette çok güldüreceğim.”

Ne zaman saadet asrını düşünsek arkadaşlarından, o güzide ashabından biri hesap gününden korkar gönlümüzde. Şeddad Bin Evs korkar yatağına girdiğinde, sağına soluna döner durur, uyuyamaz. “Allah’ım Cehennem ateşi uykumu kaçırdı" der. Sonra kalkar sabaha kadar namaz kılar.

Nebiyi Zişan günü, melekleri kıskandıran bir safiyetle bir salona dizilmiş çocukların uhrevi ve lahûti neşeleri ile devam etti program. Muhammed Ali Kılış Ezanı Muhammediyi okudu güzel ve tesirli sesiyle. Bu nurani çocuklara bir soru sorulmuş ve onlardan cevaplar alınmıştı, dramatik bir şekilde. “Eğer peygamberimiz (a.s.m) ile karşılaşsaydın ne yapardın?” Onlar da şaşkınlıklarını bu semavi misafirin karşısında bazen çocukça bazen olgunca, bazen enteresan cevaplar verdiler.

Okulda yapılan bazı faaliyetlere ödüller verildi. Ödül ne olabilirdi, kâinat kitabının Allah tarafından okunmasından oluşan Kur’an-ı Azîmüşşan idi. Bunlardan biri de bizim Ahmet Kutsi’ye biri de bana düşmüştü, hanım "bana da bir tane düşse Kur’an’ım eskidi" demişti, o sırada ona bir Kur’an çıktı, sevinci hesapsız, bîpayân.

Sunucu heyecanlı ve katkılı sesi ile toplantıyı bitirdi. Isparta güzel bir gece yaşadı. Burada "Bir Gece" isimli Hz. Peygamber (a.s.m) için yazılmış bir portre şiiri alıyoruz, yazan Mehmet Akif Ersoy, medarı iftiharımız, özel adam.

Bir gece

On dört asır evvel, yine böyle bir geceydi,
Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lâkin, o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler,
Kaç bin senedir halbuki bekleşmedelerdi!
Neden görecekler, göremezlerdi tabii;
Bir kere, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi,
Bir kerede, mamure-i dünya, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bu günden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Feyza bütün afakını sarmıştı zeminin.
Salgındı, bugün şarkı yıkan, tefrika derdi.
Derken, büyümüş kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma'sum,
Bir hamlede kayserleri, kisraları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı dirildi;
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi geberdi!
Âlemlere rahmetti evet şer-i mübîni,
Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, O'nun vergisidir hep;
Medyun ona cemiyyet-i, medyun O'na ferdi.
Medyundur o masuma bütün bir beşeriyet
Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum