İftar sofrasına ağlayan sahabe

İftar sofrasına ağlayan sahabe

İftar vakti olduğunda ona yemek getirdiler. Genellikle oruçlu olan kimse aç olduğu için yemek yemek ister. İşte o esnada önüne konan mükellef iftar sofrasını görünce bir anda...

Konuyla ilgili rivayetlerden biri şöyledir:

İbrahim İbni Abdurrahman İbni Avf’dan rivayet edildiğine göre, oruçlu olduğu bir gün Abdurrahman İbni Avf radıyallahu anh’ın önüne (mükellef bir iftar) sofrası getirdiler. O (sofraya şöyle bir baktı ve sonra) şunları söyledi:

Musab İbni Umeyr, Uhud Savaşı’nda şehit edildi. O benden daha iyi idi. Ama kefen olarak bir kaftandan başka bir şeyi yoktu. Onunla da başı örtülse ayakları, ayakları örtülse başı açıkta kalıyordu. Sonra dünyalık olarak her şey önümüze kondu -ya da dünyalık olarak her şey bize verildi- (Şimdi bunca nimetler önüme getiriliyor). İyiliklerimizin karşılığı dünyada peşin verilmiş olmasın! Bundan endişelenmekteyiz, deyip ağlamaya başladı. Hatta iftar yemeğini de yemedi, terk etti. (Buhârî, Cenaiz 27, Meğazî 26)

Abdurrahman İbni Avf radıyallahu anh, daha yaşarken cennetlik olduğu müjdelenmiş bahtiyarlardandır. Kendisi sekizinci Müslümandır. Bu sebeple sahabilerin en kıdemlilerinden sayılmıştır.

Abdurrahman İbn Avf, bir gün oruç tutuyordu. İftar vakti olduğunda ona yemek getirdiler. Genellikle oruçlu olan kimse aç olduğu için yemek yemek ister.

İşte o esnada önüne konan mükellef iftar sofrasını görünce bir anda geçmiş günleri hatırlamış, Müslümanların ne zor şartlarda mücadele ve hatta can verdiklerini şöyle bir kez gözlerinin önüne getirmiştir.

Kendisinden daha hayırlı olduğuna inandığı Musab İbni Umeyr -ve rivayete göre Hz. Hamza- gibi Uhud Harbi şehitlerini bir anda gözünde canlandırıyor. Onların kefen olarak birer kaftan veya hırkadan başka bir şey bulamadıklarını, baş taraflarını o hırka ile ayaklarını ise izhir denilen otlarla kapatarak defnettiklerini hatırlıyordu.

Önüne konmuş iftar sofrasına bakarken bunları düşünebilen Hz. Abdurrahman, bir de pek anlamlı bir kuşkusunu ifade ediyordu:

"Elde ettiğimiz bu dünyalıklar, yaptığımız iyiliklerin peşin mükafatı olmasın. Eğer böyle ise, ahirette ne yaparız?"

Abdurrahman İbn Avf, Musab İbn Umeyr’in halini hatırlıyor ve ardından şöyle diyordu:

“Onlar geçip gittiler. Allah Teâlâ’nın geride kalanlara dünyadan nasip ettiği ganimetlerden bir şey almadılar.”

Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Bir de elde edeceğiniz pek çok ganimet…” (Fetih, 48/19)

Ardından Abdurrahman İbn Avf, şöyle dedi: “İyiliklerimizin karşılığını daha dünyadayken peşin olarak verilmesinden korkuyoruz.”

Yani hakkında şu sözlerin söylendiği zümreye dahil olmaktan korkuyoruz:

Her kim bu geçici dünyayı dilerse orada ona, dilediğimiz kadarını dünyada hemen verir, sonra da onu kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız.” (İsra, 17/18) 
Ya da
“Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz.” (Ahkaf, 46/20)

İşte bu yüzden Abdurrahman İbn Avf da iyiliklerinin karşılığının dünyada verilmesinden korkmuş, kendinden önceki salih olan kimselere kavuşamamaktan korktuğu için ağlamış ve böylesine ağır ve ciddî bir değerlendirme sonunda, bütün iştahı ve isteği kesilen Abdurrahman İbni Avf Hazretleri gözyaşları içinde sofrayı terk etmiştir. (bk. İbnü’l Esîr, Üsdü’l-ğâbe, 3/479; Zehebî, Alamu’n-nübela, 1/146-147).

Bu, gerçekten büyük ve anlamlı bir harekettir. Kavuşulan yeni imkânlar, geçmişin gerçeklerini unutturmamalı, aksine bütün çıplaklığıyla hatırlatmalı ki, bu yeni nimetlerin kıymeti ve değeri bilinebilisin.

Abdurrahman İbni Avf’ın, Musab İbni Umeyr’in kendisinden daha hayırlı olduğunu söylemesi, bir bakıma tevazu göstermesidir. Kimin kimden daha üstün ve hayırlı olduğunu Allah bilir. Ancak o, böyle düşünmek suretiyle, hamdini ve hayrını arttırmak istemektedir. Döktüğü gözyaşları bile onun hasenatı olmaktadır.

Demek ki:

- Eldeki nimeti takdir için geçmişi unutmamak gerekir.

- Kazanılan başarı ve nimetlerin birer peşin ödül olup olmadıklarını merak etmek ve ona göre davranmak gerekir.

- Her Müslümanın, bu kıssadan alacağı bir hisse olmalıdır.

Sorularla İslamiyet

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.