Hz. Yusuf'a öğretilen 'tevîlü'l-ehâdîs' neyi ifade eder?
Allah Teâlâ Hz. Yusuf'a bütün olayların gaybî hakikatini ve perde arkasını doğrudan mı bildirmiştir?
SORU:
Allah olayların gaybî iç yüzünü mü gösterdi, yoksa olayları doğru yorumlama ilmi mi verdi? Kur'an'da Hz. Yusuf hakkında geçen "te'vîlü'l-ehâdîs" (تَأْو۪يلِ الْاَحَاد۪يثِ) ifadesi tam olarak neyi ifade etmektedir?
Bazı müfessirler (örneğin Muhammed Abduh ve Reşid Rıza), bunu rüya tabiri ve olayların gerçek iç yüzünün Allah tarafından Hz. Yusuf'a bildirilmesi şeklinde açıklarken; İmam Mâtürîdî ise bunun rüya tabiri yanında olayları doğru yorumlama ve önceki ilâhî kitapları anlama ilmini de kapsadığını belirtmektedir.
Bu çerçevede şu hususu merak ediyorum:
Allah Teâlâ Hz. Yusuf'a bütün olayların gaybî hakikatini ve perde arkasını doğrudan mı bildirmiştir? Yoksa ona güçlü bir feraset, hikmet ve ilim vererek kaderin tecellilerini, olayların sebep-sonuç ilişkilerini ve sonuçlarını doğru değerlendirme kabiliyeti mi kazandırmıştır?**
Başka bir ifadeyle, "te'vîlü'l-ehâdîs" sadece gaybî bilgilerin verilmesini mi ifade eder; yoksa rüyaların yorumlanması, yaşanan olayların hikmet ve akıbetini doğru okuyabilme, hatta ilâhî vahiy ve kıssaları doğru anlayıp yorumlama gibi daha geniş bir anlam alanına mı sahiptir?
Özellikle İmam Mâtürîdî'nin bu konudaki yaklaşımı esas alındığında, "te'vîlü'l-ehâdîs" kavramını nasıl anlamak daha isabetli olur?
CEVAP:
“Te’vîlü’l-ehâdîs” kavramını yalnızca rüya tabiriyle sınırlandırmak doğru değildir. Bu ifade; rüyaların yorumlanmasının yanı sıra, yaşanan olayların hikmetini, gerçek anlamını ve ulaşacağı sonucu doğru şekilde kavrayabilmeyi, ayrıca Hz. Yusuf’a gelen ve daha önceki peygamberlere gönderilen ilâhî vahiyleri, kıssaları ve hakikatleri doğru anlayıp yorumlayabilmeyi de içine alan geniş bir anlam alanına sahiptir.
Nitekim “te’vil” kelimesinin taşıdığı geniş anlam ve “ehâdîs” kelimesinin çoğul olarak kullanılması, kavramın tek bir alana mahsus olmadığını göstermektedir. Bu bakımdan “te’vîlü’l-ehâdîs”i, rüya, söz, olay ve ilâhî hakikatlerin görünen yönünün ötesindeki anlamını, hikmetini ve akıbetini doğru kavrayabilme ilmi olarak değerlendirmek mümkündür.
Dolayısıyla Hz. Yusuf’a verilen bu ilmi, yalnızca rüyaları yorumlama kabiliyeti olarak değil; Allah’ın kendisine lütfettiği ilim, hikmet ve feraset sayesinde olayların derin anlamlarını ve sonuçlarını doğru okuyabilme yeteneği olarak anlamak daha isabetlidir. Bu yönüyle kavram, Allah’ın lütfuyla hakikatlerin derinliklerini ve olayların arka planındaki ince hikmetleri kavramaya imkân veren geniş ve derin bir anlam alanına sahiptir.
Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:
Kur’an-ı Kerim’de Hz. Yusuf hakkında şöyle buyurulur:
“Böylece Rabbin seni seçecek ve sana olayların/sözlerin te’vilini öğretecek...” (Yûsuf, 12/6)
Burada geçen “te’vîlü’l-ehâdîs” (تَأْوِيلِ الْأَحَادِيثِ) ifadesinin ne anlama geldiği konusunda müfessirler farklı açıklamalar yapmışlardır. Bu ifade sadece “rüya tabiri” anlamına mı gelir, yoksa Allah Teâlâ’nın Hz. Yusuf’a olayların anlamını, hikmetini ve sonuçlarını doğru kavrayabilecek özel bir ilim vermesini de kapsar mı?
Müfessirlerin açıklamaları dikkate alındığında, kavramı yalnızca rüya tabiriyle sınırlandırmamak daha isabetli görünmektedir.
1. Rüya tabiri
Mücâhid’e göre “te’vîlü’l-ehâdîs”, öncelikle rüyaların yorumlanması anlamındadır. İbn Kesîr de Mücâhid ve bazı âlimlerin bu ifadeyi rüya tabiri olarak açıkladığını nakleder. (bk. İbn Kesîr, Yûsuf, 12/6. Ayetin tefsiri)
Bu anlam, surenin devamındaki olaylarla da açıkça örtüşmektedir. Hz. Yusuf, zindandaki iki kişinin ve daha sonra Mısır hükümdarının rüyalarını doğru şekilde te’vil etmiştir.
2. İmam Mâtürîdî’nin yaklaşımı
İmam Mâtürîdî ise kavramı daha geniş bir çerçevede ele alır. Ona göre “te’vîlü’l-ehâdîs”, rüya te’vilinin yanında Hz. İbrahim ve diğer peygamberlere gönderilen sahifelerdeki ilâhî bilgilerin ve hakikatlerin anlaşılması ve te’vil edilmesini de kapsayabilir.
Bu yaklaşım önemlidir. Çünkü burada Hz. Yusuf’a sadece “rüya tabiri yapma yeteneği” verilmesinden değil, anlamları ve sonuçları doğru kavrayabilmesini sağlayan bir ilim ve hikmetten söz edilmektedir.
3. Diğer müfessirlerin açıklamaları
Semerkandî, “te’vîlü’l-ehâdîs”i rüya yorumu ile diğer ilimlerin te’vili şeklinde daha geniş anlamıştır. (bk. el-Bahrü’l-Muhît; el-Merâgî, Yûsuf suresi 6. Ayetin tefsiri)
İbn Atıyye ise bunu rüya yorumunun yanında geçmiş ümmetlerin kıssalarının ve olaylarının doğru anlaşılması şeklinde de değerlendirmiştir. (bk. Tefsîrü İbn Atıyye, Yûsuf suresi 6. Ayetin tefsiri)
Kurtubî'nin aktardığı açıklamalarda ise Hz. Yusuf'un Allah'ın vahyiyle şereflendirilmesi, bu vahyin te’vil ve tefsirini öğrenmesi ve rüyaları yorumlama kabiliyetinin verilmesi gibi anlamlar zikredilmektedir. (Kurtubî, Yûsuf suresi 6. Ayetin tefsiri)
İbn Âşûr da kavramı yalnızca rüya tabiriyle sınırlandırmaz; rüyaların yanı sıra sözlerin, olayların ve çeşitli bilgilerin insanı doğru sonuca götürecek şekilde te’vil edilmesini kapsayan daha genel bir anlamdan söz eder. (İbn Âşûr, Yûsuf suresi 6. Ayetin tefsiri)
Nitekim bazı Kur'an tercümelerinde de ifade “rüya tabiri” yerine daha geniş biçimde “olayların iç anlamını kavrama/yorumlama” şeklinde karşılanmıştır.
4. Peki Hz. Yusuf bütün gaybı biliyor muydu?
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir.
Hz. Yusuf’a özel bir ilim verilmiş olması, onun gaybın tamamını bildiği anlamına gelmez. Gaybın mutlak bilgisi Allah’a aittir:
“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez.” (En‘âm, 6/59)
Peygamberlere ise Allah'ın dilediği ölçüde gaybî bilgiler bildirilebilir:
“O, gaybı bilendir. Hiç kimseyi gaybına muttali kılmaz; ancak seçtiği bir peygamber müstesna.” (Cin, 72/26-27)
Dolayısıyla Hz. Yusuf'un bazı rüyaların neye işaret ettiğini veya bazı olayların nasıl sonuçlanacağını bilmesi, kendi başına gaybı bilmesi şeklinde anlaşılmamalıdır.
Daha doğru ifade şudur:
Allah Teâlâ Hz. Yusuf’a, dilediği ölçüde özel bir ilim, hikmet ve feraset vermiş; onun olayların anlamını ve sonuçlarını doğru kavramasını sağlamıştır.
Nitekim Hz. Yusuf kendisine verilen bilginin kaynağını şöyle ifade eder:
“Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir.” (Yûsuf, 12/37)
Yani Hz. Yusuf bilgiyi kendi zatından kaynaklanan bağımsız bir gayb bilgisi olarak görmemekte, Allah'ın öğretmesine nispet etmektedir.
5. “Te’vil” sadece gizli bilgiyi bilmek değildir
“Te’vil” kavramı, bir şeyin ulaşacağı sonuca, hakiki anlamına ve akıbetine döndürülmesi anlamını da taşır.
Bunun en güzel örneklerinden biri surenin sonunda görülür. Hz. Yusuf, yıllar önce gördüğü rüyanın gerçekleşmesinden sonra şöyle der:
“Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın te’vilidir. Rabbim onu gerçekleştirdi.” (Yûsuf, 12/100)
Burada te’vil yalnızca rüyadaki sembollerin açıklanması değildir; rüyanın gerçek hayatta hangi sonuca ulaşacağının ortaya çıkmasıdır.
Bu nedenle “te’vîlü’l-ehâdîs”i sadece rüya tabirleri bilmek şeklinde anlamak kavramın anlam alanını daraltır.
6. Hz. Yusuf’a verilen ilim nasıl anlaşılmalıdır?
Hz. Yusuf'un hayatına baktığımızda kendisine verilen ilmin rüya yorumundan daha geniş sonuçlar doğurduğunu görürüz. O, hükümdarın rüyasını yorumlamakla kalmamış, gelecek yıllardaki bolluk ve kıtlığı doğru değerlendirerek buna uygun tedbirlerin alınmasını da tavsiye etmiştir.
Dolayısıyla burada yalnızca geleceğe ilişkin bir bilgi değil, o bilgiyi doğru yorumlama, sonuçlarını kavrama ve buna göre doğru davranışı belirleme hikmeti de bulunmaktadır.
Bu açıdan “te’vîlü’l-ehâdîs”i: Allah'ın Hz. Yusuf'a verdiği özel ilim sayesinde rüyaları, sözleri, olayları ve ilâhî hakikatleri doğru anlamlandırma; bunların işaret ettiği sonuçları ve hikmetleri kavrayabilme kabiliyeti şeklinde anlamak mümkündür.
Sonuç
Bu nedenle “te’vîlü’l-ehâdîs”i ne yalnızca “rüya tabiri” ile sınırlandırmak ne de “Hz. Yusuf’a bütün gaybın açılması” şeklinde anlamak gerekir.
Özellikle İmam Mâtürîdî'nin yaklaşımı dikkate alındığında, kavramın daha geniş bir anlam alanına sahip olduğunu söylemek mümkündür. Buna göre Hz. Yusuf’a verilen şey; rüyaları yorumlama, olayların sonuçlarını ve hikmetlerini doğru kavrama, ilâhî bilgileri ve kıssaları doğru anlama ve bunları isabetli biçimde te’vil etme kabiliyetidir.
Fakat bütün bunlar, Hz. Yusuf'un Allah'tan bağımsız olarak gaybı bildiği anlamına gelmez. Mutlak gayb bilgisi Allah'a aittir; peygambere bildirilen gayb ise Allah'ın dilediği kadardır.
Bu sebeple kavramı en dengeli şekilde şöyle özetlemek mümkündür:
“Te’vîlü’l-ehâdîs”, Hz. Yusuf’a Allah tarafından verilen özel ilim ve hikmet sayesinde rüyaların, sözlerin ve olayların görünen yönünün ötesindeki anlamını ve ulaşacağı sonucu doğru kavrayıp açıklayabilme ilmidir.
Yani Hz. Yusuf’a verilen yalnızca “ne olacağını bilme” değil, Allah'ın kendisine öğrettiği ölçüde “olanın ne anlama geldiğini ve nereye varacağını doğru okuyabilme” ilmiydi.
Sorularla İslamiyet

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.